Hava Nasil Oralarda, Hava durumu
Türk Atasözleri

Türk atasözleri

Alfabetik Sıralı Tüm Türkçe Türk Atasözleri arşiv

A | B | C | Ç | D | E | F | G | H | I | İ | J | K | L | M | N | O | Ö | P | R | S | T | U | V | Y | Z

A harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Aba vakti aba,yaba vakti yaba alan yanılmaz.
Aba vakti yaba, yaba vakti aba.
Abanın kadri yağmurda bilinir.
Abdal abdalın ne umduğunu, ne bulduğunu ister.
Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır. "Süprüntüyü yığmışlar, dağ oldum sanmış! Türk ata binmiş, bey oldum sanmış!.." (Acıpayam-Dodurgalı Fatmana Dağdaş'dan naklen oğlu Said Dağdaş, 1980) atasözünün farklı sürümü... 50-60 sene öncesine kadar köylerde ağalık düzeni varken ağa ve sülalesi dışındaki halka Türk denilmekte imiş. Ağalara atfen söylenmiş olan bu sözde, halk hakir görülmektedir. O dönemi yansıtan bir anlayışın ürünü olarak ortaya çıkmış bir atasözüdür (Fatmana Dağdaş’dan alınan bilgi.).
Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.
Abdalın dostluğu köy görününceye kadar.
Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır.
Abdalın yağı çok olursa gah borusuna çalar, gah gerisine.
Abdesti deli gibi, namazı ölü gibi… Hemen abdestli olmaya çalış. Namazı da Allah’dan hakkıyla korkarak kıl! anlamında… (Bala-Yeniyapan köyünden Şakir Kara’dan naklen Said Dağdaş, 29.06.2011).
Acar tazı çullu da belli olur, çulsuz da.
Acele giden ecele gider.
Acele ile menzil alınmaz.
Acele işe şeytan karışır.
Acele yürüyen yolda kalır.
Aceleci sinek süte düşer.
Acemi katır kapı önünde yük indirir.
Acemi nalbant gibi kah nalına vurur,kah mıhına.
Acemi nalbant kürt eşeğinde dener kendini.
Acı acıyı keser, su sancıyı.
Acı patlıcanı kırağı çalmaz.
Acıkan doyman , susayan kanmam sanır.
Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler.
Acıklı başta akıl olmaz.
Acıkmış kudurmuştan beterdir.
Acındırırsan arsız olur; acıktırırsan hırsız olur.
Acıyan uyumuş, acıkan uyumamış.
Açtığın kapıyı selamla aç, selamla kapın açılsın! (Babasından nakleden Kayseri-Pınarbaşı’lı, 1967’li Mehmed Yılmaz’dan naklen Said Dağdaş, 5.2.2008)! İyiliğin ilk ayağı olan selamlaşmayı önerme örneğiyle; insanlara iyilikle davranmanın, iyilikle karşılık göreceği vurgulanmaktadır.
Adım çıkmış dokuza, inmez sekize (Aksekili M. Ali Şener'den naklen Said Dağdaş, 11.9.2010)!
Ada bana, adayım sana.
Adam adam, pehlivan başka adam.
Adam adama gerek olmasa her biri bir dağ başında olurdu.
Adam adama gerek olur,.
Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil.
Adam adamdan korkmaz, utanır.
Adam adamdır, olmasa da pulu; eşek eşektir, olmasa da çulu.
Adam adamı bir kere aldatır.
Adam hacı mı olur ulaşmakla Mekke'ye, eşek derviş mi olur taş çekmekle tekkeye?.
Adam iş başında belli olur.
Adam olacak çocuk bokundan belli olur.
Adam olana bir söz yeter.
Adam yanıla yanıla, pehlivan yenile yenile.
Adamak kolay, ödemek güçtür.
Adamakla mal tükenmez.
Adamın ahmağı malını över.
Adamın iyisi alışverişte belli olur.
Adamın kötüsü olmaz, meğer züğürt ola.
Adamın yere bakanından, suyun sessiz akanından kork.
Adamın yiğitliği, dayısından belli olur! .

(Ankara-Bala ilçesi Belçarsak köyünden Orhan Vural'dan naklen Said Dağdaş, 19.03.2011). Çocuğun gelişiminde ve ırsi olarak taşıdığı vasıflarda ananın akrabalarının önemli bir ölçüt olduğunu ima için kullanılır. "Tohum, tarlada biter!" atasözü ile benzer anlamda...

Ağaca da çıksa papucu yerde kalmaz (Göksun-K. Maraş'lı, 1951'li Zafer Aydın'dan naklen Said Dağdaş, 26.12.2006)! Tarif edilen kişinin hem kurnaz, hem de tedbirli olduğunu ima eder.
Ağaç düşse de yakınına yaslanır.
Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez.
Ağaçtan maşa olmaz.
Ağanın kahvesi, Türk’ün tarhanası!.. (1341’li F. Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1979).
Ah alan onmaz.
Ahali isterse padişahı tahttan indirir.
Ahlatın iyisini ayılar yer.
Ahmak gelin yengeyi halayığı sanır.
Ahmak misafir ev sahibini ağırlar.
Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.
Ak akçe kara gün içindir.
Ak curun akmazsa kara curun kol gibi.
Ak göt geçit başında belli olur.
Ak gün ağartır, kara gün karartır.
Ak koyun ak bacağından, kara koyun kara bacağından asılır.
Ak koyun kara koyun geçit başında belli olur.
Ak koyunu gören, içi dolu yağ sanır.
Ak koyunu kara kuzusu da olur.
Ak koyunun kara kuzusu da olur.
Ak köpeğin pamuk pazarına zararı vardır.
Ak şeker, kara şeker, bir damar soya çeker.
Akacak kan damarda durmaz.
Akan su yosun tutmaz.
Akan çay her zaman kütük getirmez.
Akara kokara bakma, çuvala girene bak.
Akarsu pislik tutmaz.
Akarsu çukurunu kendi kazar.
Akarsuya inanma, eloğluna dayanma.
Akıl kazanına şans kepçesi (kepçe-i ikbal) gerek.
Akıllı adam kendi işini kendisi görendir.
Akıllı adam bildiğini söylemez;salak adam söylediğini bilmez.
Akıllı düşmandan değil; salak dosttan kork.
Akıllı görgüyü görgüsüzden öğrenir.
Akıllı heran çalışır,salak gün gelir çalışır.
Akıllı sohbetinden salak gülmesinden anlaşılır.
Akıllı bilgi bilir; kurnaz ortamı bilir.
Akıllı bir kez aldanır.
Akıllı sır saklar; aptal sır verir.
Akıllı sözünü aptala söyletir.
Akıllı tez kocar.
Akla gelmeyen başa gelir.
Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.
Akmasa da damlar.
Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğini.
Aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz.
Aktan kara kalktı mı.
Akça akça kazanır; fakir yol teper.
Akça akıl öğretir, don yürüyüş.
Akçanın iyisi kesede duran, bahçanın iyisi eve yakın olan.
Akı karası geçitte belli olur.
Akıl adama sermaye.
Akıl akıldan üstündür.
Akıl akıldan, don yağı pekmezden (olur)!.. (Çankırı-Ilgaz'lı, 1952 doğumlu İsmail Demirci'den naklen Said Dağdaş, 17.3.2011). Nasıl ki pekmeze katılan don yağı pekmeze lezzet verir, akıl da akıldan yararlanır. Doğru karar verir.
Akıl için tarik birdir.
Akıl olmayınca ne yapsın sakal?.
Akıl ortak ortak, mal ortağı kaypak.
Akıl para ile satılmaz.
Akıl yaşta değil, baştadır.
Akıl yiğide sermayedir.
Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış.
Akıllı, söylemeden düşünür, akılsız düşünmeden söyler.
Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır.
Akıllı düşününceye kadar deli oğlunu everir.
Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.
Akıllı olsa her sakallı kişi, sakallılara danışırlardı her işi.
Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.
Akılsız iti yol kocatır.
Akılsız kafanın, ayak çeker zahmetini… (Çankırı-Ilgaz-Aşağıdere köyünden 1930'lu İlyas İyigüngör'den nakleden oğlu 1965’li Harun İyigüngör'den naklen Said Dağdaş, 3.11.2011).
Akılsız kasabın gerisine kaçar masadı.
Akılsız köpeği yol kocatır.
Akıntıya kürek çekilmez.
Akşama karşı gitme, tana karşı yatma.
Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir.
Al elmaya taş atan çok olur.
Al giyen aldanmaz.
Al gömlek gizlenemez.
Al gününde al; ver gününde ver.
Al ile arslan tutulur, güç ile sıçan tutulmaz.
Al kaşağıyı gir ahıra, yarası olan gocunur.
Al malın iyisini, çekme kaygısını.
Ala bakan iki bakar.
Ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz.
Alacakla verecek ödenmez.
Alacağım olsun da alakargada olsun.
Aleme cellat lazım; senin olman ne lazım?.
Alet işler, el övünür.
Alim ile eyle ülfet, alırsın mertebe! Cahil ile etme sohbet, dönersin merkebe!.. .

(Et alim ile ülfet, bulursun mertebe! Etme cahil ile sohbet, dönersin merkebe!..) (Yukarı Dodurgalı Ziya Huz'dan nakleden Selman Huz'dan naklen Said Dağdaş, 10 Ocak 2011).

Alim unutmuş, kalem unutmamış.
Allah'tan umut kesilmez.
Allah'ın bildiği kuldan saklanamaz.
Allah'ın ondurmadığını; Peygamber sopa ile kovar.
Allah balmumu yakana balmumu, yağmumu yakana yağmumu verir.
Allah bilir ama kul da sezer.
Allah dağına göre kar verir.
Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz.
Allah doğrunun yardımcısıdır.
Allah fukarayı sevindirmek isterse önce eşeğini yitirtir, sonra buldurur.
Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.
Allah isterse bir kulun işini, mermere geçirir dişini; istemezse işini, muhallebi yerken.
Allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış.
Allah kulundan geçmez.
Allah kulunu kısmeti ile yaratır.
Allah namazdan, oruçtan, kumardan, içkiden sorsun ama kul hakkından çok korkuyorum…: Kul hakkını ödemenin zorluğunu hatırlatan bir veciz cümle (1918’li, Kalecik’li Şakir Arslan’dan nakleden 1971’li torunu İlhan Arslan’dan naklen Said Dağdaş, 5.1.2012.).
Allah sağ eli sol ele muhtaç etmesin.
Allah sevdiğine dert verir.
Allah son gürlüğü versin.
Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir.
Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez.
Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir.
Allı yelek, pullu yelek; gömlek yok canfes neye gerek?.
Alma alı, sat yağızı, bin doruya, besle kırı.
Alma alı, satma kırı, ille doru, ille doru; yağızın da binde biri.
Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.
Alma yetimin ahını! Çıkar aheste aheste... (Çankırı-Ilgaz'lı İsmail Demirci'den naklen Said Dağdaş, 17.3.2011).
Alma sarı, satma sarı, kapındaysa tutma sarı.
Alma soysuzun kızını, sürer anası izini.
Almadan vermek, Allah'a mahsus.
Almadığın hayvanı kuyruğundan tutma.
Alna yazılan başa gelir.
Alt değirmen güçlü akar.
Altı olur, yedi olur, hep Allah'ın dediği olur.
Altın anahtar her kapıyı açar.
Altın ateşte, insan mihnette belli olur.
Altın eli bıçak kesmez.
Altın eşik, gümüş eşiğe muhtaç olur.
Altın kepeğe muhtaç.
Altın leğenin kan kusana ne faydası var?.
Altın pas tutmaz,.
Altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz.
Altın yere düşmekle pul olmaz.
Altının kıymetini sarraf bilir.
Alçacık eşeğe herkes biner.
Alçak at binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay.
Alçak uçan yüce konar, yüce uçan alçak konar.
Alçak yer yiğidi hor gösterir.
Alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır.
Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yere yatma yel alır.
Alın yazısı değişmez.
Alışmadık götte don durmaz.
Alışmış kudurmuştan beterdir.
Alışmış kursak, bulamacını ister.
Aman diyene kılıç kalkmaz.
Amca baba yarısı.
Amcam dayım herkesten aldım payım.
An beni bir kozla, o da çürük çıksın.
Ana, yürekten yana.
Ana besler hurmayla, eloğlu karşılar yarmayla.
Ana gezer, kız gezer; bu çeyizi kim düzer?.
Ana gibi yar olmaz, Bagdat gibi diyar olmaz.
Ana hakkı Tanrı hakkı.
Ana ile kız, helva ile koz.
Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar.
Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış.
Ana yılan, sözü yalan, karı çiçek, sözü gerçek.
Anaç tavuğun bastığı cücük, ölmezmiş. (Kırıkkale-Delice’li Hamid Erdal’dan naklen Said Dağdaş, 31.10.2011). Özellikle ana merhametini vurgulayan bir atasözü...
Anadan olur daya, hamurdan olur maya.
Anahtar doğruyadır.
Analı kuzu, kınalı kuzu.
Analık usta, yumağı ufak yapar; çocuklar usta, ekmeği çifte kapar.
Anam babam kesem, elimi soksam yesem.
Anamın öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım.
Anan güzel idi, hani yeri, baban zengin idi, hani evi.
Ananın bahtı kızına.
Ananın bastığı yavru incinmez.
Ananın çıktığı dala kızı salıncak kurar.
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.
Anayı kızdan ayıran para.
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
April’in beşinde, öküzü ayırır eşinden, dereler dolar leşinden! (1951’li, Borçka-Camili’li Mevlüt Özaydından’dan ve 1963’lü Hüseyin Paker’den naklen S. Dağdaş, 23.5.2010).
Aptal ata binerse bey oldum sanır, şalgam aşa girerse yağ oldum sanır.
Aptala malum olur.
Aptessiz sofuya namaz mı dayanır?.
Ar dünyası değil, kar dünyası.
Ar yılı değil, kar yılı.
Araba devrilince yol gösteren çok olur.
Araba ile tavşan avlanmaz.
Arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer.
Aracı yer tokadı! (Aracı yer tokadı derler ya! İşte öyle. Kavgayı ayırmak isteyen kadın, arada dayak yemiş… Haymana yolunda bir hanımdan naklen Said Dağdaş, 31.07.2011).
Arayan Mevlasını da bulur, belasını da.
Ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz.
Ardında yüz köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz.
Arife tarif gerekmez.
Arife günü aşa ne, bayram günü tıraşa ne?.
Arife günü yalan söyleyenin bayram günü yüzü kara çıkar.
Arka gerektir arka, ya utana ya korka.
Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim.
Armudu soy ye, elmayı say ye.
Armudun önü, kirazın sonu.
Armutun iyisini ayılar yer.
Arpa ağırı kıç atar! Bir arpa tanesi bile ağır basar anlamında. “Arpa ağırı kıç atar! dedikleri işte bu!„ (11.9.2010 tarihinde oynanan Türkiye-Sırbistan maçı sonucunda söylenen ifade, 1929’lu M. Baz’dan naklen Said Dağdaş, 11.9.2010).
Arpa eken buğday biçmez.
Arpa samanıyla, kömür dumanıyla.
Arpa unundan kadayıf olmaz.
Arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez.
Arpacıya borç eden, ahırını tez satar.
Arslan kocayınca sıçan deliği gözetir.
Arslan kükrerse atın ayağı kösteklenir.
Arslan postunda, gönül dostunda.
Arslan yatağından bellidir.
Arsız neden arlanır, çul da giyer sallanır.
Arsızın yüzüne tükürmüşler, yağmur yağıyor demiş.
Arı, bal alacak çiçeği bilir.
Arı, bey olan kovana üşer.
Arı bal alacak çiçeği bilir.
Arı gibi eri olanın dağ kadar yeri olur.
Arı kızdıranı sokar.
Arıca etek, kuruca yatak.
Arık arınır, ad arınmaz.
Arık ata kuyruğu yüktür.
Arık etten yağlı tirit olmaz.
Arık öküze bıçak çalınmaz.
Arşın malı kantar ile satılmaz.
Asil ile taş taşı, bedasıl ile yeme aşı.
Aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir.
Aslan kükrerse beygir titrer.
Aslan yattığı yerden belli olur.
Aslını saklayan haramzadedir.
Astar bol olmayınca yüze gelmez.
Asıl azmaz, bal kokmaz;.
Aslandan aslan doğar! İyi fıtratlının neslinden yine asil nesiller türer.
Aşkın gözü kördür.
At, adımına göre değil, adamına göre yürür.
At arıklıkta, yiğit gariplikte.
At at oluncaya kadar sahibi mat olur.
At beslenirken, kız istenirken.
At binicisini tanır.
At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz.
At ile avrat yiğidin bahtına.
At kaçmaz, et kaçar.
At kudümüy yurt kudümü, avrat kudümü.
At sahibine göre eşer.
At yedi günde, it yediği günde.
At yedi günde, it yediği günde unutur.
At yiğidin yoldaşıdır.
At ölür, itlere bayram olur.
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.
Ata arpa, yiğide pilav.
Ata binen nalını, mıhını arar.
Ata binersen Allah'ı, attan inersen atı unutma.
Ata da soy gerek, ite de.
Ata dost gibi bakmalı, düşman gibi binmeli.
Ata dostu oğla mirastır.
Ata eyer gerek, eyere er gerek.
Ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek.
Atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar.
Atalar çıkarayım der tahta, döner dolanır gelir bahta.
Ataların sözü Kura'a girmez; ama yanınca yürür.
Atasını tanımayan Allah'ını tanımaz.
Ateş alev ile söndürülmez.
Ateş demekle ağız yanmaz.
Ateş düştüğü yeri yakar.
Ateş düzene girdi hamur bitti, işler düzene girdi ömür bitti (Serik’li, 1923 doğumlu yaşlı bir Yörük kadınından naklen Mustafa Aydın’dan naklen Said Dağdaş, http://www.mustafaaydin.net/)!

“Sacım düzen buldu hamurum tükendi, evim düzen buldu ömrüm tükendi” atasözü ile (Dodurga'lı Fatmana Dağdaş, 1977) ile benzer anlamda.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
Ateşle barut bir yerde durmaz.
Atlar nallanırken kurbağa ayağını uzatmaz,.
Atlar tepişir, arada eşekler ezilir.
Atlı kaçar, kaçar; yaya arkasına ne düşer?.
Atlıya saat olmaz.
Atta, avratta uğur vardır.
Atta karın, yiğitte burun.
Attığın taş ürküttüğün kuşa değmez.
Atılan ok geri dönmez.
Atım tepmez, itim kapmaz deme.
Atın bahtsızı arabaya düşer.
Atın dorusu, yiğidin delisi.
Atın varken yol tanı ağan varken el tanı.
Atın ölümü arpadan olsun.
Atın ürkeği, yiğidin korkağı.
Atına bakan ardına bakmaz.
Av avlanmış, tav tavlanmış.
Av avlayanın, kemer bağlayanın.
Av köpeği avdan kalmaz.
Av vuranın değil alanın.
Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz.
Ava giden avlanır.
Avcı ne kadar al bilse, ayı o kadar yol bilir.
Avcı ne kadar hile bilse, ayı o kadar yol bilir.
Avradı boşayan topuğuna bakmaz.
Avradı eri saklar, peyniri deri.
Avrat malı, kapı mandalı.
Avrat var, arpa unundan aş yapar; avrat var, buğday unundan keş yapar.
Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.
Ay görmüşün yıldıza minneti yoktur.
Ay var yılı besler, yıl var ayı beslemez.
Ay ışığında ceviz silkilmez.
Ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.
Ayaklar baş, başlar ayak oldu.
Ayağı yürüten baştır.
Ayağında donu yok, fesleğen takar başına.
Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut düşünme derin.
Ayağını yorganına göre uzat.
Ayağının bastığı yerde ot bitmez.
Ayda bir gel dostuna, kalksın ayak üstüne; günde bir gel dostuna, yatsın sırtı üstüne.
Ayrandan aşağı katık olmaz.
Ayranı yok içmeye, tahtıravanla gider sıçmaya.
Ayranım ekşidir diyen olmaz.
Ayvaz kasap hepsi bir hesap.
Ayyar tilki art ayağından tutulur.
Ayı akım, kirpi yumuşağım demiş.
Ayı gördüm, yıldıza itibarım yok.
Ayı görmeden bayram etme.
Ayı sevdiği yavrusunu hırpalar.
Ayın on beşi karanlık, on beşi aydınlıktır.
Ayıpsız yar arayan kalır.
Ayıyı fırına atmışlar, yavrusunu ayağının altına almış.
Az ada, çok öde.
Az ateş çok odunu yakar.
Az el aş kotarır , çok el iş kotarır.
Az kaz, uz kaz, boyunca kaz.
Az mal kan yutturur, çoğu birbirini güttürür.
Az olsun, uz olsun.
Az söyle, çok dinle.
Az tamah çok ziyan getirir.
Az veren candan, çok veren maldan.
Az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur.
Aza demişler, nereye.
Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.
Aza sormuşlar nereye, çoğun yanına demiş.
Azı karar! Çoğu zarar! Ortası yarar!.. ( (Dodurgalı Said Dağdaş).
Azıcık ağrıya aş bastırır.
Azıksız yola çıkanın iki gözü el torbasında kalır.
Aç, yanından kaç.
Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.
Aç anansa da kaç.
Aç arslandan tok domuz yeğdir.
Aç at yol almaz, aç it av almaz.
Aç ayı oynamaz.
Aç aç ile yatınca arada dilenci doğar.
Aç domuz darıdan çıkmaz.
Aç doymam, tok acıkmam sanır.
Aç elini kora sokar.
Aç esner, aşık gerinir.
Aç gezmekten tok ölmek yeğdir.
Aç gezmektense tok ölmek yeğdir.
Aç gözünü, açarlar gözünü.
Aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun.
Aç ile eceli gelen söyleşir.
Aç karın katık istemez.
Aç kurt arslana saldırır.
Aç kurt yavrusunu yer.
Aç köpek fırın deler.
Aç ne yemez, tok ne demez.
Aç tavuk kendini arpa ambarında sanır.
Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır.
Aç yar onda sarpın kurcalanmaz.
Aç ölmez, gözü kararır; susuz ölmez, benzi sararır.
Aça kuru ekmek bal helvası gibi gelir.
Açlık ile tokluğun arası yarım yufka.
Açma sırrını dostuna, o da söyler dostuna.
Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.
Açık göte herkes tükürür.
Açık kaba it değer.
Açık yaraya tuz ekilmez.
Açılan solar, ağlayan güler.
Açın gözü ekmek teknesinde olur.
Açın imanı olmaz.
Açın koynunda ekmek durmaz.
Açın kursağına çörek dayanmaz.
Ağa borç eder, uşak harç.
Ağaca balta vurmuşlar "sapı bedenimden" demiş.
Ağaca balta vurmuşlar sapı bedenimden demiş.
Ağaca dayanma kurur dayanma ölür.
Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.
Ağacı kurt, insanı dert yer.
Ağacın kurdu içinde olur.
Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakla.
Ağanın alnı terlemezse ırgatın burnu kanamaz.
Ağanın gözü, yiğidin sözü.
Ağanın gözü ata tımardır.
Ağanın gözü öküzü semiz eder.
Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez.
Ağaç, meyvesi olunca başını aşağı salar.
Ağaç ağaç içinde büyür.
Ağaç kökünden yıkılır.
Ağaç yaprağıyla gürler.
Ağaç yaş iken eğilir.
Ağaç yaşken eğilir.
Ağaça çıksa pabucu yerde kalmaz.
Ağaçtan maşa, aptaldan paşa olmaz.
Ağlama ölü için, ağla deli için.
Ağlamakla yar ele girmez.
Ağlamayan çocuğa meme vermezler.
Ağlarsa anam ağlar, başkası yalan ağlar.
Ağlatan gülmez.
Ağlayanın malı gülene hayır etmez.
Ağrılarda göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı.
Ağrısız baş mezarda gerek , ,.
Ağustosta beyni kaynayanın zemheride kazanı kaynar.
Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.
Ağustosta yatanı zemheride büğelek tutar.
Ağustosun 15'inden sonra ere kaftan, ata çul.
Ağustosun yarısı yaz, yarısı kıştır.
Ağzı eğri, gözü şaşı ensesinden belli olur.
Ağzın karnından büyük olmasın.
Ağzına bir zeytin verir, altına tulum tutar.
Ağzına tat bulaşanın gözü pekmez tutumundadır.
Ağılda oğlak doğsa, dere boyunda otu biter.
Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.
Ağır git ki yol alasın.
Ağır ol batman gel.
Ağır otur ki bey desinler.
Ağır taş batman döver.
Ağır yongayı yel kaldırmaz.
Ağırlık altın kale, hafiflik başa bela.
Ağız büzülür, göz süzülür, ille burun, ille burun.
Ağız yer yüz utanır.
Ağızdan burun yakın, kardeşten karın.
Aş taşarsa çömçenin değeri kalmaz.
Aş taşınca kepçeye paha olmaz.
Aş tuz ile, tuz oran ile.
Aşk ağlatır, dert söyletir.
Aşk başa gelirse akıl baştan çıkar.
Aşk olmayınca meşk olmaz.
Aşure yemeye giden kaşığını taşır.
Aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur.
Aşık alemi kör, dört yanını duvar sanır.
Aşık daima bey oturmaz.
Aşını, eşini, işini bil.
Aşığın gözü kördür.
Aba vakti aba, yaba vakti yaba alan yanılmaz.

Abanın kadri, yağmurda bilinir.

Abdal abdalın ne umduğunu, ne bulduğunu ister.

Abdal ata binmiş bey oldum sanmış.

Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.

Abdala "kar yağıyor" demişler, "titremeye hazırım" demiş.

Abdalın arkadaşlığı yol görününceye kadardır.

Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır.

Abdestsiz sofuya namaz dayanmaz.

Acele giden ecele gider.

Acele işe şeytan karışır.

Acele yürüyen yolda kalır.

Acemi katır kapı önünde yük indirir.

Acemi marangozun talaşı tahtasından çok olur.

Acemi nalbant gavur eşeğinde öğrenir
(Dodurgalar-Çarşı Mah., Tanıskalardan Hacı Mehmet Baz).Aynı atasözü Orman Müh. Hüseyin Hacıoğlu (Eskicuma, Bulgaristan) tarafından da ifade edilmiştir. 7.8.2002.

Acemi nalbant gibi kâh nalına vurur, kâh mıhına.

Acı acıyı bastırır, su sancıyı.

Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

Acı söz insanı dininden çıkarır, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır.

Acıkan doymam, susayan kanmam sanır.

Acıkan yanağından, susayan dudağından belli olur.

Acındırırsan arsız, acıktırırsan hırsız olur.

Acıyan çok, ama ekmek veren yok.

Aç ayı oynamaz.

Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.

Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.

Aç ayı oynamaz
(Fatmana Dağdaş)!

Aç gözünü, açarlar gözünü.

Aç doymam, tok acıkmam sanır.

Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.

Aç koynunda azık durmaz.

Aç köpek fırın deler.

Aç kurt arslana saldırır.

Aç tavuk rüyasında kendini buğday ambarında görür.

Aç tokun halinden anlamaz.

Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış.

Açık yaraya kurt düşmez.

Açık ağız aç kalmaz.

Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.

Açılan solar, ağlayan güler.

Açın imanı olmaz.

Açın karnı doyar gözü doymaz.

Açlık ile tokluğun arası bir dilim ekmek.

Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.

Adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir olsa da çulu.

Adam eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur.

Adam kıtlığında keçiye Abdurrahman Çelebi derler.

Adam olana bir söz yeter.

Adam sandık eşeği, altına serdik döşeği.

Adam sandım eşeği, alnıma çarptı daşşağı
(Burunsuz Aynımahın İbrahim dayı, Dodurgalar, Temmuz 1980)! Beklemediği anda, çiğlik gösteren, olgun davranmayan insan için kullanılır.

Adam yenilmekle marifetli olur, yanılmakla âlim.

Adamak kolay, ödemek güçtür.

Adamakla mal mı tükenir?..
(Fatma Özdemir, Dodurgalar, 67 yaşında, 2003).

Adamakla mal tükenmez.

Adamın iyisi iş başında belli olur.

Adı çıkacağına canı çıksın.

Adı çıktı dokuza, inmez sekize.

Adın ne? Mülâyim... Sert olsan ne yazar?
(Hacı Mehmet Baz): Elinden ne gelir?

Ağaç kökünden yıkılır.

Ağaç ne kadar meyve verirse, dalı o kadar yere eğilir.

Ağaç ne kadar uzarsa uzasın göğe değmez.

Ağaç ne kadar yüksek olsa da yaprakları yere düşer.

Ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer.

Ağaç yaşken eğilir.

Ağaca balta vurmuşlar "sapı bendendir" demiş.

Ağacın kurdu içinde olur

Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız.

Ağaca çıkan keçinin dama çıkan oğlağı olur.

Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.

Ağaca dayanma çürür, insana güvenme ölür.

Ağacı kurt, insanı dert bitirir.

Ağaçlı köyü su basmaz.

Ağaçsız memleket duvaksız geline benzer.

Ağaçtan maşa, aptaldan paşa olmaz.

Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakla! Veren el ve attığını vuran yiğit övülmektedir
(M. Baz, 1929’lu, 9.1.2006)…

Ağzına sahip olamayan, başka yerine de sahip olamaz !
(Ömer Açıksöz, 1963’lü, Kalfat-Orta, Çankırı)!

Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez.

Ağır baş iyidir, yenlik olsa uçar.

Ağır git ki yol alasın.

Ağır kazan geç kaynar.

Ağır otur, batman götür.

Ağır taş batman döver.

Ağır taş yerinden oynamaz.

Ağız yemeyince yüz utanmaz.

Ağlama ölü için, ağla deli için.

Ağlamayan çocuğa meme vermezler.

Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.

Ağlayak da gözden mi olak?

Ağlayanın malından gülene hayır gelmez.

Ağrısız baş mezarda olur.

Ağustos ayında beyni kaynayanın, zemheride (Zahmarıda) kazanı kaynar.

Ağustosta beynin kaynasın, kışın da tencere kaynasın.

Ağzı açık ayran delisi.

Ağzına bir zeytin verir, ardına tulum tutar.

Ağzından bal akıyor.

Ah alan unmaz, ah yerde kalmaz.

Ahmak misafir, ev sahibini ağırlar.

Ak akçe kara gün içindir.

Ak gün ağartır‚ kara gün karartır.

Ak ile kara dere kenarında belli olur.

Ak koyunun kara kuzusu da olur.

Ak köpeğe koyun diye sarılma.

Akan su yosun tutmaz.

Akan su, pis tutmaz.

Akçe bulsam, çıkı yok.

Akıl, akıldan üstündür.

Akıl para ile satılmaz.

Akıl yaşta değil baştadır.

Akıl yiğide sermayedir.

Akılı olmayana neylesin sakal, kayışı tarladan götürür çakal.

Akıllı düşünene kadar, deli oğlunu evermiş, torunu olmuş.

Akıllı olan katar katar yer, akılsız olan satar satar yer.

Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.

Akılsız köpeği yol kocatır.

Akılsızın şaşkını beyaz giyer kış günü.

Akıl mı üstün, para mı üstün
(M. Baz, 10.4.1994) ?

Akıllı deliye söyletirmiş
(Mehmed Baz)

Akılsız dosttan akıllı düşman iyidir (yeğdir)

Akıntıya kürek çekme, kurak yere ekin ekme.

Akşamın hayrından sabahın şerri
(Pilavcılardan F. Dağdaş, Dodurgalar)... İşe sabah başlamayı öğütleyen bir atasözüdür.

Akşamın işine gündüz gülermiş
(Pilavcılardan F. Dağdaş, Dodurgalar)! Akşam karanlığında sağlıklı iş yapılmaz anlamında.

Alacağını alamayan, vereceğini veremez
(Fatmana Dağdaş):Hesabını bilemeyen çözüm üretemez.

Alet işler el övünür, talih işler kul övünür!
Dilimizde “alet işler el övünür, talih işler kul övünür“ diye bir söz var. Bu sözün alet bahsinde tuttuğu yer günümüzde alabildiğine genişliyor (Mustafa Kutlu, 3.5.2006, Yeni Şafak, s. 15).

Alışkanlık, gavurluktan zordur
(Mehmed Baz, 3. 11. 2005)! Alışkanlıktan kurtulmak, gavurluktan kurtulup İslam’a dönmekten zordur anlamında...

Alışkın olmayan götte don durmaz!
Yöremizde kullanılan “Alışmadık götte don durmaz!” atasözü ile aynı anlamdadır.

Alışmadık götte don durmaz
(Pilavcılardan F. Dağdaş, Dodurgalar)! Atasözü ile aynı anlamdaki diğer alıntı atasözü aşağıda verilmiştir. “Alışkın olmayan göt’de don durmaz!” (7.12.2006, 1974’lü Fahri ÖZDEMİR’den naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!

Alışmış, kudurmuştan beterdir
(Mehmed Baz, 3. 11. 2005)!

Allahümme ferden, sen sakla Allah’ım topalla körden
(F. Dağdaş, Aralık-1980)!Bazı aza noksanlıklarında Allah’ın takdirinin yerindeliği vurgulanmıştır. Bu atasözünde de benzer bir yaklaşım görülmektedir.

Allah yolu yolsuza düşürmesin

Alma yetimin ahını! Çıkar aheste aheste... (Çankırı-Ilgaz'lı İsmail Demirci'den naklen Said Dağdaş, 17.3.2011).

Altın, yere düşmekle pul olmaz
(F. Dağdaş, Aralık 1984)!

Altına küçük demişler imiş, fiyatı büyük demiş
(F. Dağdaş, Eylül 1983)!

Altından yel geçen mala, malım var dememeliymiş
(Fatmana Dağdaş): Hayvan ve araba gibi mal varlığından ziyade toprak sahibi olmayı öğütleyen bir atasözüdür.

Amirin eşekse binme! Tut, çilbirinden çek!
Akıllı bir yol izle. İdare etmeyi öğren! anlamında (M. Baz, 1929’lu, 9.1.2006)…

Anam babam kesem!.. Elimi soksam soksam yesem(F. Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş)!.. Çalışmadan, ailenin hazırını harcamaya devam edenleri tarif etmektedir.

Anamı yoldan çıkaran kadı, davaya kimden gideyim?
(F. Dağdaş)

Anasına bak kızını al, kıyısına bak bezini al
(Fatmana Dağdaş):

Anası ölen hanım olur, babası ölen bey olur.

Aptal ata binince bey oldum sanır
(Resul Tosun ):Kendini beğenmişleri tanımlamada kullanılır. ...Yeter ki kimse demokrasiyi halk iradesinin dışında aramasın. Kendini beğenene “Aptal ata binince bey oldum sanır.” derler.

Arap eli öpmekle Arap olunmaz
(F. Dağdaş, Aralık 1979)!

Arap eli öpmekle dudak kara olmaz
(F. Dağdaş, Aralık 1979)!Bazen minnet edebilirsin.

Armudu farıdan aşıymış, insanı farıdan eşiymiş
(Said Ay’dan F. Dağdaş):İnsanı eşi ihtiyarlatır anlamında...

Akranıyla konuşmayanın sesi, semadan gelir.

Akşam gelen misafirin, yiyeceği bulgur sıkısı, yatacağı ahır sekisi.

Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir.

Al elmaya taş atan çok olur.

Al malın iyisini çekme kaygısını.

Al yakışırken, el bakışırken.

Alacağın bir iğne, çeliğin okkasını orantıya vurursun.

Alçak tavuk kendini ferik gösterir.

Alışmış kudurmuştan beterdir.

Alim unutmuş, kalem unutmamış.

Allah aptala eşeğini kaybettirir, sonra buldurup sevindirir(miş).

Allah dağına göre kar verir.

Allah şaşırttı mı, dayıya hala dedirtirmiş.

Allı yelek, pullu yelek, canfes neye gerek?

Alma el kızının ahını, gökten indirir şahini.

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.

Alma mazlumun ahını, gökden indirir şahını

Almadan vermek Allah'a mahsustur.

Almak kolay ödemek zordur.

Altın anahtar, her kapıyı açar.

Altın eşik, ağaç eşiğe muhtaçtır.

Altın kılıç demir kapıyı açar.

Altın yere düşmekle pul olmaz..

Altının değerini sarraf bilir.

Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.

Anan gibi saç büyüteceğine, baban gibi bıyık büyüt.

Anan turp, baban şalgam, sen içinde gülbe şeker.

Ananın bastığı yavru incinmez.

Ananın bastığı yerde yavru ölmez.

Anasına bak kızını al, astarına bak bezini al.

Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

Aptalın karnı doyunca gözü yolda olur.

Ar gözden, kâr yüzden anlaşılır.

Ar namus hak getire.

Arap eli öpmek, dudak karartmaz.

Arayan belasını da devasını da bulur.

Arayan bulur, inleyen ölür.

Arefe günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar.

Arı bal yapacak çiçeği bilir.

Arı kahrını çekmeyen balın kadrini ne bilir.

Arı satmış namusu tell&arirc;la vermiş.

Arkadaş dediğinin gölgesinde suç işlenir.

Arkadaşını söyle ki, sana kim olduğunu söyleyeyim.

Arkalı it kurdu boğar.

Armudu sapıyla, üzümü çöpüyle, pekmezi küpüyle.

Armudun iyisini ayılar yermiş.

Arpa eken darı biçmez.

Arpa ekip buğday bekleme.

Asıl azmaz, bal kokmaz; kokarsa yağ kokar, onun da aslı ayrandır.

Aslan yatağından, şahan oturağından belli olur
(Fatmana Dağdaş):

Aslandan korkulur bağlı bile olsa
(Resul Tosun, Mayıs 1999, M. Gazete):

Aslan yattığı yerden belli olur.

Aslı neyse nesli odur.

Aslına çekmeyen haramzadedir.

Aslında olan tırnağına getirir.

Aslını inkâr eden haramzâdedir.

Aslını inkar eden, haramzade olur
(F. Dağdaş, Aralık 1979)!

Aslını inkâr edenin nesli gevşek olur.

Asılmış adamın evinde ipten söz edilmez.

Aş kaşık ile, iş keşik ile.

Aş sabahın iş sabahın.
Aşağı değirmenin suyu bol akar (Zafer Aydın, Göksun-K. Maraş, 1951, 26.12.2006)! Kullanıldığı ortama göre anlamı genişleyen bir atasözüdür.

a- yer seçimi, başarı için önemlidir, b- tevazu iltifat getirir, c- alçak gönüllü olursan mutlu da olursun,.. “Aşşa değirmenin suyu bol ahar” (Z. Aydın, Göksun şivesi ile)...

Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.

Aşağıdan çıkarsa kışa, yukarıdan çıkarsa boşa
(F. Dağdaş)…! Bulutlar gün batıdan, rakımı düşük olan aşağıdan, Köyceğiz istikametinden, Dalaman Çayı (Gireniz deresi) istikametinden gelirse yağışa, kışa işarettir. Doğudan (yukarıdan), Burdur Gölü istikametinden bulutlar belirirse yoğun yağmur, kış olmaz anlamındadır.

Aşk olmayınca meşk olmaz.

At alırsan yazın, deve alırsan güzün, avrat alırsan gezin ha gezin.

At binenin kılıç kuşananındır.

At ile avrat yiğidin ikbalindendir.

At karnından yiğit burnundan bellidir.

Atlar tepişir olan eşeklere olur.

At olacak tay yürüyüşünden belli olur.

At ölür itlere bayram olur.

At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır

At ver hasım ol, kız ver hısım ol.

At yedi günde, it yediği günde unutur.

At, sahibine göre kişner.

Ata binmek bir ayıp, inmek iki ayıp.

Ata et, ite ot verilmez.

Ata sözü tutmayan, uluya uluya kalır.

Ateş düştüğü yeri yakar.

Ateş ile barut bir arada olmaz.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

At bir dizginde, öküz bir çizide belli olur
(F. DAĞDAŞ, Nisan 1980)... Soylu olan, işinde belli olur.

At görmediysen, bokundan da mı atlamadın!
Aşina değilsen, o konuda çözüm üretmek için gerekli ipuçlarını da mı kullanamıyorsun anlamında (Celil Yaman, Ulus-Bartın, 31.07.2007)...

At, avrat ömrü uzatır
(F. DAĞDAŞ, Aralık 1980)...

Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler
(Resul Tosun ): ... Şeyh Edebali Osman Bey’e nasihatının sonunda diyor ki: “Haklı olduğunda kavgadan korkma! Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!”

Atlıya selam kelam, eşekliye sonra gine gelem
(F. Dağdaş, 9.2.2000): Kişiye göre hürmet gösterilir anlamında.

Atmaya niyeti olmayan Kürt, taşın büyüğüne sarılır
(25.6.1997) :

Atı alan Üsküdar'ı geçti.

Atılan ok geri dönmez.

Atımın anlı sakar, lakabını ele takar.

Atın iyisi arkadan gelmez.

Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

Atın ölümü arpadan olsun.

Atlar tepişirken arada eşekler ezilir.

Atlı, itli sığmış, bir çocuk sığmamış.

Attan düşen kaba döşek, eşekten düşen kazma kürek.

Attan düşen ölmez, eşekten düşen ölür.

Attan indi eşeğe bindi.

Attığın taş ürküttüğün kuşa değmez.

Avradı er zapt etmez, ar zapt eder.

Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.
Ay bozmaz, süt kokmaz. Kokarsa ayran kokar, çünkü aslı süttür.
Ayağa değmedik taş, başa gelmedik iş olmaz.
Ayağın sığmayacağı yere baş sokulmaz.
Ayağını yorganına göre uzat.
Aydan gelen halı üstüne, günde gelen kül üstüne.
Avcı ne kadar hile bilse, ayı o kadar yol bilir.
Avcı nanca al bilse; ayı onca yol bilir.
Avlunun otu acı olur! (1980’li, aslen Balkan Türkiye’sinden Burcu Miraç Dıraor’dan nakleden Kırıkkale-Keskin’li Ramazan Güven’den naklen Said Dağdaş, 2.11.2010). Kişiye en yakınından/yakınlarından verilen öğüt tesir etmez, çok etkili olmaz anlamında. Ayrıca, “Mum dibine ışık vermez!” veya Babadan ve kocadan, hoca olmaz!” atasözleri ile anlam ilişkisi de vardır.
Avradın dolaşığı, akşamdan sabaha kor bulaşığı
(Fatma Uğur, 1972'li, Akseki-Kuyucak’lı, 6.9.2007)! “Karının dolaşığı, akşamdan kor bulaşığı” (Fatmana Dağdaş, Dodurgalar)! atasözü ile aynı anlamda…
Ay buluttan çıksın da gör, ayva tüyünü atsın da gör
(F. Dağdaş, 1984): Daha yeni doğan çocuk hakkında konuşmak erken, biraz büyüsün, serpilsin, ondan sonra bakın siz onun güzelliğine, yaratılışındaki mükemmelliğe anlamında.

Ayaklar ıslanmadan balık tutulmaz
(1985’li, Borçka-Camili (Macaheli)'li Sinem Gökdemir'den naklen Said Dağdaş, 24 Mayıs 2006)! “Emekte biter yumak !” atasözü ile benzer anlamda…

Ayı yavrusunu severken öldürürmüş.
Ayı çocuklarını büyütmüş, duru su içmeye vakti olmamış (Datv bokrebi motzriya tzte tzkali ver usmiya).(1985’li, Borçka-Camili (Macaheli)'li Sinem Gökdemir'den naklen Said Dağdaş, 21 Mart 2009)!.

“Ayının bildiği 40 türkü, 40’ı da armut üstüne...”. Kadir Başboğa’dan naklen Kamil Taşçıoğlu.

“Ayıya sormuşlar mesleğin ne diye? Berberlik demiş. Amma da eline yakışır ya demişler!”.

(Mehmet YAMAN’dan naklen Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş, 14.02.2011). "Babam bunu sofraya tabak koymaya çalışırken yemeği dökünce söyledi. Yani tanım ve doğası gereği bazı işleri belli kişiler yapabilir, yapması uygun düşer. Mesela ev işleri kadınlara yakışır ve onların işidir." gibi...

Ayırıcı gelmiş, seçici gelmiş. Orta yere sıçıcı gelmiş
(F. Dağdaş, 04. 1980): Pişmiş aşa su katan, işi bozan kişiyi tanımlar.
Ayranım ekşidir diyen olmaz.
Ayvaz kasap hepsi bir hesap.
Az kazanan çok kazanır, çok kazanan hiç kazanır.
Az menfaat çok zarara mal olur.
Az sabırda, çok keramet vardır. 14 Eylül 2007
Az tamah, çok ziyan getirir.
Az veren candan, çok veren maldan verir.
Az yaşa, uz yaşa, akıbet gelecek başa.
Az yetmez, çok artmaz
(Mehmed Baz)
Azan Mevlasını da bulur, belasını da.
Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez.
Azı karar! Çoğu zarar! Ortası yarar!.. (Dodurgalı Said Dağdaş).
Azıcık aşım, kaygısız başım.
Azıksız yola çıkanın, iki gözü el torbasında olur.

B harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Baba ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği.
Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.
Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana.
Baba oğluna bir bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş.
Baba vergisi görümlük, koca vergisi doyumluk.
Baba borç yapar çol çocuk aç yatar.
Baba ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği.
Baba mirası yanan mum gibidir.
Baba! Nâçar ağlama! Gündür, gelir geçer ağlama! Bu kapıyı örten bir gün açar! Ağlama! Umutlu yaşamayı, Allah’a güvenmeyi daima hatırlatan bir atasözü. “Cahilim. Okur-yazarım yoktur. Bu sözü, Hacı Ahmed Köyündeki Rufailerden duydum.” (Erzurum-Horasan ilçesi Çiftlik köyünden 1941 doğumlu Cafer Konar’dan naklen Said Dağdaş, 15 Aralık 2011, Erzurum).
Baba oğula bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş.
Babadan mal kalır, kemal kalmaz.
Baban bana öğüt verirken, ben inek gözünde kırk sinek saydım.
Babası ölen bey, anası ölen kadın olur.
Babasına hayır etmeyenin kimseye hayrı olmaz.
Babaya dayanma, karıya güvenme.
Babadan ve kocadan, hoca olmaz (Kırıkkale-Keskin’li Ramazan Güven'den naklen Said Dağdaş, 24 Nisan 2007)!
Babamın öldüğüne yanmıyorum da, “Hüküm Allah’ın!„ diyenlere dayanamıyorum (Enver Oymak'dan naklen Said Dağdaş, 10.4.1994, Acıpayam-Darıveren’li)!
Baban döver hurmayla, eller döver yarmayla (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 24.2.2000): Aile büyükleri yine merhametlidir, başkaları onlar kadar merhametli olamazlar anlamında. Bu atasözündeki “hurma” kelimesinde; hurma dalının ince olması sebebiyle bununla vurmanın dövme bile sayılmayacağı vurgulanmış olabilir.
Babasından bir göz evi kalan, yerden direk çıktı demeyle birlikmiş (F. Dağdaş, Dodurgalı, Eylül 1983)!
Baca eğri de olsa, dumanı doğru çıkar.
Bacanak bacanağı görünce arkası (g..tü) harman kadar olur (17.8.2005, 1972’li Hüseyin YAMAN’dan nakleden Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!
Bacası görülmeyen yerden kız alınmaz (6.8.2004, Ilgaz’lı Müslüm Hoca'dan naklen Said Dağdaş)!
Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var
Bağ dua değil, çapa dua ister.
Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun.
Bağa gir izin olsun ki, yemeye yüzün ola.
Bağlı aslana tavşan bile hücum eder.
Bağrında merhameti olmayanın dini imanı olmazmış derler (1341'li F. Dağdaş'dan naklen oğlu Said Dağdaş, 10.7.2001):Kalbi katı, merhametsiz olmanın kötülüğünü tanımlamak için kullanılan bir atasözü.
Bana benden olur her ne olursa, başım rahat eder dilim durursa (Ufuk takvimi, 24.01.2001).
Bahar çiçeğiyle güzeldir.
Baht olmayınca başa, ne kuruda biter, nede yaşta.
Bakacağın yüze sıçma, sıçacağın yüze bakma.
Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur.
Bakkal ölenin borcunu, diriye ödettirir.
Bakmakla öğrenilseydi, kediler kasap olurdu
Bal döksen yalanır.
Bal olan yerde sinek de bulunur.
Bal tutan parmağını yalar.
Bal yiyen baldan bıkar.
Bal demekle ağız tatlanmaz.
Balı parmağı uzun olan değil, kısmeti olan yer.
Baş olan boş olmaz (Resul Tosun):
Bana benden olur, her ne olursa, başım rahat bulur, dilim durursa.
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.
Baskın basanındır.
Baskısız yongayı yel alır.
Bastığın yer bayram olsun.
Baş başa, baş da padişaha bağlıdır.
Baş nereye giderse, oyak oradadır.
Başıma uymayan takke elin olsun.
Başındaki fese bak, girdiği kümese bak.
Başını ecemi berbere teslim eden, cebinde pamuk eksik etmesin.
Başsız evin köpeği çok havlar.
Bazen inek, erkek; bazen de dişi doğurur.
Babadan mal kalır,kemal kalmaz.
Babanın sanatı oğula mirastır.
Babasından mal kalan, merteği içinden bitmiş sanır.
Babaya dayanma,karıya güvenme.
Baca eğri de olsa duman doğru çıkar.
Baca eğri de olsa dumanı doğru çıkar.
Bahçene eriği, yakınına yörüğü yanaştırma (Serik’li, 1923 doğumlu yaşlı bir Yörük kadınından nakleden Mustafa Aydın’dan naklen Said Dağdaş, http://www.mustafaaydin.net/). ? Ne demek çok açık değil… "Eve yörük, bahçeye erik koyma!” atasözü ile benzer anlamda.
Baht olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta.
Bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu.
Bak bana bir gözle, bakayım sana iki gözle.
Bakacağın yüze sıçma, sıçacağın yüze bakma.
Bakan göze bağ olmaz.
Bakan yemez, kapan yer.
Bakarsan bağ, bakmazsan dağ.
Bakmakla usta olunsa kasap olurdu.
Baktın ibrik akıyor; önce götünü yu, sonra aptes boz.
Baktın ki kar havası, eve gel kör olası.
Baktın yarın yar değil, terkini kalmak az değil.
Bal bal demekle ağız tatlanmaz.
Bal demekle ağız tatlanmaz.
Bal ile kaymak isteyen akçesine kıymak gerek.
Bal ile kaymak yenir ama her keseye göre değil.
Bal olan yerde sinek de olur.
Bal tutan parmağını yalar.
Balcı kızı daha tatlı.
Balcının var bal tası, oduncunun var baltası.
Balta değmedik ağaç olmaz.
Balta sapını yonamaz.
Balı, parmağı uzun yemez, kısmetlisi yer.
Balı dibinden, yağı yüzünden.
Balı olan bal yemez mi?.
Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir.
Balık baştan avlanır.
Balık baştan kokar.
Balık demiş ki: Etimi yiyen doymasın, avımı yapan gülmesin.
Balık çok konuşurum ama ağzım su dolu demiş.
Bana benden olur her ne olursa, başım rahat eder dilim durursa (Ufuk takvimi, 24.01.2001).“Dilin durdu başın esen, dilin durmaz başın kesen (Fatmana Dağdaş, 1341'li)„ atasözü ile aynı anlama gelmektedir.
Baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir.
Baskın basanındır.
Baskısız tahtayı yel alır, yel almazsa sel alır.
Baykuşun kısmeti ayağına gelir.
Bayram etiyle it tavlanmaz.
Bayramda borç ödeyene ramazan kısa gelir.
Bayramdan sonra gelen kınayı götüne yak.
Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk topal horozla.
Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı.
Bağ bayırda, tarla çayırda.
Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun.
Bağı ağlayan yüzü güler.
Bağın taşlısı, karının saçlısı.
Baş ağır gerek, kulak sağır.
Baş başa bağlı, baş da şeriata.
Baş dille tartılır.
Baş kes, yaş kesme.
Baş nereye giderse, ayak da oraya gider.
Baş ol da eşek başı ol.
Baş sallamakla kavuk eskimez.
Baş sağ olursa börk çok bulunur.
Baş yarılır börk içinde, kol kırılır kürk içinde.
Baş yastığı baş derdini bilmez.
Başa gelen çekilir.
Başa gelmeyince bilinmez.
Başak büyüdükçe boynunu eğer.
Başım acemi berbere teslim eden, cebinden pamuğunu eksik etmez.
Başın başı, başın da başı vardır.
Başın sağlığı, dünya varlığı.
Başına gelen başmakçıdır.
Başını sallamayan kavak olmaz.
Bebeler birbirinden huy kapar, ayranlarına su katar.
Bedava sirke baldan tatlıdır.
Bekâr gözü ile kız alınmaz.
Bekâr gözü kör gözü.
Bekâra karı boşamak kolay gelir.
Bekârlık maskaralıktır.
Bekarın ahmağı akşam, evlinin ahmağı sabah traş olur.
Bekârın parasını it yer, yakasını bit.
Bekleyen derviş muradına ermiş.
Bektaşi demiş ki: “Ne deden var, ne husan...“(Çankırılı bir taksi şoföründen naklen Said Dağdaş, -Ankara): Dedenin bakımı, masrafı yoksa derdin de yok anlamında. Çocuğun yoksa, evli değilsen derdin de azdır anlamında.
Ben ağa, sen ağa! İnekleri kim sağa (1956’lı, Kerkük’lü, Adil Demirci'den naklen Said Dağdaş, Temmuz 2005)?
Her akıl bir olsa, davara çoban bulunmaz (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1980)! Atasözü ile benzer anlamdadır.
Ben ben (benim) için demem, verseniz bile yemem (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 8.4.2000): Acıkan birisinin başkasının üzerinden acıktığını anlatmada kullandığı yol.
Ben gücendiğim dağın odununu kırk sene yakmam (Kırıkkkale-Delice'li H. Erdal'dan naklen Said Dağdaş, 5.10.2003)! Fikrinde, aldığı kararda, dargınlığında da kararlı olmayı ifade eder.
Beşikte de var, eşikte de (M. Baz, 1.7.2005)!.. Ölüm...
Beylere zor yok (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 12.1979)!: Toplumda güçlü olanın işi zor olmaz. İşini her şartta görür, gördürür.
Bedava sirke baldan tatlıdır.
Bekar gözü, kör gözü.
Bekarlık maskaralık.
Bekarlık sultanlık.
Bekarın parasını it yer, yakasını bit.
Beleş atın dişine bakılmaz.
Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur.
Berber berbere benzer ama, başın Allah'a emanet.
Berberin solumazı, tellağin söylemezi, kahvecinin söylemezi.
Berk kaçan atın boku seyrek düşer.
Besle kargayı, oysun gözünü.
Besle kargayı oysun gözünü.
Beslemeyi eslemeden alma.
Beterin beteri var.
Bey ardından çomak çalan çok olur.
Bey aşı borç, düğün aşı ödünç.
Bey buyurur, cellat keser.
Bey oğlu kulluk, kul oğlu beylik.
Beyazın adı tadı.
Beyden gelen bey s ayılır.
Beyler buyruğu yoksula kan ağlatır.
Beylik çeşmeden su içme.
Bez alırsan Musul'dan, kız alırsan asilden.
Bezi herkesin arşınına göre vermezler.
Beş kuruşun varsa beş yere düğümle.
Beş kuruşun üstünde oturmaya beş batman göt gerek.
Beş para giren ev yıkılmamış.
Beş parmak bir olmaz.
Beş parmağın hangisini kessen acımaz?.
Beş tavuğa bir horoz yeter.
Beşe, bakma çiftten başka işe.
Bilmemek ayıp değil, sormamak ayıp.
Bin atın varsa inişte in, bir atın varsa yokuşta bin.
Bin bilsen de bir bilene danış.
Bin dost az, bir düşman çok.
Bin işçi, bir başçı.
Bin kişi değmez bir kişi, bir kişi değer bin kişi.
Bin merak, bir borç ödemez.
Bin nasihattan bir musibet yeğdir.
Bin nasihatten bir musibet yeğdir.
Bin tasa bir borç ödemez.
Bin ölçüp bir biçmeli.
Binin yarısı beş yüz o da ben de yok.
Bir abam var atarım, nerde olsam yatarım.
Bir adama kırk gün ne dersen o olur.
Bir adamın adı çıkacağına canı çıksın.
Bir adamın sözü bir adama kolay.
Bir ambar buğdayın örneği bir avuçtur.
Bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun.
Bir ağacın gölgesinde bir sürü yatar.
Bir ağaçta gül de biter diken de.
Bir ağaçtan okluk da çıkar, bokluk da.
Bir ağızdan çıkan bin ağıza yayılır.
Bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı beslemez.
Bir baba dokuz oğlu besler, dokuz oğul bir babayı beslemez.
Bir baş soğan bir kazanı kokutur.
Bir başa bir göz yeter.
Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramaz.
Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.
Bir dirhem et bin ayıp örter.
Bir dirhem gümüşün üstünde oturmaya bir kantar göt gerek.
Bir dönüm güzlük on dönüm yazlığa bedeldir.
Bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar.
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Bir elinin verdiğini öbür elin görmesin.
Bir ev donanır, bir kız donanmaz.
Bir evde düzen varsa düzen olmaz o evde.
Bir evde iki kız, biri çuvaldız biri biz.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.
Bir fit bin büyü yerini tutar.
Bir gitmeyince bir gelmez (Hasan Gölcük,1963’lü, 27.11.2009, Çerkeş)! (Kıymetli bir malı elden çıkarmayınca daha kıymetlisi elde edilmez anlamında (1938 Çerkeş doğumlu Şerife Gölcük’den naklen Hasan Gölcük, Yumaklı Köyü-Çerkeş, 27.11.2009). “Sevdik gitmeyince sevdik gelmez!”(F.Dağdaş) atasözü ile benzer anlamda.)
Bir görüş, bir kör biliş.
Bir gözün gördüğü bir göze hayır etmez.
Bir günlük beylik, beyliktir.
Bir günlük ölüye üç gün yiyecek gerek.
Bir hatır, iki hatır, üçüncüde vur yatır.
Bir inat, bir murat.
Bir kararda bir Allah.
Bir katar deveyi bir eşek yeder.
Bir korkak bir orduyu bozar.
Bir koyundan iki post çıkmaz.
Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır.
Bir kılın bir örmeye faydası var.
Bir kızı bin kişi ister bir kişi alır.
Bir kurbağa fazla uzağa sıçrayamaz (M. Baz, 07.2011)!
Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır.
Bir ocaktan okluk da çıkar, bokluk da.
Bir pire için bir yorgan yakılmaz.
Bir selam bin hatır yapar.
Bir senden büyüğün, bir de senden küçüğün sözünü dinle.
Bir söz ara bozar,bir söz ara düzer.
Bir söz bin büyüye bedeldir.
Bir söz yola getirir, bir söz yoldan çıkarır.
Bir sürçen atın başı kesilmez.
Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, üçüncüde ele geçersin çekirge.
Bir tepe yıkılır, bir dere dolar.
Bir uyuz keçi bir sürüyü boklar.
Bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden.
Bir çiçekle bahar olmaz.
Bir çiçekle yaz olmaz.
Bir çöplükte iki horoz ötmez.
Birden çıkan bine yayılır.
Biri bilmeyen bini hiç bilmez.
Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.
Biribiri, adamı yer diri diri.
Birlikten kuvvet doğar.
Bitli baklanın kör alıcısı olur.
Boka nispetle tezek amberidir.
Bol bol yiyen bel bel bakar.
Borca haylık bir aylık.
Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek.
Borç iyi güne kalmaz.
Borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır.
Borç vermekle, düşman vurmakla.
Borç yiyen kesesinden yer.
Borç yiğidin kamçısıdır.
Borç ödemekle, yol yürümekle tükenir.
Borçlu ölmez, benzi sararır.
Borçlunun dili kısa gerek.
Borçlunun duacısı alacaklıdır.
Borçlunun döşeği ateşten olur.
Borçlunun yalımı alçak olur.
Borçsuz çoban yoksul beyden yeğdir.
Borçtan korkan kapısını büyük açmaz.
Bostan gök iken pazaryapılmaz.
Bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz.
Boynuz kulaktan sonra çıkar, ama kulağı geçer.
Boyuma göre boy buldum, huyuma göre huy bulamadım.
Bozacının şahidi şıracı.
Boğaz dokuz boğumdur.
Boş bakkal, da..aklarını tartar (İzmir’li birinden nakleden Tokat'lı Hasan Şanalmış'dan naklen Said Dağdaş, 7.1.2011)!
Boş başak dik durur.
Boş eşek yorga gider.
Boş fıçı çok langırdar.
Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir.
Boş ite menzil olmaz.
Boşboğazı ateşe atmışlar, odunum yaş demiş.
Boşboğazı ateşe atmışlar,odun yaş diye bağırmış.
Boşboğazı cehenneme atmışlar, odun yaşdiye bağırmış.
Bu abdestle daha çok namaz kılınır.
Bugünkü işini yarına bırakma.
Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir.
Bulanık su, balıkçının yarı kazancıdır.
Buldum bilemedim, bildim bulamadım.
Bulutlar Muş’a gider, rençberler işe gider! Bulutlar Tev’e gider, rençberler köye gider! (Erzurum-Oltu-İğdeli köyünden, 1955 doğumlu Abdülkerim Demirci’den naklen Said Dağdaş, 19 Mayıs 2010, Erzurum).

Tev: Erzurum’un kuzeyindeki yerleşim yerlerine verilen ad.

Burun yüzden düşmez.
Buyuran yorulmamış.
Buyurmadan tutan evlat, gün doğmadan kalkan avrat, deh demeden yürüyen at.
Buğday Hicaz'a giderken arpaya ince yufkaya karışma demiş.
Buğday başak verince, orak pahaya çıkar.
Buğday başak verince orak pahaya çıkar.
Buğday ekmeğin yoksa buğday dilin de mi yok?.
Buğday ile koyun, geri yanı oyun.
Buğday mısıra demiş ki: Aş ol, keş ol, hamur işine karışma.
Buğday yanında acı at da sulanır.
Buğdayım var deme ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa ermeyince.
Böyle baş böyle tıraş.
Böyle gelmiş böyle gider.
Böyle gerek danaya, buzağının hakkını yemeye.
Burnun dikip gezme! Gözün önüne bak! “Böbürlenme, alçak gönülü ol!” anlamında uyarı (Erzurum-Oltu’lu, 1964’lü Feyzullah Kılıç'tan naklen Said Dağdaş, 25.5.2010).
Bükemediğin eli öpeceksin.
Bülbülü altın kafese koymuşlar, ah vatanım demiş.
Bülbülün çektiği dili belası.
Büyük balık küçük balığı yer.
Büyük balık küçük balığı yutar.
Büyük başın derdi büyük olur.
Büyük lokma ye büyük söyleme.
Büyük lokma ye büyük söz söyleme.
Bıldırcının beyliği arpa biçilene kadar.
Bıyığın uzunsa borazan çal.
Bıçak kınını kesmez.
Bıçak yarası onulur, dil yarası onulmaz.
Bıçağı kestiren kendi suyu, insanı sevdiren kendi huyu.

Bıçağı kestiren kendi suyu, insanı sevdiren kendi huyu (Resul Tosun'dan naklen Said Dağdaş): Olgun insanı tarifte kullanılır. “Nevzat Yalçıntaş hoca Türkiye’yi ve sorunlarını, dünyayı ve duyarlılıklarını çok iyi bilen, Türkiye ve dünya çapında çok geniş bir çevreye sahip birkaç lisana vakıf değerli bir ilim adamıdır... Sosyal ilişkisi mükemmeldir. Kendisiyle konuşanlara öyle değer vererek hitap eder ve yaklaşır ki, onunla konuşan herkes kendisini dünyanın en büyük ve en önemli şahsiyyeti zanneder.”
Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete... (Anonim)
Bir evde gülügen kadın, anırgan eşek, bağırgan öküz şartımış (şart imiş) (Cemal Dağdaş’dan naklen F. Dağdaş, 11.1982): Evin gönül huzuru için öncelikle hanımın neşeli olması gereklidir anlamında.
Bir evde iki kız, biri çuvaldız, biri bez (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 22.2.2000). Evde çok kavga eden kızkardeşlerin kavgasının normal olduğunu ima eden bir atasözü. Genel anlamıyla kalabalık olan yerde kavganın eksik olmayacağını anlatan bir atasözü.
Bir gece rahat uyudum. O gece de komşunun eşeği öldü (1980’li, Gaziantep, Şahinbey'li Muharrem Demirci'den naklen Said Dağdaş, 20.08.2005)... Rahata kavuştuğumu sandığım anda, beklenmedik bir başka mesele kapımı çaldı anlamında.
Bir iki ondört, ben örttüm sen de ört (Dedesi Mustafa Efendi’den nakleden F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 9.5.2000). Meseleyi büyütme, kapat, tatsızlık çıkmasın anlamında.
Bir insanın kendi kendine yaptığını, bütün köylü başına çokanlaşsa yapamaz! (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş). Bu anlamda ele alınabilecek bir söz şöyledir: “Hiç düşmanınız olmasa, size düşman olarak kendiniz yeter de artar.” . Kur’ an-ı Kerim’de “Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın. Allah güzel olanları sever” (Bakara Suresi, 195. ayet) ayetinde de insanın kendi kendine yapabileceği kötülüğe atıfta bulunulmaktadır. Aynı anlamda kullanılan bir diğer veciz söz de şöyledir:

"Kendi kendine ettiğini adem, Bir yere gelse edemez alem."

Bir kararında Mevla durur (F. Dağdaş, Eylül 1985)! İnsan hayatı her türlü değişkenliğe açıktır. Sadece Allah daimdir ve ebedidir.
Bir keçi bir sürüyü bozar. {Ekleyen: Cengiz Özdemir, 26 Nisan 2008 Antalya}
Bir laf vardır: Baban döver hurmayla, eller döver yarmayla derler (F. Dağdaş, 24.2.2000).
Bir tutam ot, deveyi yardan attırır! “Bir tutam ot, deveyi yardan düşürür!„ (F. Dağdaş’dan) atasözü ile benzer anlamda. Vermek, ikna gücünü artırır (Kadriye ELÇİN’den, Antalya, 15.01.2005)
Bir tutam ot, deveyi yardan düşürür! “Bir tutam ot, deveyi yardan attırır!„ (F. Dağdaş’dan) atasözü ile benzer anlamda (Kadriye ELÇİN’den, Antalya, 15.01.2005)
Bir uyuz, bir sürüyü boklar ! (F. Dağdaş, 9.7.2001):
Bir vuruşta, çam yıkılmaz! Hiçbir şey göründügü kadar kolay değildir ve bir seferde olmaz manasında (Fatma Yaman (1916’lı)’dan naklen Celil Yaman, Ulus-Bartın).
Bir yiğit kırk yılda gelir meydana, erebilene aşkolsun (F. Dağdaş, 12. 2. 2000):
Biz yenecek aşı, buğundan biliriz ! İnsanın niteliği davranışlarından bilinir anlamında (Dodurgalı Cıngıllı Molladan F. Dağdaş, Aralık 1984).

Bodur tavuk her zaman piliç görünür (31.5.2007, Aynur adlı bir fizik tedavi uzmanından naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! Kilolu olmayan, minyon tipli insanlar, olduğundan daha genç görünür anlamında…

Beleş peynir fare kapanında bulunur.
Belli düşman, gizli dosttan yeğdir.
Benden sana öğüt, ununu elinle öğüt.
Benim adım Hıdır, elimden gelen budur.
Benim sakalım tutuştu, sen cigara yakmak istersin.
Besle kargayı oysun gözünü.
Besledik büyüttük danayı, şimdi tanımaz oldu anayı, babayı.
Beş kuruşluk fener o kadar yanar.
Beş parmağın beşi de bir değil
Beyaz saç, aklın değil yaşın işaretidir.
Bıçak sapını kesmez.
Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez.
Bıldır ki hurmalar götünü tırmalar.
Bilgisiz insan meyvesiz ağaca benzer.
Bilinmedik aş, ya karın ağrıtır ya baş.
Bilmediği beş vakit namaz, bilirde yanına varmaz.
Bilmediklerimi ayağımın altına koysam, başım göğe değer.
Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır.
Bin atın varsa bin dinlen, bir atın varsa in dinlen.
Bin bilsen de bir bilene danış.
Bin dinle, bir söyle.
Bin ölçüp bir biçmeli.
Binde bir gelinen yere gül döşerler, her gün gelinen yere kül döşerler.
Binin yarısı beş yüz o da ben de yok.
Bir adamın adı çıkacağına, canı çıksın.
Bir adamın karısı onun yarısıdır.
Bir ağaçta gül de biter, diken de.
Bir ağaçtan, oklukta çıkar boklukta.
Bir ağızdan çıkan, bin ağza yayılır.
Bir ahırda at da bulunur eşek de.
Bir ayağı çukurda
Bir bulutla kış gelmez.
Bir bütün bir yarımdan iyidir.
Bir dalın gölgesinde bin koyun eğlenir.
Bir dirhem et, bin ayıp örter.
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Bir elin verdiğini, öbür elin duymasın.
Bir eve bir baca, bir kadına bir koca.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.
Bir işe başlamak, bitirmenin yarısıdır.
Bir koyun başı pişinceye kadar, kırk kuzu başı pişer.
Bir koyundan iki post olmaz.
Bin nasihatten bir musibet yeğdir.
Bir nalına vurur, bir mıhına.
Bir yerim diyenden birde yemem diyenden kork.
Bir yiğit kırk yılda meydana gelir.
Biri eşikte, biri beşikte.
Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar.
Birlikten kuvet doğar.
Bitli baklanın kör alıcısı olur.
Bize gelince yiyip içelim, size gelince gülüp geçelim.
Boğaz, insanı iki adam yapmaz ama, iyi bir adam yapar (Hamid Erdal, 2.2.2000):
Boğulursan büyük suda (denizde) boğul.
Bok ile yapılan, sidik ile yıkılır (F. Dağdaş, Aralık 1980)! Haram ile kazanılan mal heba olur. Bu manayı vermek için “Haydan gelen, huya gider“ atasözü de kullanılır.
Bokunu yiyen kepçesini kaldırır (22.7.2001, Ankara Gazi Mahallesi pazarı, Ankara-Kızılcahamamlı bir satıcıdan). * Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmektir.
Bugün elini veren yarın götünü verir.
Borç yiğidin kamçısıdır.
Boş çuval dik durmaz (Resul Tosun) :
Boş duranı Allah da sevmez kulu da...
Boş fıçı çok langırdar.
Boş torbaya hayvan inmez!:- Ne zahmet ettin Şerife bılla?

- Boş torbaya hayvan inmez dememişler boşuna... (Darıveren’li Hüseyin ağanın hanımından naklen Dodurgalı Ayşe Mak, 20.8.2003

Boşadığın karının (hanımın) topuğuna bakılmaz (Halil Ay, 1949’lu, Dodurgalı)!
Boşboğazı ateşe atmışlar,odun yaş diye bağırmış.
Boşboğazın sigarası yanmaz.
Boyum sıra buldum, huyum sıra bulamadım (Hacı Hatiplerin Hasibe’den F. Dağdaş, 24.2.2000): Dengime düşemedim, huyuma uygun biriyle evlilik yapamadım anlamında.
Bozacının şahidi şıracı.
Böğürtlen büyüye büyüye boy aldım sanmış, süprüntüyü yığmışlar dağ oldum sanmış, Türk ata binmiş bey oldum sanmış (Fatmana Dağdaş, 09.1983): 50-60 sene öncesine kadar köylerde ağalık düzeni varken ağa ve sülalesi dışındaki halka Türk denilmekte imiş. Ağalara atfen söylenmiş olan bu sözde, halk hakir görülmektedir. O dönemi yansıtan bir anlayışın ürünü olarak ortaya çıkmış bir atasözüdür (Fatmana Dağdaş’dan alınan bilgi.)
Bu arpa kelle bağlamaz (1950’li Mehmed Yaman’dan naklen Celil Yaman, 30.09.2007)!! “Bundan hayır çıkmaz/Bundan iş çıkmaz!” anlamında olumsuzluk kanaatini ortaya koyan değerlendirme.
Bu davullar sana çalınıbbarı (çalınıyor) kızım, ama benim senden umudum yok (Mehmed Baz, 1999): Beceriksiz, işten anlamayan kişi için söylenmektedir.
Bu dünya iki kapılı handır, gelen bilmez giden bilmez.
Bugünün küçükleri yarının büyükleri.
Budalanın yağı çok olursa sakalına sürer.
Bugün bana ise yarın sana.
Bugünkü işini yarına bırakma.
Bugünkü tavuk, yârınki kazdan iyidir.
Buğday başak verince orak pahaya çıkar.
Bülbülü altın kafese koymuşlar "ah vatanım" demiş.
Bülbülün çektiği; dili belasıdır.
Büyük boğaz, küçük boğaz, beşikteki başını sallar (Hasibe nineden F. Dağdaş, 8.4.2000):Çor çocuğu fazla olanın yaşadığı telaşı, sıkıntıyı anlatan bir atasözü.
Büyük ekmek, büyük bezeden olur.
Büyük lokma çukurda kalır
Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.
Büyük zekâlar birlikte düşünürler.
Ben diyorum hadımın sen diyorsun oğuldan uşaktan neyin var.
Bugün elini veren yarın götünü verir.

C harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Cahil, kazdığı kuyuya kendi düşer! (Antalya’lı 1935’li Ayşe Çark Hanımdan nakleden 1955’li Mehmed Ali Şener’den naklen Said Dağdaş, 21.11.2010)!
Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer.
Cahile söz anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür.
Cahile söz yetmez, çalıda gül bitmez (Selahaddin Duman, Sabah, 15.09.2001, s. 15)
Cahille bal yenmez! Alimle taş taşı!.. (Star TV'deki beyanatında (saat: 17:40) Ordu'lu Ertuğrul Günay'dan naklen Said Dağdaş, 29.12.2011).
Cim cim hocadan, kum çiğneyen hacıdan kork! İsparta-Uluborlu ilçesi ve yöresinden (Demirdal, 1968, s. 565).
Cahilin dostluğundan, alimin düşmanlığı yeğdir.
Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir.
Cambaz ipte, balık dipte gerek.
Cami duvarına işeyen itin ölümü yakındır.
Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur.
Cami ne kadar büyük olsa imam gene bildiğini okur.
Cami ne kadar büyük olursa olsun, imam bildiğini okur!
Caminin mumunu yiyen kedinin gözü kör olur.
Can bostanda bitmez.
Can boğazdan gelir.
Can, boğazdan gelir (F. Dağdaş, 16.12.1999)! Can, boğazdan gelir emme, iştahım yok! Yiyemiyorum…
Can candan şirindir.
Can canın yoldaşıdır.
Can ciğerden tatlı.
Can cümleden aziz.
Can cümleden azizdir.
Can çıkar huy çıkmaz: Bu konuda aynı anlamdaki bir veciz söz şöyledir:

Tutar elbet yine eski suyunu, Çıksa da canı, değişmez huyunu...(Sümbülzade Vehbi, 10 Mayıs 1999, Hicret Takvimi.)

Can çıkmayınca huy çıkmaz.
Cana gelecek mala gelsin.
Canı acıyan eşek,atı geçer.
Canı acıyan ne demez! Karnı acıkan ne yemez!. (Ayşe ŞENER, Akseki-Kuyucak, 15.01.2005)
Canı cana ölçmeli.
Canı kaymak isteyen,mandayı yanında taşır.
Canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır.
Canı yanan eşek attan yürük olur.
Cebinde penceviş parası yok, gözü suralıkda !.. İsparta-Uluborlu ilçesi ve yöresinden (Demirdal, 1968, s. 565).
Cefayı çekmeyen safanın kadrini bilmez.
Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez.
Cenaze yıkayıcıya hak doğrulsun!. Ölü cennete girsin cehenneme gitsin birşey değişmez (M. Baz, 1929 doğumlu, 22.06.08)! «Hakkı olana hakkının verilmesi esastır, gerisinin önceliği yoktur!» anlamında.
Cennet de bu dünyada cehennem de.
Cevizin içinde, o kadar da koz olmaz mı canım?! Her malda, hatta insanoğlunda da, az da olsa çürük bulunur!” anlamında. “Öyle derler. Lafın çalımı… Cevizin içinde o kadar koz olmaz mı canım?! (Yazır’lı Sırçanların Hamdi dayının kızı Emine Şahin’den naklen Said Dağdaş, 19.09.2011). "Çürüksüz koz olmaz!" (Fatmana Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş)." atasözünün farklı sürümü.
Cin tutana bir muska yeter.
Cingen cingenden köy kıskanır (F. Dağdaş, 17.2.2000):
Cingen cingene çatmayınca, kasnak boğazına geçmezmiş: (F. Dağdaş)
Cingenler çayda döğüs etmiş de taş bulamamıslar! Her an elinizin altında olan birşey, aranınca bulunmaz manasına (Celil Yaman (1979’lu), Ulus-Bartın).…
Cins horoz yumurtada öter.
Cins kedi ölüsünü göstermez.
Cinstir çeker, boktur kokar (Fatmana Dağdaş): Muhakkak benzer tarafı olur, babası yapıyorsa oğlu da yapar anlamında. Irsiyetin, huyun nesilden nesile geçebileceğine dikkat çeken bir atasözü.
Cumhura muhalefet kuvveihatadandır.
Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler.
Cömert ile nekesin harcı birdir.
Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer.
Cahile söz anlatmaktansa, deveye hendek atlatmak iyidir.
Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir.
Cahille arkadaş olma küstürün, cam kırığıyla kıçını silme kestirirsin.
Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur.
Caminin kapısını bilmez, sofuluk taslar.
Can, boğazdan gelir.
Can cümleden azizdir.
Can çıkmadan ümit kesilmez.
Cana gelecek mala gelsin.
Canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır.
Canı yanan eşek atı geçer.
Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez.
Cins kedi ölüsünü göstermez.
Cömert derler, maldan ederler, yiğit derler candan ederler.
Cömert ile nekesin harcı birdir.
Cumhura muhalefet kuvveihatadandır.

Ç harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Çabalama ile çarık yırtılır.
Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.
Çalma elin kapısını,çalarlar kapını.
Çalıda gül bitmez,cahile söz yetmez.
Çalışanın yatanda hakkı vardır.
Çalışmak ibadetin yarısıdır.
Çam ağacından ağıl olmaz, el çocuğundan oğul olmaz.
Çanakta balın olsun, Yemen'den arı gelir.
Çanağa ne doğrarsan kaşığında o çıkar.
Çarık çarıkla, sarık sarıkla.
Çarşı iti ev beklemez.
Çatal kazık yere batmaz.
Çatal kazık, yere gitmez (M. Emin Traş, Antalya’lı, 70 yaşında, 23.07.2008)! Mutabakat sağlanamayan işten verim alınmaz.
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme.
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme.
Çağrılmayan yere çörekçi ile börekçi gider.
Çarşı itiyle ava gidilmez (C. Basri Gökşen-1961, Andırın, 31.07.2003)! Sağlam iş; erbabıyla, her yönü ile güvenilir kişi ile yapılır.
Çay sıra gidip yol sıra gelme! “Verilen işi noksan yapma, unutma!” anlamında bir deyim. "İşte bunlar böyle... Bir iş veriyoruz. Unutuyorlar. Çay sıra gidip yol sıra geliyorlar..." (Çankırı-Ilgaz-Aşağıdere köyünden 1930'lu İlyas İyigüngör'den nakleden oğlu 1965’li Harun İyigüngör'den naklen Said Dağdaş, 3.11.2011).
Çaydan geçip çipildende boğulma(Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş)! İşin zor tarafını hallettikten sonra daha kolay aşamasında beceriksizlik gösterme anlamında.
Çekişmeden pekişilmez.
Çengi ölüsü çalgı ile kalkar.
Çeyrek ekmeğin bismillası (besmelesi) olmaz (Kızılcahamam-İğneci köyünden Hüseyin Danyıldız’dan nakleden 1979’lu, Bartın-Ulus’lu Celil Yaman’dan naklen Said Dağdaş, 18.01.2011)! Genellikle kızgınlık anında, külhanbeyi tarzı kullanılan bir atasözüdür. "Hallederiz! Besmele bile çekmeye değmez, anında gereğini yaparız!" anlamında.
Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane gelecek yıl çıkmış.
Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak; cümlenin muradını verecek Hak.
Çiftçiye yağmur,yolcuya kurak,cümlenin muradını verecek hak.
Çingene ciğer pişirir, yemeden karnınşişirir.
Çingene çadırında musandıra ne arar?.
Çingene çingeneye çatmadıkça kasnak boynuna geçmez.
Çingeneye beylik vermişler, önce babasını asmış.
Çirkefe taş atma, üstüne sıçrar.
Çirkefe taş atma,üzerine sıçrar.
Çivi çiviyi söker.
Çivi çıkar ama yeri kalır.
Çiğnemeden yutulmaz.
Çoban armağanı çam sakızı.
Çobanın Allah’ı olmaz! ( Yukarı Dodurga Kasabasından 1336'lı Arif Deniz'den naklen Said Dağdaş). Çobanlık mesleğini yapanlardan bazılarının çevreye, hayvanlara, ormana karşı çok acımasız olabileceğini belirtmek için kullanılmıştır.
Çobansız koyunu kurt kapar.
Çobanın gönlü olursa tekeden yağ çıkarır.
Çocuğun yediği helal, giydiği haramdır! Hızla büyüyen çocukların giyimleri de hızla değiştirilir. Harcanan para artar. Haram kazancın bereketi olmadığı gibi çocuk giyimindeki masrafların da haram olmasa bile masrafları artırdığı ima edilmektedir (Gülay Balta’dan nakleden Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş, 7.1.2011).
Çocuk düşe kalka büyür.
Çocuk seversen beşikte, koca seversen döşekte.
Çocuktan al haberi.
Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.
Çocuğun yediği helal, giydiği haram.
Çok açılma, soğuk alırsın.
Çok bilen çok yanılır.
Çok el, ya yağmaya ya yolmaya.
Çok gezen ayağa bok bulaşır.
Çok gezen pabuç, b.k kaldırır (Kalecik'li, 1971'li İlhan Arslan'dan naklen Said Dağdaş, 12.04.2011)! "Gezen pabuç, b.k kaldırır!" atasözünün vurgulu sürümü...
Çok gezen çok bilir.
Çok incelme, koparsın.
Çok konuşan çok yanılır.
Çok koşan çabuk yorulur.
Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin..
Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.
Çok yaşayan bilmez, çok gezen bilir.
Çok yaşayan değil, çok gezen bilir (Dodurgalı 1341 doğumlu Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 1980).
Çoğu zarar, azı karar. "Azı karar, çoğu zarar, ortası yarar!" (Said Dağdaş)atasözü ile benzer anlamda.
Çubuk kırılır, çıt der; kütük kırılır, küt der.
Çuhayı fırçayla, kadifeyi elle.
Çul içinde arslan yatar.
Çömçe tutan elim olsun, ocaklıkta yerim olsun.
Çürük tahta çivi tutmaz.
Çürüksüz koz olmaz! (Fatmana Dağdaş’dan naklen Said Dağdaş). "Cevizin içinde çürük de bulunur! Her malda, hatta insanoğlunda da, az da olsa çürük bulunur!” anlamında.
Çıkacak kan damarda durmaz.
Çıngıraklı deve kaybolmaz.
Çabuk parlayan çabuk söner.
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme.
Çağrıldığın yere git, ar eyleme; çağrılmadığın yere gidip yerini dar eyleme.
Çağrılmadık yere, çörekçi ile börekçi gider.
Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.
Çalışan demir pas tutmaz.
Çalışmak ibadetin yarısıdır
Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.
Çamura taş atma üstüne sıçrar.
Çatal kazık yere batmaz.
Çıkmayan candan umut kesilmez.
Çıngıraklı deve kaybolmaz.
Çıracı olsam ay akşamdan doğar.
Çiftçilik, eşeğin kuyruğuna benzer, ne uzar ne kısalır.
Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane "gelecek yıl" çıkmış.
Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak, cümlenin muradını verecek hak.
Çingene ciğer pişirir, yemeden karnını şişirir.
Çingen çalıyor, Kürt oynuyor.
Çingenenin ipini, kendisine çektirirler.
Çingeneye beylik vermişler, önce babasını asmış.
Çingeneye beylik vermişler, önce anasının ineğini kesmiş! Vasıfsız kişilere görev ve makam vermenin sakıncalarını hatırlatan bir atasözüdür (1964’lü ve Ankara-Gölbaşı-Gölbek köyünden Mustafa İncekara’dan naklen Said Dağdaş, 22.12.2010).
Çingene musandıra bilmez! (Ankara’nın yerlisi bir erkekten naklen, 65 yaşında, Kastamonu, 2002): Çingenenin hayat tarzının farklı olduğunu ifadede kullanılır.
Çirkefe taş atma, üzerine sıçrar.
Çoban ne yesin ki köpeğine yedirsin
Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.
Çocuk oyundan, aptal düğünden usanmaz.
Çocuğu işe gönder, peşinden sen git.
Çocuk evin meyvesidir.
Çocuktan al haberi.
Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin.
Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.
Çubuk iken çıtlamayan, hezen iken kütlemez.
Çürük iple kuyuya inilmez.
Çürük tahtaya çivi çakılmaz.

D harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Dadandırma kara gelin, dadanırsa yine gelir.
Dağ deyip dangırdama, çalı ardında adam olur! İsparta-Uluborlu ilçesi ve yöresinden (Demirdal, 1968, s.565).
Dağ diye dangırdayıp gezme! Dağın da kendine göre adamı olur! “Çok dikkatli ve tedbirli ol!„ anlamında. 1926’lı Fatma Koçak’dan naklen Haydar Koçak, 28.5.2008,Kırıkkale-Delice.
Dağ deyip dangırdama! Dağın sahibi var! (1960’lı Mustafa Halimoğlu, Kemaller Köyü-Kastamonu, Ilgaz Dağı-Çarklı Yaylası, 15.9.2011) “Boşboğazlık yapma! Haddini bil!” anlamında. “Dağ deyip dangırdama! Dağın sahibi var! derler!” (Mustafa Halimoğlu).
Damdaki iti avluya sıçırtma.
Damdan düşen, damdan düşenin halini bilir.
Damlaya damlaya göl olur.
Danışan dağı aşmış, danışmayanyolu şaşmış.
Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.
Davacın kadı olursa yardımcın Allah olsun.
Davetsiz gelen döşeksiz oturur.
Davul dengi dengine diye çalar.
Davulu biz çaldık, parsayı başkası topladı.
Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
Dayak cennetten çıkmıştır.
Dayanık öküze oha! neymiş?.
Dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer.
Dağ adamı, hasta eder sağ adamı.
Dağ başına harman yapma, savurursun yel için, sel önüne değirmen yapma, öğütürsün.
Dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir.
Dağ başından duman eksik olmaz.
Dağ dağ üstünde olur,ev ev üstünde olmaz.
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.
Dağ yürümezse abdal yürür.
Dağda gez; belde gez insafı elden bırakma.
Dağdaki kekliğin bini bir paraya.
Dağları ıssız sanma, körleri gözsüz sanma.
Dede koruk yer, torununun dişi kamaşır.
Dediğim dedik, çaldığım düdük.
Deh! denmiş dünyayı, Çüş! diye sen mi durduracaksın?.
Deli arlanmaz soyu arlanır.
Deli deli akanı, bura bura tıkarlar.
Deli deliden hoşlanır, imam ölüden.
Deli deliyi görünce değneğini saklar.
Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun.
Deli ile çıkma yola, başına getirir bela.
Deli kız düğün etmiş, kendi baş sedire geçmiş.
Deliden al uslu haberi.
Delik büyük, yama küçük.
Delikli boncuk yerde kalmaz.
Delikli taş yerde kalmaz.
Delilsiz cennete bile girilmez.
Deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış.
Deliye geçit yoklatırlar.
Deliye her gün bayram.
Deliye taş atma, başını yarar.
Demir nemden, insan gamdan çürür.
Demir tavında, dilber çağında.
Demir tavında dövülür.
Demir ıslanmaz, deli uslanmaz.
Demircinin canı demirden berk gerek.
Dene altını mihenk taşında, dene insanı bir başında.
Denenmişi denemek ahmaklıktır.
Deniz bal olmuş, fukara kaşık bulamamış.
Deniz dalgasız olmaz, gönül sevdasız olmaz.
Deniz dalgasız olmaz, kapı halkasız.
Deniz kenarında dalga eksik olmaz.
Denizdeki balığın pazarlığı olmaz.
Denize düşen yılana sarılır.
Denizin yanında kuyu kazılmaz (Dodurgalı M. Baz, 1929 doğumlu, 23.7.2010)!Bolca kaynak varken, yeni kaynak aramak anlamsızdır. Misafir olunan eve, sürekli gıda malzemesi alınmasında rahatsız olunca ifade edildi. “Denizin yanında kuyu kazılmaz! Ben ölmedikçe bir şey almayın!”
Densiz deve kuyruğu, deh! demeden sallanır.
Derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen.
Derdini söylemeyen derman bulamaz.
Derede tarla sel için, tepede harman yel için.
Dereyi, tepeyi sel bilir; iyiyi kötüyü el bilir.
Derin su yavaş akar.
Dert, çekene göredir.
Dert Deli Ahmet'in başında.
Dert ağlatır, aşk söyletir.
Dert bir olaydı ağlamak kolaydı.
Dert gezmiş, derman beraber gezmiş.
Dert gider amma yeri boş kalmaz.
Dertsiz baş, bostan korkuluğunda.
Dertsiz baş, mezara taş.
Dertsiz baş olmaz.
Dertsiz baş terkide gerek.
Dertsiz bir kabak varmış, onun da başını kesip içini oymuşlar.
Derviş tekkede, hacı Mekke'de bulunur.
Dervişin fikri ne ise zikri de odur.
Dervişlik olaydı taç ile hırka, ben de alırdım otuza kırka.
Destursuz bağa gireni sopa ile kovarlar.
Destursuz bağa girilmez.
Deve Kabe'ye gitmekle hacı olmaz.
Deve bir akçeye , deve bin akçeye.
Deve boynuz ararken kulaktan olmuş.
Deve büyüktür amma beşini bir eşek yeder.
Deve deve yerine çöker.
Deve yerine deve çöker.
Deveci ile görüşen kapısını yüksek açmalı.
Deveci ile konuşan kapısını büyük açar.
Deveden büyük fil var.
Devenin üstünde kuduz dalar mı? Dalar!: Bela ummadık yerde karşına çıkabilir. “Devenin üstünde kuduz dalar mı? Dalar! Minarenin üstünde bile dalar! (1929'lu Mehmed Baz'dan naklen Said Dağdaş, 11.07.2011).
Deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez.
Deveye boynun eğri, demişler; nerem doğru ki, demiş.
Deveye burç gerek olursa boynunu uzatır.
Deveye inişi mi seversin, yokuşu mu? demişler; düz yere mi girdi?.
Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.
Deveyi yük değil zelber yıkar.
Devlet adama ayağıyla gelmez.
Devlet oğul, mal tahıl, mülk değirmen.
Devletin malı deniz, yemeyen domuz.
Devletli gözü perdeli olur.
Devletli ile deli bildiğini işler.
Devletli yanını kaşısa yoksul para verecek sanır.
Devletlinin karnı gen gerek.
Devletliye dokun geç, fukaradan sakın geç.
Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan.
Değirmende doğan sıçan gök gürültüsünden korkmaz.
Değirmende doğmuş sıçan gök gürlemesinden korkmaz.
Değirmenden gelenden poğaça umarlar.
Değirmene gelen nöbet bekler.
Değirmi yurt tutmaya değirmi göt ister.
Değme bana, değmeyim sana.
Değme sarhoşa, yıkılana kadar gitsin.
Dibi görünmeyen sudan geçme.
Diken battığı yerden çıkar.
Dikensiz gül olmaz.
Dil ebsembaş esen.
Dil yüreğin kepçesidir.
Dilden gelen elden gelse, her fukara padişah olur.
Dile gelen ele gelir.
Dilenci bir olsa şekerle beslenir.
Dilenci dilenciyi istemez; ev sahibi ikisini de.
Dilenci küsmüş, kısmetini kesmiş.
Dilencinin torbası dolmaz.
Dilenciye borçlu olma, ya düğünde ister; ya bayramda.
Dilenciye borçlu olma, ya düğünde ister ya bayramda.
Dilenciye hıyar vermişler de eğri diye beğenmemiş.
Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim.
Dilin cirmri küçük, cürmü büyük.
Dilin kemiği yok.
Dilsizin dilinden anası anlar.
Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak.
Dinsizin hakkından imansız gelir.
Dirlik nerde, devlet orda.
Dişi köpek kuyruğunu sallamayınca, erkek köpek ardına düşmez.
Dokuz keçe, su geçe; bir deri, soğuk geri.
Doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı.
Domuz derisi post olmaz, eski düşman dost olmaz.
Domuzdan tokludoğmaz.
Domuzun kuyruğunu kes yine domuz.
Donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer.
Dost acı söyler.
Dost ağlatır, düşman güldürür.
Dost başa, düşman ayağa bakar.
Dost başa bakar, düşman ayağa.
Dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur.
Dost dostun ayıbını yüzüne söyler.
Dost dostun eğerlenmiş atıdır.
Dost evinde başını bağla, düşman evinde tırnağını kes.
Dost ile ye, iç, alışveriş etme.
Dost için ölmeli, düşman için dirilmeli.
Dost kara günde belli olur.
Dostlar alışverişte görsün.
Dostluk başka, alışveriş başka.
Dostluk kantarla, hesap miskalle.
Dostun alttğı taş baş yarmaz.
Dostun attığı taş baş yarmaz.
Dostun ndu cehennem odundan beterdir.
Dostunu överken yerecek yer bırak.
Doğan anası olma, doğuran anası ol.
Doğmadık çocuğa don biçilmez.
Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek.
Doğru söz acıdır.
Doğru söz katarından belli olur.
Doğru söz yemin istemez.
Doğruluk dost kapısı.
Doğruluk minarede kalmış.
Doğrunun yardımcısı Allah'tır.
Doğuran avrat Azrail'i yenmiş.
Dumansız baca olmaz, kahırsız koca olmaz.
Dut kurusu ile yar sevilmez.
Dut yaprağı açtı, soyun; döktü giyin.
Duvarın beri yüzü beri, öte yüzü öte.
Duvarın kulağı var, gözünü de unutma.
Döner taşım yok öter kuşum yok.
Dört atanın dördü de hak.
Dün öleni dün gömerler.
Dünya Süleyman'a bile kalmamış.
Dünya bir, işin bin.
Dünya bir gemi, akıl yelkeni, fikir dümeni, kolla kendini, göreyim seni.
Dünya bir yağlı kuyruktur; yiyebilene aşk olsun.
Dünya bol olmuş neye yarar, pabuç dar olduktan sonra.
Dünya dört kulplu bir kazan, bir kulpundan tut da kazan.
Dünya gençten gence, dinçten dince.
Dünya iki kapılı handır.
Dünya malı dünyada kalır.
Dünya tükenir, yalan tükenmez.
Dünya ölümlü, gün akşamlı.
Dünyada tasasız baş bostan korkuluğunda bulunur.
Dünyada üç tane ahmak (keriz) vardır: Birisi rampaya çıkarken sigara içen, diğeri gece tek başına ıssız yerde dolaşan, bir diğeri de köyde yaşamasına rağmen bağı-bostanı, davarı-keçisi olmayan… (Si ahmak hene dini, İk eve yi evrazya kişi tütnie, İk eve yi şevi gerit tini, İk eve yit çite gunda, Rûnut gunda ne berhu peze, Ne boğureze…)

(Patnoslu Ozan Hacı Abdulkerim’den nakleden Van-Gürpınar – Örmeli Köyü – El emeği Mezrasından 1964’lü İsa Aslan’dan naklen Said Dağdaş, 16.12.2011, Erzurum). Yaşanılan yöre halkının hayata bakışını ve hayatı algılayışını yansıtan bir atasözü.

Dünyada rızık, ahirette azık! Dünya huzuru için bir geçim kaynağının, ahiret huzuru için ise iman azığının gerekli olduğunu vurgular. “Babam rahmetli: Dünyada rızık, ahirette azık!” derdi” (Yellice köyünden, 1312’li Muharip Gazi Fevzi Mustafa Yıldız’dan nakleden oğlundan naklen Said Dağdaş, 19.1.2008)!
Dünyanın iki başı bir gelmez.
Dünyanın ucu uzun.
Dünyayı sel bassa ördeğe vız gelir.
Dünyayı umutla yemişler.
Düt demeye dudak gerek.
Düt demeye dudak ister.
Düzlükte kurt ulusa, evde itin bağrı sızlar.
Düğün aşıyla dost ağırlanmaz.
Düğün değil bayram değil eniştem beni niye öptü.
Düğün el ile, harman yel ile.
Düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya.
Düğünde Fatmacığı kim bilir?.
Düğünü okuyucu boklar.
Düş uykudan sonra olur.
Düşenin dostu olmaz.
Düşman, düşmanın halinden bilmez.
Düşman düşmana gazel okumaz.
Düşmana yarak gerek, ya düşmandan ırak gerek.
Düşmanın karınca ise de hor bakma.
Düşmez kalkmaz bir Allah.
Düştünse toprağa sarıl.
Düşüne düşüne görmeli işi, sonra pişman olmamalı kişi.
Dağ adamı, hasta eder sağ adamı! (F. Dağdaş, Leyla Baz):
Dağ başından duman eksik olmaz.
Dağ dağ üstünde olur, ev ev üstünde olmaz.
Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur.
Dağ dumansız insan hatasız olmaz.
Dağa çıkan keçinin dağa çıkan oğlağı olur (Acıpayam-Yukarı Dodurgalı 1341'li Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş). “Anaları ne ki, danaları ne olsun.” deyiminin anlamına yakın anlamda düşünülebilir. Komşu ilçe Gölhisar ve civarında bu atasözü “Çama çıkan kişinin, çama çıkan oğlağı olur.” şeklinde kullanılmaktadır.
Dam alçak, sopa kalkmaz! (Sebati Şener'den (Emekli öğretmen), (Antalya-Akseki’nin Kuyucak kasabasından) naklen Said Dağdaş), 10.08.2004): Bu atasözü; iktidarların icraatlarında her istediğini, gönlünden geçeni rahatlıkla yapamadığını, farklı kesimlerden gelebilecek tepkileri zaman içinde eritmeyi, adım adım yol almayı tercih ettiklerini anlatmak için kullanıldı.
Dam tıpırtısı, karı bıtırtısı, var ömrümü yok etti (Yukarı Dodurgalı 1341'li Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş)!
Dama dama göl olur, dada dada heç olur (Şarki Azerbaycan-İran'lı Selahaddin Kusekenani'den naklen Said Dağdaş, 6.6. 1999):“Damlaya damlaya göl olur, azar azar kullanmakla biter” anlamında
Damlaya damlaya göl olur.
Danışan dağ aşmış, danışmayan yolu şaşmış.
Darağacı kurulduktan sonra, cellâtın Bağdat’tan gelir. Foyan ortaya çıktıktan, iş işten geçtikten sonra beklenen çabuk gelir. Kaçış olmaz anlamında…
Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.
Darlıkta dirlik olmaz.
Davetsiz gelen döşeksiz oturur.
Davul dengi dengine çalar.
Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
Dayak bile nasiple yenir(Yüksel Erdoğan, 1967’li, 9.10.2003, Beyşehir-Gölyaka, Or. Müh.)!
Dede koruk yer, torunun dişi kamaşır.
Deden yok, dede paran yok (sorumluluğun yok, rahatsın) kaynak
Dediğim dedik, çaldığım düdük.
Deli deliyi gördüğünde, değneğini saklarmış.
Deli kız, akıllı gelin olur (18.5.2007, 1981’li Birdal Yaman’dan naklen 1979’lu, Bartın-Ulus’lu Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş)!: Kız gelin olunca gerçek sorumluluk sahibi olur anlamında…
Deliye yel veriyor, eline bel veriyor kaynak
Değirmende doğmuş sıçan gök gürlemesinden korkmaz.
Dem de çift, gam da çift gelir (Dodurgalı Ayşe Mak, 20.8.2003): Üst üste gelen iki musibeti açıklamak için kullanılan bir atasözü.
Deme dostuna, der dostuna. Bir gün olur tuz basarlar postuna.
Demir nemden insan gamdan çürür.
Demir tavında dövülür.
Demir tavında, dilber çağında.
Deniz sevilir de, densiz sevilmez.
Deniz yoğurt olmuş da yemeye kaşık bulunmamış.
Denize düşen yağmurdan korkmazmış.
Denize düşen yılana sarılır.
Derdini söylemeyen derman bulamaz (Fatmana Dağdaş):
Dere her zaman kütük getirmez(1929 doğumlu M. Baz'dan naklen Said Dağdaş,22.08.02, Denizli-Dodurgalar)"!: "Araz (Aras nehri) her zaman kütük getirmez!" Azerbaycan Türkçesindeki atasözü ile aynı anlamda... Her zaman ticarette kazanç olmayabilir, bu nedenle ileriye dönük tedbir almak gereklidir anlamında.
Dereyi görmeden paçayı sıvama.
Dert gezer, derman da gezer (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş):
Dert saklayanda kalır.
Dertsiz baş yok, yarasız çam yok (Fatmana Dağdaş): Herkesin bir sorunu, derdi var.
Dervişin fikri ne ise zikri de odur.
Devden büyük dert var.
Deve, devenin ötüşünden bilir (M. Baz'dan naklen Said Dağdaş, Dodurgalı, 26.07.2003):
Deveye boynun eğri, demişler; nerem doğru ki, demiş.
Deve boynuz ararken kulaktan olmuş.
Deve, devenin ötüşünden bilir (M. Baz, Dodurgalı, 26.07.2003):
Deveyi yardan atlatan, bir tutam ottur.
Deveye kalkta oyna demişler bir damla bir çardak yıkmış.
Dibi görünmeyen sudan geçme.
Dibin ahlat, doruğunu kim aşıladı (Remzi Doğan)? "Soyuna dön!" anlamında (Remzi Doğan, Kalecik-Çaykaya köyü, Orman Müh., 27.02.2006).
Dikensiz gül olmaz.
Dilenciye borçlu olma, ya düğünde ister ya bayramda.
Dilin durdu başın esen, dilin durmaz başın kesen (Fatmana Dağdaş): “Bana benden olur her ne olursa, başım rahat eder dilim durursa!„ atasözü ile de aynı anlama gelmektedir.
Dilin kemiği yoktur.
Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak.
Dinsizin hakkından imansız gelir.
Dinsizin ipi ile Kuyuya inilmez.
Dişi kuş yapar yuvayı, içini dışını sıvayı sıvayı.
Doğru söyleyeni Dokuz köyde kovarlar.
Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek.
Domuzdan post gâvurdan dost olmaz.
Dost acı söyler.
Dost ayağa, düşman başa bakar (Fatmana Dağdaş): Bu atasözü başka yörelerde "Dost başa, düşman ayağa bakar!" şeklinde kullanılıyor.
Dost başa düşman ayağa bakar.
Dost kara günde belli olur.
Dost kazan dost! Düşman anandan da doğar.
Dost olmayınca düşman bilinmez (F. Dağdaş, Aralık 1980)!
Dost yüzünden, düşman gözünden belli olur.
Dostum beni ansında (getirdiği hediye) bi' çürük fındık olsun kaynak
Dostlar alışverişte görsün.
Döner taşım yok öter kuşum yok.
Dövüşerek pazarlık et, güle güle ayrıl.
Dut kurusuyla yar sevilmez.
Dünya duaylan (dua ile), elek sıvaylan (sıva ile) (Fatmana Dağdaş): Dua etmenin önemli olduğu, eleği korumanın onun bakımıyla olduğu misal getirilerek anlatılmaktadır.
Dünya malı dünyada kalır.
Dünya Sultan Süleyman'a bile kalmamış.
Dürüst yolda yürüyemezken, döşemeye at koşturmaya gidersin (F. Dağdaş, Eylül 1983)!
Düşenin dostu olmaz.
Düşman ayağa dost basa bakar.
Düşmanı karıncaysa, sen fil olur.
Düşmanım yok deme! Anan doğuruverir (F. Dağdaş, Aralık 1980)!
Düşmanın karıncaysa da kork.
Düt demeye dudak gerek.
Düzlükte kurt ulusa, evde itin bağrı sızlar.

E harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane.
Ecel geldi cihane,baş ağrısı bahane.
Ecele çare bulunmaz.
Ecele çare olmaz.
Eceli gelen fare kedi taşağı kaşır.
Eceli gelen it cami duvarına siyer.
Eceli gelen köpek cami duvarına işer.
Eceli gelen sıçan kedinin taşaklarını kaşır.
Edebi,edepsizden öğren.
Edebini, edepsizden satın al. (Antalya’lı Ayşe Çark Hanımdan naklen 1962’li Serpil Şener'den naklen Said Dağdaş,18.05.2010)! . “Edepsize bakarak onun seviyesine düşme ki, ondan edeb satın almış gibi ol.„ anlamında.
Eden bulur, inleyen ölür.
Eğitim, anadan başlar. (Yukarı Dodurgalı Mehmed Baz'dan naklen Said Dağdaş, 3.2.2011)!
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
Ekici ol, bilici olma.
Ekincinin karnını yarmışlar; kırk bu yılcık, kırk bıldırcık çıkmış.
Ekmekle oynayanın ekmeğiyle oynanır.
Ekmekten kaşık olur ama her yoğurdun hakkına değil.
Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver.
Ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur.
Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur.
El ağzına bakan, karısını tez boşar.
El denince, ağıza yel dolar (Sivas-Zara-Tödürge köyünden, 1951’li Abdülaziz Özserçe’den naklen Said Dağdaş, 28.10.2008) !
El derken dudak açılır, birbirin derken birleşir (1303 doğumlu Aynımah Ünlü’den nakleden 1945’li Sebahat Ünlü’den naklen Said Dağdaş, 22.06.2002-Denizli-Dodurgalar Kasabası)! Birlik ve beraberliği kısaca açıklayan bir atasözü.
El el ile, değirmen yel ile.
El el için ağlamaz; başına kara bağlamaz.
El el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz.
El elden kalmaz, dil dilden kalmaz.
El elden üstündür.
El eli yıkar yüzü.
El elin aynasıdır.
El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
El elin nesine, gülerek gider yasına.
El ile bozgun düzgün.
El ile gelen düğün, bayram.
El için ağlayan gözden olur,.
El için kuyu kazan, evvela kendi düşer.
El için yanma nare ara.
El kazanı ile aş kaynamaz.
El kesesinden sultanım, develer olsun kurbanım.
El terazi, göz mizan.
El üstü, kor üstü (1341’li Dodurgalı F. Dağdaş’dan naklen S. Dağdaş, 08.1980)! Başkasının evinde-mülkünde barınmak, başkasının emrinde çalışmak çok zordur anlamında.
El yarası onulur , dil yarası onulmaz.
El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır.
El öpmekle ağız aşınmaz.
El öpmekle dudak eskimez!: (Bala-Yeniyapan köyünden Şakir Kara’dan naklen Said Dağdaş, 1.8.2011).
El öpmekle yüz aşınmaz!: El öpmekle yüz aşınmaz! Yeter ki öpülecek el olsun! (Dodurgalı 1929'lu Mehmed Baz'dan naklen Said Dağdaş, 11.07.2011).
El üstünde gömlek eskimez.
Elbise yürütür, para konuşturur. (Flash TV, Bizim Bakkal Programı'ndan naklen S. Dağdaş, Saat:08:10, 19.10.2011).
Elde yiyen, yolda acıkır. (Tokat/Reşadiye- Baydarlı köyünden (Topal)Hasan Karaca 1975'te söylemiştir.)
Elde bulunan beyde bulunmaz.
Eldeki yara, yarasıza duvar deliği.
Elden gelen övün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.
Elden yiyen börkmüş, keseden yiyen çökmüş.
Eli boşa ağa uyur derler; eli doluya ağa buyur derler.
Elifin hecesi var, gündüzün gecesi var.
Elime ne döktün ki, yüzüne süreyim?(Tokat/Reşadiye-Baydarlı Kasabası)
Elin ağzı torba değil ki büzesin.
Elin kiri, medeniyetin aynasıdır (1946’lı Konya’lı Cengiz Akder’den naklen 1956’lı, Kırşehir-Tosunburnu’ndan Hasan Buzlak’dan naklen S.Dağdaş, 2010)! "Medeniyeti geliştiren çalışan, üreten eldir!” anlamında.
Eller düşünü deyiverir, bu işini deyiverir (1942’li, Denizlili Tülay Ayaz’dan nakleden Nesrin Biray-2009'dan naklen Said Dağdaş, 2010)! Ağzı sıkı olmayan, gizli saklı bilmeyen, düşüncesizce konuşanlar için kullanılır.

Yaptığına bak! Sus! Konuşma değil mi? Eller düşünü deyiverir, bu işini deyiverir!.. "Yapdina bak, sus gonuşma de mi, elle düşünü deyverI, bu işini deyverI.”

Elmas çamura düşse yine elmas.
Elmayı havaya at, düşünceye kadar Allah kerim.
Elmayı soy da ye, armudu say da ye.
Elmayı çayıra, armudu bayıra.
Elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar.
Elti eltiye eş olmaz, arpa unundan aş olmaz.
Elvergisi, gönül.
Elçiye zeval olmaz.
Emanet eşeğin yuları gevşek olur.
Emanete hıyanet olmaz.
Emek olmadan yemek olmaz.
Emmim, dayım kesem; elimi soksam yesem.
En kolay iş yemek, çiğnemeden yutulmaz.
Er ek, geç ek, tava ek.
Er ekmeği, meydan ekmeği.
Er gönülü ibrişim, dolaşırsa açılmaz.
Er kocar, gönül kocamaz.
Er lokması er kursağında kalmaz.
Er olan ekmeğini taştan çıkarır.
Er oyunu üçe kadar.
Erenlerin sağı, solu olmaz.
Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma.
Ergene karı boşaması kolay.
Ergene var ergene, kaygısız gir yorgana.
Erikenin başına kar yağar.
Erim er olsun da yerim çalı gibi olsun.
Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını.
Erkek arslan arslan da dişi arslan arslan değil mi?.
Erkek koyun kasap dükkanına yakışır.
Erkek sel, kadın göl.
Erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır.
Erken kalktım işime, şeker kattım aşıma.
Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.
Erkeğin şeytanı kadın.
Esirgenen göze çöp batar.
Eski diye atma kürkünü; gerek olur bürünürsün bir günü.
Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez.
Eski düşman dost olmaz.
Eski kaçmış; iğne iplik geri getirmiş.
Eski çamlar bardak oldu.
Eskisi olmayanın yenisi olmaz.
Eskiye itibar olsaydı bitpazarına nur yağardı.
Esmere al bağla, karşısına geç ağla.
Esrik devenin çulu eğri gerek.
Et kanlı gerek, yiğit canlı.
Et kokarsa tuzlanır; ya tuz kokarsa ne yapılır?.
Et ne kadar arık olsa ekmek üstünde yaraşır.
Et ola, it ola.
Et tırnaktan ayrılmaz.
Eti ciğer eden de avrat, ciğeri et eden de.
Etin çiği et getirir, ekmeğin çiği dert getirir.
Etle deri, yemekle diri.
Etme bulma dünyası.
Ev alma, komşu al.
Ev dememişler, evran demişler.
Ev sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi.
Evdeki hesap çarşıya uymaz.
Evden bir ölü çıkacak demişler, herkes hizmetçinin yüzüne bakmış.
Eveceğizim evceğizim, saklar benim halceğizim.
Evi ev eden avrat.
Evine göre pişir aşını; erine göre bağla başını.
Evladı ben doğurdum, ama gönlünü ben doğurmadım.
Evladın var mı, derdin var.
Evlenenle ev alana Allah yardım eder.
Evli evinde köylü köyünde gerek.
Evlinin bir evi var, evsizin bin evi var.
Evlilik alaca kuş! Geçinmek zemheri (zehmeri) kış!... (Antalyalı Ayşe Çark'dan nakleden M. Ali Şener'den naklen Said Dağdaş, 5.3.2011). Evlilik birliğinde evleninceye kadar zorluklar ve hatta geçimsizlikler pek öne çıkmaz. Evlendikten sonra ise, evliliğin uyumlu-istikrarlı yürümesinde yaşanabilecek zorluklara dikkat çekilmiştir.
Evvel can, sonra canan.
Eğilen baş kesilmez.
Eğreti ata binen tez iner.
Eğretinin canı berk olur.
Eğri otur , doğru söyle.
Eşek, kulağı kesilmekle küheylan olmaz.
Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez.
Eşek büyümekle tavlabaşı olmaz.
Eşek dersin kızar da, sırtına binersin bir şey demez! (Beyşehir’li Yüksel Erdoğan’dan naklen Said Dağdaş, 2010).
Eşek eve gelmiş, yorga yolda kalmış.
Eşek eşeği ödünç kaşır.
Eşek hoşaftan ne anlar?.
Eşek kocamakla tavla başı olmaz.
Eşek kocamakla tavlabaşı olmaz.
Eşek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz.
Eşeğe altın semer vursalar yine eşektir.
Eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış.
Eşeğe kaç gün yol gidersin demişler; onu bizlengiç bilir demiş.
Eşeğe marifetini göster demişler, yıkılıp ağnamış.
Eşeğe rakı içirmişler; çulunu bahşış vermiş.
Eşeği dama çıkaran yine kendi indirir.
Eşeği düğüne çağırmışlar, ya odun eksik, ya su demiş.
Eşeği sahibinin dediği yere bağla da varsın kurt yesin.
Eşeği süren osuruğuna katlanır.
Eşeğin gönlüne kalsa bir bağ maydanozu götürmez.
Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun der, kimi kısa.
Eşeğin semeri, kendine (üzerine) yük olmazmış . (Ankara-Bala'lı Şakir Kara'dan naklen Said Dağdaş, 31.10.2011).
Eşeğin yorulduğu yere han yapılmaz.
Eşeğin ölümü köpeğe düğündür.
Eşeğini sağlam bağla, sonra Allah'a ısmarla.
Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane. 16.03.2007
Ecele çare olmaz.
Eceli gelen sıçan kedinin taşaklarını kaşır.
Eceli gelen keçi, çobanın ekmeğini yer
Eceli gelen köpek cami duvarına işer.
Eceli gelen köpek cami duvarına siyer.
Edebi,edepsizden öğren.
Eden bulur,inleyen ölür.
Edene eden bulunur (Bölge ağzı, Ufuk Takvimi, 26.11.2001):
Eğer ile meğeri evlendirmişler, keşke diye nur topu gibi bir çocukları olmuş (Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin ÇELİK’den naklen, Yeni Şafak, 20.1.2006, s. 18)!
Eğilen baş kesilmez.
Eğreti ata binen tez iner.
Eğri ağaca yayım, her gördüğüne dayım deme.
Eğri bacanın, doğru dumanı tüter (Bartın-Ulus’lu Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş, 18.01.2011)!
Eğri oturalım doğru konusalım.
Ehvence ölüm, yaylanca geçit (Anası Leyla Baz’dan naklen, Hatice Mengi, 1341’li, Dodurga, 17.7.2003)! Ölümün kolayca gelmesi, ahiret hesabının da kolay verilmesi temennisi.
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
Eken biçer, konan göçer.
Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur.
Ekmeğin katığı açlıktır (Bölge ağzı, Ufuk Takvimi, 26.11.2001):
Ekmeğin kestiğini kılıç kesmez.
Ekmeğini kuru yiyeceğine, yoğurdunu duru ye (F. Dağdaş, 14.7.2000)! Dengeli davran anlamında...
El ağzı ile çorba içilmez.
El arif olur, hiyallar (Fatmana Dağdaş): El çabuk anlar.

El deveyi kulağından yeder: Başkası duyduğunu hiç olmadık yere çeker.
El elin eşeğini türkü çağırarak ararmış:
El elliğini, çay deliliğini eder (Fatmana Dağdaş): Her zaman akraba olmayandan iyilik görülmeyebilir.
El ettim ellisi, ağzı yüzü bellisi (Fatmana Dağdaş, Nisan 1980): Evlenecek kız aday çok, hem de gösterişli, güzel.
El gücü, sel gücü (Selahaddin Kusekenani, İran, Şarki Azerbaycan Eyaleti, (6 Haziran 1999, Beyşehir): Bir elin nesi var, iki elin sesi var anlamında. Selahaddin Bey bu ata sözünü “Birlikte bir iş görer, yahşidir. Hatmin, adam muvaffak ola.” şeklinde Azeri Türkçesi ile açıklamıştır (Said Dağdaş).
El kıyıdan bakar! (F. Dağdaş, 2.3.2003).
El olan yerde, ellik eksik olmaz! Toplulukta, başkalarının bulunduğu ortam/ortamlarda dedikodu eksik olmaz (F. Dağdaş, 9.7.2001).
El yetmez, güç yetmez, sarp kayada yolum var! : Çaresizim anlamında (F. Dağdaş, 22.05.2001).
El atına binen yaya kalır
El deliye, bende akıllıya muhtacım.
El elden üstündür.
El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
El içinde vasiyet ettik, ölmemek olmaz.
El kazanı ile aş kaynamaz.
El, kıyıdan bakar ! (F. Dağdaş'dan naklen Said dağdaş, 2.3.2003).
El yarası onar, dil yarası onmaz.
El yumruğu yemeyen, kendi yumruğunu balyoz sanır.
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz. {Rahmetli anneannem Emine Çoban (Burdur, Eskiyere Köyü) söylemişti. Ekleyen: Cengiz Özdemir, 26 Nisan 2008 Antalya}
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez (1341 doğumlu, Acıpayam-Dodurgalı Fatmana Dağdaş): Başkasından umma, bekleme! Bu yolla her zaman arzu ettiğini temin edemezsin" anlamında.
Elden kalan, elli gün kalır (1950’li Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman, 5.9.2005)! Not: El kelimesindeki «e» harfi açık «e»dir. Zamanında yapılmayan iş, kalır gider. «Demir tavında yapışır!» atasözü ile benzer anlamdadır…
Eli dar olanın, dili kısa olur.
Eli doluya: ağa buyur, eli boşa: ağa uyur.
Eli ile köfte yuvarlıyor, gözü kırık kovalıyor.
Elimin ettiğini, ağzım bilir (18.5.2007, 1950’li Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! Bu elden çıkanı bu ağız bilir. Elin, yabancının pişirdiğini de anlamak kolaydır anlamında…
Elin iyisi olmaz, gavurun dayısı olmaz:
Elin hamuru ile erkek işine karışma
Elin ile koymadığını kaldırma.
Elmanın dibi göl, armudun dibi yol (olmalı).
Elmayı soy da ye, armudu say da ye.
Emanet ata binen, tez iner.
Emanet eşeğin yuları gevşek olur.
Emanetin kuskunu yokuşta koparmış (F. Dağdaş)!
Emanetin yüreği yufka olur! (Celil Yaman, 19.04.2007)!
Emekten olsa, sarı öküze bıçak vurulmaz! (Durak Başer, Yozgat, Sorgun, 06. 1987).
En akıllısı Deli Bekir, o da kösteğiyle yatar (Mehmed Baz, H. Fevzi Zeren-Dodurgalar)):
Enik için köpek beslenir (10.1.2000, F. Dağdaş): Sağlayacağı faydadan dolayı, o kişiye katlanılır anlamında.
En iyi hafıza bile silik bir mürekkepten daha güçlü değildir.
Engelden döngel köhnümüyor (23.10.2007, 1964’lü Hüseyin Yaman’dan naklen 1979’lu, Bartın-Ulus’lu Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş)! :Öne çıkan engel/engeller sebebiyle hedefe/başarıya ulaşmak zor veya erteleniyor… “Senin evine de hala gelemedik. Engelden döngel köhnümüyor ki…„
Erek mi, görek mi? (31.1.2000, F. Dağdaş): Kimbilir bana nasip olur mu, ömrüm yeter mi, görür müyüm anlamında. Yaşım 75, erek mi görek mi bundan sonra?..
Erkek arslan arslan da, dişi arslan arslan değil mi?
Erkek koyun kasap dükkânına yakışır.
Erken evlenen döl alır, erken kalkan yol alır.
Erken kalkan nasibine kalkar (F. Dağdaş, 12.1979): Erken kalkanın, erkenden işine başlayanın kazancı bol olur.
Erken kalkan yol alır, küçükten evlenen döl alır (F. Dağdaş, 12. 1980): Erkenden yola çıkan menziline erken ulaşır, erken evlenen de çor çocuk sahibi olur.
Erken evlenen yanılmamış.
Esirgenen göze çöp batar.
Eski çamlar bardak oldu.
Eskiden, bir devenin yürüyüşü kaldı... (12.8.2004, 1929'lu M. Baz'dan naklen Said Dağdaş): Zaman ve şartlar, anlayışlar değişti. Yeni şartlara göre kafa yormak lazım anlamında.
Eşeğin canı acırsa, atı geçermiş (Hamit Erdal, 1964’lü, 7.1.2005, Kırıkkale-Delice-Hacıobası köyünden): Kişinin canı yanmaya görsün. Bütün gücünü kullanır ve daha güçlü olanı da saf dışı bırakabilir.
Eşeğine eremeyen, semerini dövermiş ( 1929'lu M. Baz'dan naklen 1962'li S. Dağdaş, 9.1.2006!
Eşek olana binen çok olur (Yüksel Erdoğan, 1967’li, 9.10.2003, Beyşehir-Gölyaka, Or. Müh.! Kendi kişiğini öne çıkarmayıp daima bir başkasının etkisinde kalan insanlar için kullanılır.
Eşek hoşaftan ne anlar. Suyunu içer, denesi kalır.
Eşek kocamakla tavla başı olmaz.
Eşek olduktan sonra semer vuran çok olur.
Eşek sıçtı, gönül geçti
Eşekler çalışır, atlar yer.
Eşekten at olmaz, ciğerinden aş olmaz.
Eşşek bir defa çamura düşer! "... Evet, eşek akıllıdır... düştüğü çamura bir daha, asla düşmez. "Eşşek bir defa çamura düşer!" denilmesi bundandır (Ömer Kavran'dan naklen Said Dağdaş, 28.12.2010).
Et tırnaktan ayrılmaz.
Et alim ile ülfet, bulursun mertebe! Etme cahil ile sohbet, dönersin merkebe!..) (Yukarı Dodurgalı Ziya Huz'dan nakleden Selman Huz'dan naklen Said Dağdaş, 10 Ocak 2011). "Alim ile eyle ülfet, alırsın mertebe! Cahil ile etme sohbet, dönersin merkebe!.." vecizesinin farklı sürümü.
Et iyiliği dök denize, balık bilmezse Halik bilir (Fatmana Dağdaş): Kötülük görsen de iyilik yapmaktan geri durma.
Et şabarın hayırlı olsun (Selahaddin amca, Aslen Kırım muhaciri, 2000, yaklaşık 85 yaşında, Gazi Mah.-Ankara):
Et tertib, vet temkin demiş (Fatmana Dağdaş, 17.01.2000): Tedbirini al, ihmal etme anlamında.
Et, ekmek üstünde yakışır (20.08.2002, F. Dağdaş): Her işin bir yakışık alan yöntemi vardır.
Et, kemiksiz olmaz (Beşir): “İki çanak bir yerde tıngırar”! atasözü ile aynı anlamdadır. Beraberliklerde bazen şiddet de, patırtı da olur anlamında.
Et kokarsa tuzlanır, tuz kokarsa neylenir?
Etme bulun (bulursun), inileme ölün (ölürsün) (İlhan Arslan, 1971'li, Ankara-Kalecik-Uyurca köyü, 10.09.2003)! “Etme bulma dünyası“ deyimi ile aynı anlamdadır.
Ev danasından öküz olmaz.
Ev sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi.
Ev sahibinin hatırı olmazsa köpeğini dövmek kolaydır
Evdeki hesap çarşıya uymaz.
Eve yörük, bahçeye erik koyma (H. İbrahim Ekren, Nisan 2006, Salihli)! ? Ne demek çok açık değil…
Even enik gözsüz kunlar "Acele eden köpek gözgüs yavrular"
Evi delikli baca, milleti yalancı hoca ile hacı yıkar (F. DAĞDAŞ, Mart 1980)...
Evin danası evin öküzünden korkmaz.
Evini temiz tut, misafir gelir; kalbini temiz tut, ölüm gelir.
Evladı ben doğurdum ama gönlü benim değil ki...
Evladın var mı, derdin var!: Evladının muhakkak senin başını yoracak sorunları olur anlamında. Kızın mı var, derdin var şeklinde buna yakın anlamda da söylenmektedir (Said Dağdaş).
Evlat! Arpa olsun, darı olsun, buğday olsun, çavdar olsun… Mendil ekmeksiz kalmasın! Kör olsun, topal olsun, sağır olsun... Yatak karısız kalmasın (Halil Ay, Dodurga, 1949’lu, Aralık 1980): Yukarı Dodurgalı Pilavcıların Süleyman Efendi dededen alınmıştır.
Evlenenle ev alana (yapana) Allah yardım eder.
Evvel mescidin içi, sonra eşiği (dışı) (S. Kusekenani, 6.6.1999): Önce kendi menfaatim, sonra başkaları anlamında. Azeri Türkçesinde “eşik” kelimesi Türkiye Türkçesinde olduğu gibi hem kapının eşiği deyiminde olduğu gibi bildiğimiz manada, hem de evin dışarısı anlamında kullanılmaktadır.
Evveli de bokuduk! Boka kazık dokuduk! (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş): Önceden de perişandık. Şimdi de perişanız. Hiçbir işimiz önüne gitmiyor! anlamında…

F harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Fakirin eşeği dıngıldamış da, sahibi keşkem de keşkem demiş. Fakir hayatında bazen umutlanır ama, umudu yine kısa sürede söner anlamında (Kırıkkale-Delice’li, 1963'lü Hamid Erdal'dan naklen Denizli'li Said Dağdaş, 14.10.2011).
Farz sünneti bastırır.
Faydasız baş, mezara yaraşır.
Fazla aş, ya karın ağrıtır ya baş.
Fazla mal göz çıkarmaz.
Fazla naz aşık usandırır.
Felek, kimine kavun yedirir kimine kelek.
Felek kimine kavun yedirir,kimine kelek.
Fırçalasan da siyah karga beyazlamaz (Çaçno şav korani ar gatettreba).
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp.
Fala inanma, falsız kalma.
Fare, çıktığı deliği bilir.
Fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış. Said Dağdaş, 21 Mart 2009)!
Fincancı katırını ürküten sayısız dayak yer.
Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü.
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.
Fırsat her vakit ele geçmez.
Fırsat sakal altından geçer.
Fıs fıstığı kırıp düşman gözü çıkarmalı.
Fısıltı ev yıkar.

G harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe atasözler

Gafile kelam, nafile kelam.
Gammaz olmasa tilki pazarda gezer.
Garibe bir selam bin altın değer.
Garibin yardımcısı Allah'dır.
Garip itin kuyruğu bacağı arasında gerek.
Garip kim, kör o.
Garip kuşun yuvasını Allah yapar.
Gavura kızıp oruç yenmez.
Gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını çalar.
Gavurun tembeli keşiş, Müslüman'ın tembeli derviş.
Gavurun tembeli keşiş, Müslümanın tembeli derviş olur.
Gece işi kör işi.
Gece yağar gündüz açar, yıl düzgünlüğü; erkek söyler kadın susar, ev düzgünlüğü.
Yağmur gece yağar, gündüz diner, yıl düzgündür… Gündüz yağar, gece diner, yıl bozgundur… Evde kadın güzel, erkek çirkin ev bozgundur… Erkek güzel kadın çirkin, ev düzgündür… (“Acıpayam Tarihi” yazarı Ali Vehbi Hoca’dan nakleden 1953'lü Acıpayam'lı Mehmed Çağırgan'dan naklen Said Dağdaş, 26.08.2003).
Geceler gebedir.
Gel demek kolay, git demek güçtür.
Gel demek kolay ama git demek güçtür.
Gel denilen yere gitmeye ar eyleme; gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme.
Geldik yüze, çıktık düze.
Gelen geçer, konan göçer.
Gelen gidene rahmet okutur.
Gelen gideni aratır.
Gelin altın taht getirmiş, çıkmış kendisi oturmuş.
Gelin atta buyruk Hak'ta.
Gelin dediğin bir davuldur, vurdukça öter!(Amasyalı Gül Ahmed Çavuş'dan nakleden Ahmed Baş’dan naklen Said Dağdaş, 10.8.2010).
Gelin eşikte oğlan beşikte.
Gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz.
Gelin olmayan kızın vebali amcası oğlunun boynuna.
Gem almayan atın ölümü yakındır.
Gemisini kurtaran kaptan.
Genç olan yumruk yedirir! İhtiyar olan fındık yedirir (1938’li Tenzile Gökdemir’den naklen, 24.5.2010)! Yaklaşık 20 sene önce Borçka-Camili Sağlık Ocağı’nda birisi kendisine “Böyle genceciksin! Nasıl vardın ihtiyar birine?” diye sorunca bu atasözü ile karşılık vermiş.
Gençlikte para kazan, kocalıkta kur kazan.
Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir.
Getir bana hıdrellezi, göstereyim sana yazı.
Gezen ayağa taş değer.
Gezen kurt aç kalmaz.
Gezen pabuç, b.k kaldırır (Denizli-İstanbul hattında çalışan Pamukkale Ekspres'inde görevli bir kondüktörden naklen Said Dağdaş, 1984 (?))!
Gezen tilki, yatan aslandan iyidir (1962'li Orman Mühendisi Ahmed Güvenli'den naklen Said Dağdaş, 29.01.2006)! "Gezen kurt aç kalmaz!" atasözü ile benzer anlamda...
Geç olsun da güç olmasın.
Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler.
Gideceğin Antep, yiyeceğin pekmez.
Giden gelse dedem gelirdi.
Gidilmeyen yer senin olmaz.
Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var.
Gizlide gebe kalan aşikarede doğurur.
Gurkun cücüğü güzün sayılır.
Gök gürlemeden yağmur yağmaz.
Gök girsin, kızıl çıksın (Aslen Tokat-Çamlıbel-Aktepe köyünden Hasan Şanalmış'dan naklen Said Dağdaş, 3.5.2010): Eski Türklerde, kılıcın kabzası tutularak yapılan bir yemin. "Eğer verdiğim sözü tutamazsam kılıcım bedenime gök renginde girsin, kana bulanarak çıksın!" anlamındadır. Yemindeki gök kelimesi, metali-çeliği (bıçak, kılıç...) ifade eder.

Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi.
Gökten yere yağar, yerden göğe değil.
Gökyüzünde düğün var deseler, kadınlar merdiven kurmaya kalkar.
Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar.
Gölgesinde oturulacak ağacın dalı kesilmez.
Gölgeyi hoş gören tekneyi boş görür.
Gön yufka yerinden delinir.
Gönlün yazı var, kışı var.
Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz.
Gönül düştü bir boka o da misk gibi koka.
Gönül ferman dinlemez.
Gönül karımaz.
Gönül ummadığı yere küser.
Gönül var otluğa, gönül var bokluğa.
Gönül verme evliye; eve gider unutur.
Gönülden gönüle.
Gönülsüz namaz göğe ağmaz.
Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş.
Gördün deli, savul geri.
Gören gözün hakkı vardır.
Görenedir görene, köre nedir köre ne?.
Görgülü kuşlar gördüğünü işler, görmedik kuşlar ne görsün ki ne işler?.
Görmemiş görmüş, gülmeden ölmüş.
Görmemişin oğlu olmuş, çekmiş çükünü koparmış.
Görünen dağın uzağı olmaz.
Görünen köy kılavuz istemez.
Görünen dağ, kılavuz istemez (M. Baz’dan naklen Said Dağdaş, 27.7.2010)!..
Görünüşe aldanma.
Göte yakın yerden et yememeli.
Göz gördüğünü ister.
Göz görmeyince gönül katlanır.
Göz görür, gönül ister.
Göz görür,gönül çeker.
Göz var, izan var.
Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.
Göze yasak olmaz.
Gözlüye gizli yoktur.
Gözsüzden gözlü doğar, dilsizden dilli doğar, ille deli soy kovar.
Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz.
Göç dönüşü topal eşek öne geçer.
Göçtük yurdun kadri konduk yurtta bilinir.
Göğe direk, denize kapak olmaz.
Gücük , ya iti soludurum, ya devenin kuyruğuna çıkarım demiş.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Gülme komşuna, gelir başına.
Gülmek-ağlamak, içerden gelir (Gülizar Baz’dan naklen Said Dağdaş, 17.07.2011, Denizli)!
Gülü seven dikenine katlanır.
Gün doğmadan neler doğar.
Gün geçer, kin geçmez.
Gün güne uymaz.
Gün varken davarını eve götür.
Gündüz yağar gece açar, yıl bozgunluğu; kadın söyler erkek susar, ev bozgunluğu.
Gündüzün mum yakan geceyle bulamaz.
Güne göre kürk giyinmek gerek.
Güneş girmeyen eve doktor girer.
Gürültü istemeyen kazancı dükkanına girmez.
Güvenme dostuna, saman doldurur postuna.
Güvenme varlığa, düşersin darlığa.
Güzel bürünür, çirkin görünür.
Güzel kanda kavga anda.
Güzele bakmak sevaptır.
Güzele bakmanın göze faydası var.
Güzele köken yakışır, çirkine allar neylesin.
Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz.
Güzele ne yaraşmaz.
Güzeli herkes sever.
Güzeli kızken görme, beşik ardında gör.
Güzellerin talihi çirkin olur.
Güzellik ondur, dokuzu dondur.
Gafile kelam, nafile kelam.
Garibin yardımcısı Allah'tır.
Garip kuşun yuvasını Allah yapar.
Gavurun tembeli keşiş, Müslümanın tembeli derviş.
Geç olsun da güç olmasın.
Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler.
Geçtiğin köprüleri yakma.
Gel demek kolay, git demek güçtür.
Gelen gideni aratır.
Gelin ata binmişde, görkü kimin kapıya inmiş.
Gelin bindi deveye gör kısmeti nereye.
Gem almayan atın ölümü yakındır.
Gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı.
Geniş günün de dar gezen, dar günün de geniş gezer.
Gerçek dost kötü günde belli olur.
Gergin ip, çabuk kopar.
Gezen ayağa taş değer.
Giden gelmiş olsa, deden gelir (Denizli-Dodurgalı İsmet Emik'den naklen Said Dağdaş, 27.1.2008)!: “Ölen öldüğüyle kalır!“ atasözü ile benzer anlamda. “Giden gelmiş olsa, deden gelir hesabı…“
Gitti ağalar paşalar, kellere kaldı köşeler.
Gittiğin yer kör ise, gözünü yum da bak.
Gizli boğasıyan, eşkire guzular (Hatay-Kırıkhan'lı, 1938'li Ahmed Uzel)! Hatay-Kırıkhan'lı Ahmed Uzel'den naklen Reşit Uzel, 14. 3.2010. “Ortaya çıkmayan giz yoktur. Hiç bir ayıp saklı kalmaz. Er geç işin sonuçlarından fiilin kendisi anlaşılır.” anlamlarında.
Gizli gövüleyen, eşkire bızılar ((F. Dağdaş, Ekim 1981)! “Gizli iş yapanın işi mutlaka ortaya çıkar! Hiç bir ayıp saklı kalmaz. Er geç işin sonuçlarından fiilin kendisi anlaşılır.” ... anlamlarında.
Gizliden gebe kalan, aşikâre doğurur.
Göl yerinde su eksik olmaz!: “Adam zengindir. Ama batmıştır. Buna rağmen, hala zenginliğin döküntüsü vardır.„ ve/veya “Insanoğlu, taşıdığı nitelikleri mutlaka yansıtır.„ anlamında (Ankara-Bala-Yeniyapan-Şeyhli köyünden 1960’lı Şakir Kara'dan naklen Said Dağdaş,25.11.2008)...
Göğe direk, denize kapak olmaz.
Görümlüğe doyumluk olmaz (Dodurgalı İsmail Emik'den naklen Said Dağdaş)!: Ziyaret edilen aileden ayrılmak istenirken dile getirilen atasözü.
Görünen dağın uzağı olmaz.
Görünen köy kılavuz istemez.
Göt ıslanmadan balık tutulmaz (Bartın-Ulusl’lu, 1979’lu, Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş, 8.6.2006)!: “Emekte biter yumak !” atasözü ile benzer anlamda…
Ayaklar ıslanmadan balık tutulmaz (Sinem Gökdemir, 1985’li, Borçka-Camili (Macaheli), 24 Mayıs 2006) atasözü ile eş anlamlı..
Göz görmeyince gönül katlanır.
Göz görür, gönül çeker.
Göz odur ki dağın arkasını göre,akıl odur ki başa geleceği bile.
Gözün ile görmediğini söyleme.
Gülme komşuna gelir başına.
Gülü seven, dikenine katlanır.
Gün, gece olduğu için vardır. (Anonim)
Gündüz yenilen hurmalar, gece mideni tırmalar.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Güneş girmeyen eve doktor girer.
Güttüğü iki keçi, ıslığı dağı taşı tuttu.
Güzel gözünden, yiğit sözünden belli olur.
Güzellerde hüner olsa, çamlarda hıyar olurdu (Leyla BAZ (Ö.T.:1976)’dan naklen Emine DAĞDAŞ, Yukarı Dodurga Kasabasından, 1965 doğumlu, 31.05.2002).
Güzellerde hüner olsa, çamlarda künar olurdu F.DAĞDAŞ'dan naklen Said Dağdaş, 29.06.2002)!

H harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Haberi verenden alan uz gerek.
Hacı Mekke'de, derviş tekkede.
Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke'ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.
Hacı hacıyı Mekke'de bulur.
Haddini bilmeyene bildirirler.
Haddini bilmeyene haddini bildirmek, fakire don gömlek giydirmekten iyidir! (Çankırı-Ilgaz’lı müftü İsmail Beyden nakleden Hasan Gölcük'dan naklen Said Dağdaş 25.5.2010).
Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür.
Hak deyince akan sular durur.
Hak doğrunun yardımcısıdır.
Hak Teâlâ, intikâmın yine kul ile alır! Bilmeyen ilm-i ledün! Bunu kul yaptı sanır. Cümle eşya Hâlik’ındır, kul eliyle işlenir! Emr-i Bârî olmayınca, sanma bir çöp deprenir. İnsanoğlu hilebazdır, kimse bilmez fendini! Kime iyilik eder isen, ondan sakın kendini (1930’lu Denizli-Buldan’lı Mevhibe İzgi’den nakleden kızından naklen Said Dağdaş, 24.8.2010).
Hak yerde kalmaz.
Hak yerini bulur.
Haklı söz haksızı Bağdat'tan çevirir.
Hal halin yoldaşıdır.
Halayıktan kadın olmaz, gül ağacından odun olmaz.
Halka verir talkını, kendi yutar salkımı.
Halıda nakış bir gerek.
Hamala semeri yük olmaz.
Hamama giren terler.
Hamsin, zemheriden kemsin.
Hamı tatlı, yetkini acı.
Hangi gün vardır akşam olmadık.
Hanım kırarsa kaza, halayık kırarsa ceza,.
Haramzade pazar bozar, helalzade pazar yapar.
Haramın temeli olmaz.
Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz.
Harman dövmek keçinin işi değil.
Harman sonu dervişlerindir.
Harman yel ile, düğün el ile.
Harmanda dirgen yiyen sıpa, yılına kadar acısını unutmaz.
Harmanı yakarım diyen, orağa yetişmemiş.
Hasta ol benim için, öleyim senin için.
Hasta olmayan, sağlığın kadrini bilmez.
Hastalık kantarla girer, miskalle çıkar.
Hastalık sağlık bizim için.
Hastaya bakmaktan hasta olması yeğdir.
Hastaya yatak sorulmaz.
Hatasız kul olmaz.
Hatır alma bir elma.
Hatır için çiğ tavuk yenir.
Havlayan köpek ısırmaz.
Haydan gelen huya gider.
Hayıf ölene olur.
Hayır dile eşine , hayır gele başına.
Hazıra dağlar dayanmaz.
He demek de iş bitirir, yok demek de.
Hekim kim, başına gelen.
Hekimsiz, hakimsiz memlekette oturma.
Helal kazanç ile yağlı pilav yenmez.
Helale cömertlik olmaz.
Helva şirin, nefis kafir.
Her ağacın meyvesi olmaz.
Her ağaç kökünden kurur.
Her ağaçtan kaşık olmaz.
Her başın bin derdi var, değirmencininki su.
Her çalıya kuş konmaz (Sivas-Zara-Tödürge köyünden, 1951’li Abdülaziz Özserçe’den naklen Said Dağdaş, 28.10.2008) ! “Her kütüğü karınca sarmaz!” atasözü ile benzer anlamda…
Her damardan kan alınmaz.
Her delinin başına bayrak dikilse bedestende bez kalmaz.
Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan.
Her düşüş bir öğreniş.
Her gün baklava börek yense bıkılır.
Her gün gezen kırda, bir gün uğrar kurda.
Her horoz kendi çöplüğünde öter;.
Her inişin bir yokuşu vardır.
Her inleyen ölmez.
Her işin başı sağlık.
Her işte bir hayır vardır.
Her kapının bir anahtarı vardır.
Her kaşığın kısmeti bir olmaz.
Her koyun kendi bacağından asılır.
Her kütüğü karınca sarmaz ! “Her çalıya kuş konmaz!” atasözü ile benzer anlamda…

İlginin odağı olmanın, bazı sebebleri vardır anlamında. “Sözgelimi; muhtar Aziz amcanın evine hergün misafir gelirken, diğer kişiye kimse uğramayabilir.” (Sivas-Zara-Tödürge köyünden, 1932’li İbrahim Önder’den nakleden torunu olan 1984’lü Kadir Önder’den de naklen Said Dağdaş, 28.10.2008).

Her sakaldan bir tel çekseler, köseye sakal olur.
Her sakallıyı baban mı sanırsın?.
Her taş baş yarmaz.
Her yere yağmur Hak'dan gelir! Oltu'ya yağmur Pakih'den gelir!(Erzurum-Oltu-İğdeli köyünden, 1955 doğumlu Abdülkerim Demirci’den naklen Said Dağdaş, 19 Mayıs 2010, Erzurum).
Pakih: Erzurum-Oltu'nun kıblesindeki köylere verilen ad.
Her vaktin bir padişahı var.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar.
Her zaman gemicinin istediği rüzgar esmez.
Her zaman çiğdem çıkmaz; bazen de küsküç kırılır.
Her ziyan bir öğüttür.
Her çiçek koklanmaz.
Her çok, azdan olur.
Her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter.
Her şeyin yenisi, dostun eskisi.
Her şeyin yokluğu yokluktur.
Herkes aklını pazara çıkarmış , yine kendi aklını almış.
Herkes bildiğini okur.
Herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz.
Herkes evinde ağadır.
Herkes gübresini kendi tarlasına kor.
Herkes karının rengine boyanır.
Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya getiremez.
Herkes kendi ayıbını bilmez.
Herkes kendi ölüsü için ağlar.
Herkes ne ederse kendine eder.
Herkes sakız çiğner ama kızı tadını çıkarır.
Herkes sevdiğini öper, bayram da bahane.
Herkes zibilliğinin horozu.
Herkese tükrüğü bal.
Herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz.
Herkesin arşınına göre bez vermezler.
Herkesin delisi evinde, derdi karnında.
Herkesin ettiği yoluna gelir.
Herkesin geçtiği köprüden sen de geç.
Herkesin hamuru ekmeğine göredir.
Herkesin tenceresi kapalı kaynar.
Herkesin yorulduğu yere han yapmazlar.
Hile ile iş gören mihnet ile can verir.
Hilekardan yumurta alan, içinde sarısını bulamaz.
Hoca okurken yanılır.
Hoca! Okuyuşun iyi ama, hasta gidip gideri (demiş)!.. : Çözümü zor veya çözümsüz, olumsuz bir durumu ifade etmek için kullanılır (1929’lu Mehmed Baz’dan naklen Said Dağdaş, 13.08.2011, Denizli).
Hocanın dediğini yap , yaptığını yapma.
Hocanın vurduğu yerde gül biter.
Horoz ne kadar öterse ötsün, civciv tavuğun dıkdıkına bakar.
Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
Horoz ölür,gözü çöplükte kalır.
Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.
Hoş geldin, hoş üstüne! Gel otur köşk üstüne. Dileğin nedir söyle! Yapayım baş üstüne (Aslen Baf'lı, 1914 doğumlu Ziba Hüsnü Kavas'dan nakleden Ortaköy-Lefke'li-17.12.1953 doğumlu Dr. Türker KAVAS'dan naklen Said Dağdaş, Lefkoşe, 25.03.2011)...

Huylu huyundan vazgeçmez.
Hırsız evden olursa mandayı bacadan aşırır.
Hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten.
Hırsızlığı da öğren, başucunda dursun.
Hıyar akçesiyle alınan eşeğin ölümü sudan olur.
Hıyarın önü, dutun sonu.
Hacı Mekke’de, derviş tekkede.
Hacı hacıyı Mekke'de bulur.
Hacı olmayacak hacıyı deve üstünde yılan sokar.
Haddini bilmeyene bildirirler.
Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür.
Hak deyince akan sular durur.
Hak doğrunun yardımcısıdır.
Hak yolu varken bok yolu seçilmez.
Halaya giren kolunu sallar.
Halka verir talkını, kendi yutar salkımı.
Hamala semeri yük olmaz.
Hapaz ile su içmeye, anası evinden kız sevmeye doyum olmaz (1961 doğumlu, Antalya-Serik'li Mustafa Aydın'dan naklen Said Dağdaş, 1986, İstanbul-Fatih):
Harman yel ile, düğün el ile olur.
Hasta sağ kalırsa hekime karşı gelir.
Hasta yatan değil, eceli gelen ölür.
Havada ahreni ile uçmayan kuşun sesi havadan değil, tavadan gelir.
Haydan gelen huya gider.
Hazıra hanak, pişmişe konak.
Helal kazanç ile pilav yenmez.
Hem kız, hem baldırı düz hem de ucuz olur mu?
Her akla geleni işleme her ağacı taslama.
Her günün bir gecesi vardır.
Her işin başı sağlık.
Her işte bir hayır vardır.
Her koyun kendi bacağından asılır.
Her kuşun eti yenmez.
Her şakanın altında bir gerçek yatar.
Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.
Her şeyin yenisi, dostun eskisi.
Her taş baş yarmaz.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır
Her zamanı bir sayma.
Her zaman gemicinin istediği rüzgar esmez.
Herkes aklını pazara çıkarmış, yine kendi aklını beğenmiş.
Herkes bildiğini okur.
Herkes ektiğini biçer.
Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.
Herkesin aklı bir olsaydı, koyunlara çoban bulunmazdı.
Hıdrellez yaz kapısı, yedi gün sürer tipisi.
Hırsız sekiz, köşe dokuz.
Hırsızlık bir yerde geçerlidir. O da ilimde... (Yazır’lı (Yazır’lı Yörük Veli’sinden nakleden Lütfi Emik’den naklen Said Dağdaş, 24.09.2004): Hırsızlık caiz değildir. İlmin öneminden ötürü; yalnızca ilimde hırsızlık yapılabilir anlamında.
Hızlı giden atın boku seyrek düşer.
Hiçbir şeye sahip olmayanın kaybedeceği hiçbir şey yoktur.
Hile ile iş gören mihnet ile can verir.
Hocanın dediğini tut, yoluna gitme.
Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.
Huylu huyundan vazgeçmez.

I harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Ihlamurdan odun olmaz,beslemeden kadın olmaz.
Irak yerin haberini kervan getirir.
Irmak kenarına çeşme yapılmaz.
Irmaktan geçerken at değiştirilmez.
Irz insanın kanı pahasıdır.
Islanmışın yağmurdan korkusu olmaz.
Islanmışın yağmurdan pervası yoktur.
Ismarlama hac, hac olmaz.
Isıracak it dişini göstermez.
Isıramadığın eli öp başına koy.
Isıramadığın eli öp de başına koy.
Isıran it,dişini göstermez.
Isırgan, ocağında biter.
Isırgan ile taharet olmaz.
Isıtma ben tuttuğumu kırk yıl sonra tanırım demiş.
Işığını akşamdan önce yakan,sabah çırasına yağ bulamaz.
Işığını akşamdan önce yakan sabaha çırasında yağ bulamaz.

İ harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

İbadet gönül şenliğiyle olur! (1341'li F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş) Gönül şen olmazsa ibadetten de haz alınmaz.
“İçtim ecel şerbetini, Lokmân'a hâcet kalmadı, Fermân etti Hûdâ! Fâniye hâcet kalmadı.” (Dodurgalar-Aşağı Mezarlık'ta Zeynebce ninenin mezar taşından naklen Said Dağdaş, Şubat 2011).
İki analı sütten, iki karılı bitten ölürmüş (F. Dağdaş)! "İki analı sütten, iki karılı bitten ölürmüş" derler. Herif denemiş tanımıştır zaacına! Öyledir o işler, öyledir.
İki çanak bir yerde tıngırar (F. Dağdaş)! Çokluk olan yerde tartışma, farklı görüş ve anlaşmazlık muhakkak olur anlamındadır.
İki karılı bitten, iki analı sütten ölürmüş! [1]
“İki analı sütten, iki karılı bitten ölürmüş (F. Dağdaş)!” ile aynı anlamda...
İki kaşağı, bir yem yerine geçer (F. Dağdaş, Nisan 1980)! Hayvanları tımarın önemini vurgular...
İmansız vatan, vatansız iman muhafaza edilemez (06 YNZ 53, Polatlı)! : Polatlı’da bir kamyonun kasasında yazılı ifade (17.02.2008).
İnadın gözü, meleğe şeytan görünür (1929'lu Mehmed Baz'dan naklen Said Dağdaş, 9 Eylül 2010)!
İnkâr, yiğidin kalesidir! : (1929'lu Mehmed Baz'dan naklen Said Dağdaş, 17.07.2011).
İnsaf dinin yarısıdır (Selahaddin Kusekenani, Tebrizli Orman Mühendisi, 6.6.1999, Antalya, Cevizli’de naklen alınmıştır): Azeri Türkçesinden bir atasözü.
İnsan insandır her neden olsa pulu. Eşek eşektir altından olsa çulu… (Sadeddin Açar, 1956’lı, Urfa-Birecik’li, 14.11.2007).
İnsan zengin olmak için değil, mutlu olmak için yaşamalı ! (Gürcü atasözü, Zumbadze, 2002, s. 18).
İnsana kar gibi, kara kor gibi dokunur!: Kabayelin (bozyelin) zararı ve faydası için kullanılan atasözü. Necati CENGİZ, Orman Müh., 25.12.2005, Uluborlu/Isparta).
İslam’ın şartı beş, altıncısı haddini bilmek! Haddini bilmek insan için çok büyük meziyettir anlamında.
İslam’ın şartı beş, altıncısı haddini bilmek, yedincisi haddini bilmeyeni de haddini bildirmek!Mehmed Mail Büyükerman, Eskişehir milletvekili, 27.04.2000, Kanal 7 televizyonu, saat 20:00 haberleri.
İstemek yüzler karası, istemeden veresi (F. Dağdaş, 8.5.2000):
İş başa, hizmet padişaha (düştü) (1959’lu Seyfi Can, Kars’lı, 3.9.2008).: Bu sözü; getiren-götüren olmayınca, kalkıp kendisi yapan söyler…
İş, ehlinden kokar ! (M. Baz, 1929’lu, 25.07.2008)
İş gördün s ı v ı ş, ekmek gördün giriş! (17.8.2005, Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)
İşkilli büzük dingilder (Zülfikar KÖKÇÜ, 23.07.2002, Mersin-Davultepe)! “İşkilli yürek büngülder“ ile yaklaşık aynı anlamdadır.
İşkilli yürek büngülder (Osman Ünlü, 1987, Y. Dodurga, 1962’li)! Endişeli olan korkuludur. Meraklıdır anlamında.
İt ite, it de kuyruğuna buyurur (Sadık Şimşek, 1962 doğumlu, 11.2.2002): “El elin eşeğini türkü çağırarak ararmış!” atasözü ile benzer anlamda bir atalar sözü.
İt karı bolsar, yatıp ürür (Eski Doğu Türkistan atasözü, Yaşar Süngü’den naklen, 29.08.2007, Yeni Şafak, s. 5). 22 Temmuz 2007 seçimlerinin sonuçları için kullanılabilir... “Kuvvetten düşen it, yatıp ürür” ya da “Yaşlanan it, yatıp ürür. ” şeklinde Türkiye Türkçesine aktarılabilecek bir atalar sözü. Toplum nezdine itibarı kalmayan, sadece ortalığı velveleye verir anlamında.
İt tavlanmayla eti yenmez (1943 doğumlu, Malatya-Hekimkan’lı Mehmed Avcı’dan (0532.7390044) naklen Said Dağdaş, 31.5.2010)! « Bir insan ne kadar zengin olursa olursa olsun, insani vasıfları gelişmezse, beş para etmez! » anlamında.
İt ürür, kervan yürür (Sadık Albayrak, 19.10.2003, Yeni Şafak, s. 14)! “Yaya kaldın, Tatar ağası!... İt ürür, kervan yürür! ”Aldırma, kararlı ol. Tehlikeli bile olsa, bazen çözüm üretmekten geri kalma… anlamlarında. “Bokunu yiyen, kepçesini taşır. İt ürür, kervan yürür! Hepsini göze aldık!..”(1929 doğumlu, M. Baz’dan naklen Said Dağdaş, 14.11.2010)!
İtten kuzu doğmaz (Şahin Irmalı, 1965’li, Çankırı-Çerkeş’li, 6.2.2008)! “Soyu bozuk olandan iyi evlat gelmez.„ anlamında.
İyi at, yemini kendi artırır!: Nitelikli insan, kendini belli eder. Dikkat çeker. Aranılan kişi olur… anlamlarında. "Kendi geleceğini kendi kursun. Şimdiden iyi yetişsin. Herkese saygılı olsun. Boş yere dememişler: İyi at, yemini kendi artırır! diye…(1929'lu Mehmed Baz'dan naklen Said Dağdaş,11.07.2011).
İyi yemek (Ey yemek), iyi merek (ey merek), Mart’ta gerek (Kay saçmeli, kay meregi, martşi saçiro (Sinem Gökdemir, 1985’li, Borçka-Camili havzası(Macaheli)-Efeler köyü, 24 Mayıs 2006)! Hem insanlar için, hem de hayvanlar için asıl gıda ihtiyacı, yazdan yapılan hazırlığın tükenme zamanı olan baharın ilk döneminde gereklidir anlamında… Mart ayı, sürprizler ayıdır. Her an, herşey olabilir. Ani kış şartları, Mart ile Nisan sonu arası hala baskın yapabilir. Bu nedenle tedbirli olmak gerekir anlamında…

J harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

K harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Kötü komşu insanı hacet sahibi eder.
Kaba ardıcın gürlemesi dal ile (dallan)(Dodurgalı Fatmana Dağdaş)... [Mesela düğün dernek kalabalıkla, toplulukla yakışır anlamında.]
Kabahat da gizli olmalı,ibadet de.
Kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz.
Kabahat öldürende değil, ölendedir.
Kabahat ölende değil,öldürendedir.
Kabahat ipliği eğirende değil, ip ile çıkrıkta (Resul Tosun):
Kabiliyetli çırak ustayı geçer Bunun ustası falancadır.
Kabul olunmayacak duaya amin denmez.
'Kaçan yağmur yağsa, kış günü (Fatmana Dağdaş):Yazın bile yağmur yağınca kış gelmiş gibi olur.
Kadın gavurdur, müslüman anasıdır (Acıpayam-Dodurgalar Kasabasından Halil Ay, 1949’lu, Ağustos 1985)!
Kader olmayınca kadir bilinmez.
Kadı anlatana göre fetva verir.
Kadı anlatışa göre fetva verir.
Kadı ekmeğini karınca yemez.
Kadın kocasını isterse vezir, isterse rezil eder.
Kadın kocasının çarığı, anasının sarığıdır.
Kadının fendi erkeği yendi.
Kadının sofusu, şeytanın maskarası.
Kadının şamdanı altın olsa mumu dikecek erkektir.
Kadıyla mı iyisin, kapıyla mı? Kapıyla.
Kadın kısmına sır verilmez (F. Dağdaş, Eylül 1985)!
Kalaylı bakır küflenmez.
Kalbin yolu mideden geçer.
Kaldın mı oğul eline, müdara eyle geline.
Kalendere kış geliyor demişler, titremeye hazırım diye cevap vermiş.
Kalkacağın yere oturma.
Kalp kazanır, kaltaban gönenir.
Kalın incelene kadar ince üzülür.
Kalıp kıyafetle adam adam olmaz.
Kan, kanla yunmaz.
Kan kus, kızılcık şerbeti içtim de.
Kanaat gibi devlet olmaz.
Kanatsız kuş uçmaz.
Kancık yalanmadan erkek dolanmaz.
Kanı kanla yumazlar, kanı su ile yurlar.
Kapıya yüklenene, kapı açılır(F. Dağdaş, 12.1979):Israrcı olan, sonunda isteğini elde eder.
Kapıyı kırarsan odun çok olur.
Kar, zararın kardeşidir.
Kar erir, bok ayaza çıkar.
Kar kuytuda, para pintide eğleşir.
Kar ne kadar çok yağsa yaza kalmaz.
Kar susuzluk kandırmaz.
Kar yağdığı gün tozar.
Kar yılı var yılı.
Kara gün kararıp kalmaz.
Kara haber tez duyulur.
Karakışta karlar, martta yağmaz, nisanda durmazsa değme çiftçinin keyfine.
Karaya sabun, deliye öğüt neylesin.
Kâr eşekte, söz uşakta (Bartın’lı birinden naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu,24.09.2007)!
Kar mı soğuk, söz mü soğuk (F. Dağdaş, 8.4.2000)?:Çirkin sözün getireceği menfilik anlatılmak istenmektedir. Sözün çirkini, hamı daha soğuktur. Çünkü kar eriyiverir de ılıyıverir. Söz öyle değil... Kar mı soğuk, söz mü soğuk demiş!.. Sözlerini beğenmiyorum teyzengilin!
Kar, yağdığı gün tozar: Tam zamanında yapılan eğlence, harcama v.b. hususlarda işin gereği yapılması gerekli hallerde söylenir. Düğünde, halka verilecek ikramlarda pek masraftan kaçınma, her zaman değil anlamında.
Kara çadırın dışı da bizim, içi de bizim (F. Dağdaş, 18.08.2002). Akrabanın karşılaştığı dert, tasa bizi de ilgilendirir anlamında.
Kara gün kararıp kalsa, ağlayanlar gülmez imiş (Fatmana Dağdaş): İşimiz eninde sonunda yoluna girer, üzülme anlamında.
Kardeş varlığı, koca darlığı severmiş (Fatmana Dağdaş, Eylül 1983):
Kareçi kızından hatun olmaz, olsa da dilenmeden doymaz (Dr. Sadeddin Açar, 1956’lı, Urfa-Birecik’li, 14.11.2007)!
Kargaya b.kun şifa demişler. Gitmiş denizin ortasına s.çmış (Sadık Şimşek, 1962’li, 7.1.2005, Ankara-Çubuk-Geldibuldu köyünden):
Karı doğurduğu kızı beğenmez! Çulhacı dokuduğu bezi!.. (F. Dağdaş).
Karı kayınına, para koynuna.... (F. Dağdaş, Eylül 1983)!: Hanım sadece erkek kardeşinde, para da kişinin en güvenli yeri olan göğsünde tam güvende olur anlamında.
Karın doyurmaz, kasık kaldırmaz (Fatmana Dağdaş): Gıdalı yemek yemeyince söylenir.
Karının dolaşığı, akşamdan kor bulaşığı (F. Dağdaş, Dodurgalar)! “Avradın dolaşığı, akşamdan sabaha kor bulaşığı” (Fatma Uğur, 1972'li, Akseki-Kuyucak’lı, 6.9.2007)! atasözü ile aynı anlamda…
Karının dolaşığı, sabaha kor bulaşığı… http://golhisarhem.meb.gov.tr/kitap/yerelsozler.htm
Karının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin! (1958 doğumlu ve İskilip’li Yaşar Sönmez’den naklen Said Dağdaş, 6.12.2001).
Karısı güzel olanla, toprağı güzel olanı rahat bırakmazlar! (8 Şubat 2007, Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu).
Karıya sır verme, kındırayla tög silme (F. Dağdaş, Eylül 1983)!:
Karlı Pazar, kârlı pazar (Cemal Dağdaş’dan naklen F. Dağdaş, 01.1980; 29.11.2000)!: Çarık imalatı ve satışı ile uğraşanların bol alışveriş yaptıkları mevsimi tarif etmek için kullanılırmış. Alış-veriş yoğunluğu halkın ihtiyacının belirginleştiği zamanlarda artar.
Kasap sevdiği deriyi yerden yere vururmuş! “Kasap sevdiği deriyi yere yatırırmış!” atasözü ile aynı anlamda.
Kasap sevdiği deriyi yere yatırırmış (9 Haziran 2008, Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!:
Kaşıklıktan kaşık düşmeyle beraberdir... Karıdan çocuk eksilmez! (Gülizar Baz, 1999):Taze çocuğu ölen hanıma teselli vermek için söylenen teselli sözü. Hanımdan çocuk eksilmez anlamında...
Kaz kaz ile, kız kız ile, kel tavuk kel horoz ile (Fatmana Dağdaş):Herkes, herşey dengi ile…
Kazan yanına varma, karası bulaşır (Demirdal, 1968, s. 568) ! İsparta-Uluborlu.
Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur (Celil Yaman, 12.09.2007)! Kaybedilen mal, kıymete biner anlamındadır. “Ölen inek sütlü olur!„ atasözü ile aynı anlamda.
Kelin, köre olacak sözü olmaz (F. Dağdaş, Aralık 1979)!
Kem alat ile kemalat olmaz (Talat Memiş)! Alet işler el övünür! atasözü ile benzer anlamda (Talat Memiş, Ilgaz, Ödemiş köyü, Orman Müh., Şubat 2006).
Kemanenin sesi sabaha karşı çıkar (F. Dağdaş, 8.4.2000)!
Kendi devesini çeken, yorulmaz (1949’lu Bayram An’dan naklen Said Dağdaş, Dodurgalar, 12 Eylül 2010)!
Kendi devesini güden, yorulmaz (Denizli-Dodurgalı’lı Mehmed Baz (1929 doğumlu), 12.07.2008)!Kendi işinde çalışmak, insana yorgunluk vermez, aksine zevk verir anlamında...
Kendi düşen ağlamaz, iki gözden olur! Kendi hatasının cezasını çeken, başkasında bahane arayamaz. İçten içe üzülür. Ağlaya ağlaya gözlerini de kaybedebilir (Antalya’lı 1935’li Ayşe Çark Hanımdan nakleden 1955’li Mehmed Ali Şener’den naklen Said Dağdaş, 21.11.2010)!
"Kendi kendine ettiğini âdem, Bir yere gelse edemez âlem!". "Bir insanın kendi kendine yaptığını, bütün köylü başına çokanlaşsa yapamaz!(Acıpayam-Yukarı Dodurgalı 1341'li Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş)" atasözü ile aynı anlamdadır.
Kepenek altında er yatar! Keçe altında er yatar! (Şakir Kara, 1960 doğumlu, 2001, Ankara-Bala-Yeniyapan, Şeyhli) atasözünün yöremizde kullanılan şeklidir.
Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner (Milli Gazete, 1999). Bugün böyle kalmaz, ümitli ol anlamında.
Kesiyor ama, ses çıkarmıyor (Çravz da ar egzguncbá) (Mine Özdoğan, 1985’li, Borçka-Camili (Macaheli), 24 Mayıs 2006)! Daha çok gizli iş çevirip başkalarına belli etmemeye çalışan kişiler için kullanılır. Dıştan bakınca aslında bilinen, daha çok gençlerin gizli sevilerini dile getirmekte de kullanılır.
Kesmezsen nefsinin nefesini, şeytanla bir olur keserler senin nefesini!.. (Erzurum-Oltu-İğdeli köyünden, 1981 doğumlu M. Recai Demirci’den naklen Said Dağdaş, 16 Aralık 2011, Erzurum).
Keyfin pahası olmaz (A. Gülsoy’dan naklen Y. Gülsoy, 4.6.2007)! 1932’de rahmetli olan Kastamonu’lu Ali Gülsoy’dan naklen.
Kıç ıslanmadan balık tutulmaz (Trakis dusveleblay tevzi ar deykaveba!)(Gürcü atasözü, 1938’li Tenzile Gökdemir’den naklen, 23.5.2010)!
Kıçında yok bir etek kıl! Hasan Dağına oduna gidersin!.. (1960'lı Orman Mühendisi Cemal Basri Gökşen'den naklen Said Dağdaş, 6.4.2011). Boyundan büyük işe/işlere kalkışan, yeterli birikim ve donanıma sahip olmayan kişiyi tarif etmek için kullanılır.
Kıl beşi, gör işi (Hacı Üveyiszade’den naklen Mustafa Kurucu)… Namazı asla ihmal etme! Anlamında uyarı.
Kıl beşi! Kurtar başı. Teslim ol! Bitir işi!.. (Mahir İz'den nakleden Nihat Temel'den naklen Said Dağdaş, 30.03.2011)... İman et! Zihnindeki tereddütlerini gider. Namazı ise asla ihmal etme! anlamında ilaç gibi uyarı-atasözü...
Kına günü (gecesi) edük aranmaz (20.7.2008, 1981’li Birdal Yaman’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! “Şimdi bunun sırası mı”? anlamında zamansız iş yapılmayacağını vurgulayan bir atasözü. Not: “edük” ayakkabı anlamındadır.
Kır atın yanında duran, ya huyundan ya tüyünden (Fatmana Dağdaş): “Üzüm üzüme baka baka kararır” atasözü ile eş anlamlı.
Kıra girmiş, usüle girmemiş (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1979)! Ham, yobaz, kaba, vb... düşük vasıflı insanlar için kullanılır.
Kırk yıl sonra düşmanını haklamış da, evi (ivedi) çaldım (acele davrandım) demiş… Her işinde son derece sabırlı olmayı, uzun vadeli düşünmeyi hatırlatan bir atasözü (F. Dağdaş, Mart1980).
Kısmetsiz köpek, kurban bayramı günü sılaya gidermiş (1959’lu Fikri Kaya’dan naklen Said Dağdaş, 27.10.2008)!
Kız anadan öğrenir çeyiz düzmeyi, oğlan babadan öğrenir oba gezmeyi (F. Dağdaş)! Bu atasözü “Oğlan babasından öğrenir yazı yazmayı, kız anasından öğrenir sokak gezmeyi.”şeklinde de söylenir.
Kız anasından gördüğü sofrayı serermiş! 7.10.2003’de, Kırıkkale, Delice'li Hamid Erdal'dan naklen İstanbul’da Said Dağdaş tarafından alınmıştır..
Kız anasından görür sofra düzmeyi, oğlan babasından görür sohbet gezmeyi (Şahin Irmalı, 1965’li, Çankırı-Çerkeş’li, 6.2.2008)! “Kız anadan öğrenir çeyiz düzmeyi, oğlan babadan öğrenir oba gezmeyi (F. Dağdaş, Dodurgalar)” atasözü ile benzerdir.
Kız bibiye, oğlan dayıya gelir (Dr. Sadeddin Açar, 1956’lı, Urfa-Birecik’li, 14.11.2007)!
Kız kareçi , hatun olmaz! (Fatih Yıldız, 1971’li, Mardin’li, 30.1.2006) “Çingene kız, hatun olmaz!“ (Fatih Yıldız, 1971’li, Mardin’li).
Kız kıskıda (gısguda), gelin baskıda (1.6.2007, 1950’li Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! Kıskı kelimesi mengene anlamındadır. Kızın gözetlenmesi, gelinin de üzerinde biraz baskı yapılması gerekir anlamında…
Kızı kızıka görme gelinike gör, gelinike görme, beşik ardında gör ! (Kızı kız iken görme gelin iken gör, gelin iken görme, beşik ardında gör !) Sorumluluk sahibi olunca sağlıklı değerlendirme yapılabilir anlamında (1972 doğumlu, Akseki-Kuyucak’lı Fatma Duru’dan naklen S.Dağdaş, 30.08.2008).
Kızı kızken görme, gelin olunca gör! Gelin olunca görme, doğum yapınca gör (18.5.2007, 1950’li Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! Kızıın niteliklerini hemen değil, gelin olduktan sonra değerlendir. O da yetmez, doğum yapıp ana olunca yapılan değerlendirme çok daha sağlıklıdır anlamında…
Kızı olanın dili olmaz (Memleketimiz Acıpayam’ın komşusu olan, aynı kültürü paylaşan Burdur-Gölhisar civarından)! http://golhisarhem.meb.gov.tr/kitap/yerelsozler.htm

Kızın hısımı bucak kayası, oğlanın hısımı kapı sövesi (F. Dağdaş, 09.1983)!
Kızlar saçından, oğlanlar traşından belli olur (F. Dağdaş, 9.2.2000): “Ekmek bezeden, kız teyzeden belli olur’’ atasözü ile (Tan, 1985, s. 52) benzer anlamdadır.
Kimse yoğurdum (ayranım) ekşi demez: Kimse kendini haksız çıkarmaz.
Kimseden havf eylemez, Allah’ dan havf eylemeyen (İzzet Molla): Hicret Takvimi, (9 Nisan 1999).
Kişi, giyimiyle karşılanır, konuşmasıyla uğurlanır (M. Baz, 9.2.2000): Giyim ve konuşmasının içeriği ile insanlar değerlendirilir anlamında.
Kocaya varması var ama, koca koca entari yümesi de var (F. Dağdaş, 08.1983)!
Koçluk kuzu salda belli olur (Hakkı Yılmaz’dan (Ö.T.: 1999, 97 yaşında rahmetli olmuş.), Alican Yılmaz, Kırşehir-Mucur, 31.05.2002): ”Olacak oğlan bokundan belli olur!” sözü ile eş anlamlı…
Koçyiğit, bağ beller (M. Baz, 10.4.1994)! Herkes elinden gelen işi yapar.
Komşu kızı çapaklı olur, çapağını silebilen alır (F. Dağdaş, Eylül 1983)!
Komşu komşudan mal aparar irs aparar(yetişer, kalar)“ (Tebrizli Orman Mühendisi S. Kusekenani, 1999): Komşu komşuya mirasçı olacak kadar yakındır” anlamında.
Komşunun tavuğu, komşuya kaz gözükürmüş (Yozgat-Şefaatli ilçesi Temlik köyünden Aleyna Ünsal’dan naklen Said Dağdaş, Eğirdir-Barla, 10.07.2011)!
Konuşursan mert oğlu mertle konuş, ne ararsın Kürt oğlu Kürtle demiş (F. Dağdaş, Aralık 1984)! Dostunu, arkadaşını iyi, sana yararı olacak insanlardan seç anlamında...
Kork, Allah’dan korkmayandan (F. Dağdaş): Allah’dan korkmayandan korkulur.
Koyunu güden, kurda kavuşur (Güllü Dağdaş, 10.1.2000)!
Köpeği öldürmesi var ama (emme), sahibinin hatırı var (Denizli-Dodurgalı’lı Mehmed Baz (1929 doğumlu), 12.07.2008)!:
Köpeğin götünden iyi ossuruk (osuruk) çıkmaz ! (M. Baz, 22.08.02):
Köpeğin iyisi leşin başında belli olur (F. Dağdaş, Mart 1980)!
Köpek neyleyecek takkeyi, tingilderken düşürür (M. Baz, 22.08.02):
Kör alıcının, kör satıcısı olur (F. Dağdaş, Aralık 1979)! Denklik vurgusu için, evlenmede denklik konusunda kullanılır.
Kör Allah’a nasıl bakarsa, Allah da ona öyle bakar (Hamid Erdal, 20.09.2001, Delice, Kırıkkkale, 1964 doğumlu). Allah’dan korkmayandan korkulur.
Körler memleketinde şaşılar padişah olur : (Bölge ağzı, Ufuk Takvimi, 14.12.2001):
Köşe taşı köşede yakışır (Bölge ağzı, Ufuk Takvimi, 14.12.2001):
Köy boncuğu köye takılmaz! Öz memleketinde çalışılması uygun değildir anlamında (Ayşe Yaman’dan Celil Yaman, 18.08.2005, Bartın-Ulus).
Kul bunalmayınca Hızır erişmez: (Fatmana Dağdaş) Her zorluktan sonra bir kolaylık vardır anlamında.
Kul görüneni yese, acından ölürmüş (F. Dağdaş, Aralık 1980)! Rızık Allah’dandır! cümlesi ile benzer anlamda kullanılmaktadır.
Kuma gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş (24.11.2006, 1953’lü Menekşe DANYILDIZ (Kızılcahamam-* Kahyalar köyü)’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!
Kurt, dumanlı günü sever (F. Dağdaş, Mayıs 1980)!
Kuş, kuşun yamacında öter (Kayseri-Develi’li, 1941’li Mustafa Kılıç’dan naklen S. Dağdaş, 11.02.2008)! Herkes dengi ile iletişim, dostluk kurar anlamında. “Davul, dengi dengine vurur!” atasözüne yakın anlamda düşünülebilir.
Kuvvet öküzde olur (Mehmed Baz):
Kürt yer, çarığına bakar (Esra Ersoylu’dan naklen, 10.07.2007, Kars-Sarıkamış)! “Kişi, işinin bittiğine bakar” anlamında…
Kürt yiyince, gözü çarığına düşermiş (4.03.2008, Kırıkkale-Bahşılı’dan Faruk Tezel)! “Kişi, işinin bittiğine bakar” anlamında…

Kardeş kardeşin ne öldüğünü ister; ne onduğunu.
Kardeşim ağa, avradı hatın, almaz beni kulluğa satın.
Kardeşim olsun da kanlım olsun.
Karga dermiş ki: Çocuklarım olalı burnumu göme göme bok yiyemedim.
Karga kekliği taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü şaşırmış.
Karga mandayı babası hayrına bitlemez.
Karga yavrusuna bakmış, benim ak pak evladım demiş.
Karga şakırdamış bülbülüm sanmış.
Karpuz kabuğunu görmeden denize girme.
Karpuz kabuğuyla büyüyen eşeğin ölümü sudan olur.
Karpuz kesmekle bararet sönmez.
Karpuz kökeninde büyür.
Kartala bir ok değmiş, yine kendi yeleğinden.
Kartalın beğenmediğini kargalar kapışır.
Karıkoca bir sözle yakın, bir sözle uzaktır.
Karın tok it gölgede yatar.
Karınca kanatlanınca serçe oldum sanır.
Karıncadan ibret al, yazdan kışı karşılar.
Karıncazevali gelince kanatlanır.
Kasap, yağı bol olunca gerisini yağlar.
Kasavetsiz ağız anahtarsız açılır.
Kasım yüz elli, yaz belli.
Kasımdan on gün evvel ek, on gün sonra ekme.
Katranı kaynatsan olmaz ki şeker, cinsini sevdiğim cinsine çeker.
Katıra baban kim? demişler,at dayım olur demiş.
Kavak, yaprağını tepeden dökerse kış çok olur.
Kavak uzaya uzaya göğe yetmez.
Kavağı kes! Takıltıyı tüket!.. Sorunu kökünden çöz! Tartışmayı bitir, uzatma! anlamında… “Bizim oralarda öyle derler: “Kavağı kes! Takıltıyı tüket!” (Kayseri-Yahyalı’lı 1950 doğumlu Mustafa Camcı’dan naklen Said Dağdaş, 18.12.2011).
Kavanoz dipli dünya.
Kavgada kılıç ödünç verilmez.
Kavun, karpuz yata yata büyür.
Kavurganın yananı sıçrar.
Kaya uçmazsa dere dolmaz.
Kaymağı seven mandayı yanında taşır.
Kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse gelinin başını yarar.
Kaynana öcü, oğlu cici.
Kaynayan kazan kapak tutmaz.
Kayış bilir kutan ne çeker.
Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
Kaz kazla, daz dazla, kel tavuk kelhorozla.
Kaza geliyorum demez.
Kazan kazana kara demiş.
Kazan taşarsa kepçenin değeri olmaz.
Kazanmayanın kazanı kaynamaz.
Kazanırsan dost kazan, düşmanı anan da doğurur.
Kazaya rıza gerek.
Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
Kaçan balık büyük olur.
Kaçanı kovmazlar , yıkılanı vurmazlar.
Kaçanın anası ağlamamış.
Kaş ile göz, gerisi söz.
Kaş çatmakla çatık kaşık olunmaz.
Kaşığı herkes yapar ama sapını ortaya getiremez.
Kedi, yavrusunu yerken sıçana benzetir.
Kedi götünü görmüş, yaram var demiş.
Kedi törpüyü yalar da kanlar çıktıkça oh der.
Kedi uzanamadığı ciğere, pis der.
Kedinin boynuna ciğer asılmaz.
Kedinin gideceği samanlığa kadar.
Kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler.
Kedinin kanadı olsaydı serçenin adı kalmazdı.
Kedinin usluluğu sıçan görünceye kadar.
Kediye bokun kimya demişler, üstünü örtmüş.
Kediyi sıkıştırırsan üstüne atılır.
Kefen alacak adam gözünün yaşından belli olur.
Kefenin cebi yok.
Kefilin ya saçı, ya sakalı.
Kehlesi muteber olur, talihi yaver gidenin.
Kel kız teyzesinin saçıyla övünür.
Kel yanında kabak anılmaz.
Kel ölür, sırma saçlı olur; kör ölür, badem gözlü olur.
Kele köseden yardım olmaz.
Kelin ayıbını takke örter.
Kelin ilacı olsa başına sürer.
Kelle sağ olsun da külah bulunur.
Kem söz, kalp akça sahibinindir.
Kemikle deri, yemekle diri.
Kenarın dilberi nazik de olsa nazenin olmaz.
Kendi düşen ağlamaz.
Kepenek altında er yatar.
Kes parmağını çık pazara, em buyuran çok olur.
Keseye danış, pazarlığa sonra giriş.
Kesilen baş yerine konmaz.
Keskin akıl keramete kıç attırır.
Keskin sirke kabına zarar.
Keçi geberse de kuyruğunu indirmez.
Keçi kurttan kurtulsa gergedan olur.
Keçi sütü emen kuzudan, hakiki koç çıkmaz! Bol kar yağan-yüksek yaylalarda gezen fareden sağlıklı, iyi fare çıkmaz! Karının emrinde yaşayan adamdan da adam olmaz! (Mişk terazinden berhil ver bizini, Mir emrijini serfiraz novbiddini)

(80 yaşında iken, 1990 yılında vefat eden dedesi Hasan Yıldız'dan nakleden Vanlı Ekrem Durur'dan naklen Said Dağdaş, 16.12.2011, Erzurum).

Keçi nereye çıkarsa oğlağı da oraya çıkar.
Keçide de sakal var.
Keçinin sumağa ettiğini sumak keçiye edecek.
Keçiye can kaygısı, kasaba et kaygısı.
Keçiye can kaygısı, kasaba yağ kaygısı.
Keçiye içki içirmişler kurdun evini sormuş.
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur! (Ji bo nefse, dikevi hefsa) (Şırnak-Cizre'de tanıştığım bir arkadaşımdan naklen Said Dağdaş,18.05.2010)
Kısmetsiz köpek, kurban bayramı günü sılaya gidermiş (1959’lu Fikri Kaya’dan naklen Said Dağdaş, 27.10.2008)!
Kızı olanın dili olmaz (Memleketimiz Acıpayam’ın komşusu olan, aynı kültürü paylaşan Burdur-Gölhisar civarından, Said Dağdaş)!http://golhisarhem.meb.gov.tr/kitap/yerelsozler.htm
Kızım sana söylüyorum. Gelinim sen dinle.
Kimi köprü bulamaz geçmeye, kimi su bulamaz içmeye.
Kiminin devesi , kiminin duası.
Kimse ayranım ekşi demez.
Kimse bilmez, kim kazana kim yiye.
Kimse kendi memleketinde peygamber olmaz.
Kimse kimsenin kısmetini yemez.
Kimse kimsenin çukurunu doldurmaz.
Kimseden kimseye hayır yok.
Kimsenin ahı kimsede kalmaz.
Kimsenin çırası tana kadar yanmaz.
Kimseye arşınına göre bez vermezler.
Kiraz dut yetişmese beni yiyenin boynunu sapıma döndürürüm demiş.
Kişi arkadaşından bellidir.
Kişi ne yaparsa kendine yapar.
Kişi refikinden azar.
Kişinin kendine ettiğini kimse edemez.
Kişiyi vezir eden de karısı, rezil eden de.
Klavuzu karga olanın burnu boktan kalkmaz.
Kocana göre bağla başını, harcına göre pişir aşını.
Kocanın kabı ikiyse birini kır.
Komşu boncuğunu çalan gece takınır.
Komşu ekmeği komşuya borçtur.
Komşu hakkı, Tanrı hakkı.
Komşu iti komşuya ürümez.
Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Komşu kızı almak, kalaylı kaptan su içmek gibidir.
Komşuda pişer, bize de düşer.
Komşun kör ise senkıpabak.
Komşunu iki inekli iste ki kendin bir inekli olasın.
Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür.
Konur eşek çayırını almaz.
Kork Allah'tan korkmayandan.
Korkak bezirgan ne kar eder ne ziyan.
Korkulu rüya görmektense uyanık yatmak hayırlıdır.
Korkunun ecele faydası yoktur.
Koy avucuma, koyayım avucuna.
Koyma akıl, akıl olmaz ,.
Koyun can derdinde, kasap et derdinde.
Koyunu yüze yetir, el onu bine yetirir.
Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
Koyunun götü bir gün açıksa keçininki her gün açık.
Koyunun kuyruğu var örter.
Koyunun melediğini kuzu melemez.
Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler.
Koç koyundan seçkel gerek.
Koça boynuzu yük değil.
Kuduz ölür ama daladığı da ölür.
Kul azmayınca Hak yazmaz.
Kul kullanan, bir gözünü kör, bir kulağını sağır etmeli.
Kul kusursuz olmaz.
Kul sıkılmayınca Hızır yetişmez.
Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez.
Kul teftişte, gözelim Mevla ne işte.
Kurban etiyle köpek tavlanmaz.
Kurcalama sivilceyi, çıban edersin.
Kurcalama sivilceyi çıban edersin.
Kurda neden boynun kalın? demişler, işimi kendim görürüm de ondan demiş.
Kurdun adı yaman çıkmış, tilki vardır baş keser.
Kurnaz hırsız ev sahibini bastırır.
Kurt dumanlı havayı sever.
Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.
Kurt komşusunu yemez.
Kurt köyünü değiştirir, huyunu değiştirmez.
Kurtla görüşürsen köpeğini yanından ayırma.
Kurtla koyun, kılıçla oyun olmaz.
Kurtla ortak olan tilkinin hissesi, ya tırnaktır, ya bağırsak.
Kuru bok göte yapışmaz.
Kuru gayret, çarık eskitir.
Kuru laf karın doyurmaz.
Kurunun yanında yaş da yanar.
Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.
Kusursuz güzel olmaz.
Kutlu gün doğuşundan.
Kutsuz kuşun yuvası doğan yanında olur.
Kuzguna yavrusu şahin görünür.
Kuzusuna kıymayan kebap yiyemez.
Kuş darıdan kaçar mı?.
Kuş kanadına kira istemez.
Kuş var eti yenir, kuş var et yedirilir.
Kuşa kafes lazım, boruya nefes.
Kuşkulu uyku evin bekçisidir.
Kuşu kuşla avlarlar.
Köleden ağa olan minareyi sesiyle yıkar.
Köpek bile yal yediği kaba pislemez.
Köpek ekmek veren kapıyı tanır.
Köpek sahibini ısırmaz.
Köpek suya düşmeyince yüzmeyi öğrenmez.
Köpek sürünmekle etek kesilmez.
Köpeksiz sürüye kurt girer.
Köpeğe gem vurma, kendisini at sanır.
Köpeği dövmeli ama, sahibinden utanmalı.
Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı derler.
Kör Allah'a nasıl bakarsa Allah da köre öyle bakar.
Kör bıçak ele , iş bilmeyen avrat dile.
Kör buzağı topallamaz (Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş, 18.08.2005, Bartın-Ulus)!
Kör görmez, sezer.
Kör pazara varmasın, pazar körsüz kalmasın.
Körden gözlü, topaldan ayaklı, deliden deli.
Köre elvandan bahsolunmaz.
Köre şimdi gece demişler; ne zaman gündüzdü demiş.
Körle yatan şaşı kalkar.
Körler memleketinde şaşılar padişah olur.
Körün istediği bir göz, ikiolursa ne söz.
Körün istediği bir göz Allah verdi iki göz.
Körün istediği iki göz, biri ela biri boz.
Köseyle alay edenin top sakalı kara gerek.
Kötü komşu insanı hacet sahibi eder.
Kötü söyleme eşine, ağı katar aşına.
Kötürümden aksak, hiç yoktan torlak yeğdir.
Köyden köye it ürümez.
Köylü, misafir kabul etmeyiz demez, konacak konak yoktur der.
Köylü birbirine düşmezse Osmanlı mıkla yiyemez.
Köylünün kahve cezvesi karaca amma sürece.
Köşe taşı köşede yakışır.
Küheylan at, çul içinde de bellidir.
Külhancının beyliği hamamcılık demişler.
Küpe küp deyince küp adama düp der.
Küpteki bulguru kim görür? Kıçtaki şalvarı el görür! Kişinin, bilhassa giyimine önem vermesi gerektiğini vurgulayan bir atasözü. “Küpteki bulguru kim görür? Kıçtaki (G.tteki) şalvarı el görür!..” derlermiş Yazırlı karılar (1341'li F.Dağdaş’dan naklen S. Dağdaş, Ocak 1981).
Kürdün yağı çok olunca, hem yer, hem yüzüne sürer.
Kürk ile börk ile adam olunmaz.
Kürkçünün kürkü olmaz, börkçünün börkü.
Kıbleden geldi kışımız, Allah'a kaldı işimiz.
Kılavuzu karga olanın burnu boktan çıkmaz.
Kılıç kınını kesmez.
Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan.
Kırk gün taban eti, bir gün av eti.
Kırk hırsız bir çıplağı soyamamış.
Kırk serçeden bir kaz iyi.
Kırk yılda bir ölet olur, eceli gelen ölür.
Kırkından sonra azanı teneşir paklar.
Kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar.
Kırlangıcın zararını biberciden sor.
Kırlangıç bir zararsız kuş; git Yemen iline danış.
Kısa günün karı az olur.
Kısmet gökten zembille inmez.
Kısmet ise gelir Hint'ten, Yemen'den, kısmet değilse ne gelir elden?.
Kısmetinde ne varsa kaşığında o çıkar.
Kısmetinde ne varsa, kaşığında o çıkar! (Ankara-Kalecikli İlhan Arslan’dan naklen Said Dağdaş, 27.09.2011). Tevekkülü öğütleyen bir atasözüdür. “Aç değil, açık değiliz. Kısmetinde ne varsa, kaşığında o çıkar üstadım!”.
Kısmetsiz köpek, sabaha karşı uyuyakalır.
Kız beşikte çeyiz sandıkta.
Kız evi naz evi.
Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır , ya zurnacıya.
Kızı kızken görme, gelinken gör; gelinken görme beşik ardında gör.
Kızı kızıka görme gelinike gör, gelinike görme, beşik ardında gör ! (Kızı kız iken görme gelin iken gör, gelin iken görme, beşik ardında gör !) Sorumluluk sahibi olunca sağlıklı değerlendirme yapılabilir anlamında (1972 doğumlu, Akseki-Kuyucak’lı Fatma Duru’dan naklen S.Dağdaş, 30.08.2008).
Kızın var, sızın var.
Kızını dövmeyen dizini döver.
Kış kış gerek, yaz yaz.
Kış kışlığını, kuş kuşluğunu gösterir.
Kabiliyetli çırak, ustadan usta olur.
Kaçan balık büyük olur.
Kaçan kızın bohçası küçük (hafif) olur.
Kadı anlatana göre fetva verir.
Kadının biri alâ, ikisi belâdır.
Kâfirden hacı, elden bacı olmaz.
Kakma el kapısını el ucuyla, yiterler kapını var (olanca) gücüyle.
Kalem kılıçtan üstündür.
Kanaat gibi devlet olmaz.
Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu.
Karga bülbülü taklit edeyim derken, ötmeyi unutmuş.
Karınca kanatlanınca serçe oldum sanır.
Karnının doymayacağı yere, açlığını bildirme.
Kasap et derdinde koyun can derdinde.
Kasap sevdiği postu yere vurur.
Kaşıkla verip, sapıyla gözünü çıkartma.
Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsi batasıca mutlaka cinsine çeker.
Katrandan olmaz şeker; olsa da cinsine çeker.
Kavakta nar olmaz, kötülerde ar olmaz.
Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.
Kazma kuyuyu, kazarlar kuyunu.
Keçinin canı "TEKE" isteyince, çobanın değneğine (sopasına) sürtünür.
Kedi gidince fare bey olur.
Kedi taç takınca kendini padişah sanarmış.
Kedinin kanatları olsaydı, serçenin soyu tükenirdi.
Kediye kanat takarsan gökte serçe bırakmaz.
Kel yanında kabak anılmaz.
Kem alat ile kemalat olmaz (Talat Memiş): "Alet işler el övünür!" atasözü ile benzer anlamda (Talat Memiş'den naklen Said Dağdaş, Ilgaz, Ödemiş köyü, Orman Müh., Şubat 2006).
Kenarına bak bezini al, anasına bak kızını al.
Kendi devesini güden, yorulmaz (Denizli-Dodurgalı Mehmed Baz (1929 doğumlu)'dan naklen Said Dağdaş, 12.07.2008)!:Kendi işinde çalışmak, insana zevk verir anlamında...
Kendi düşen ağlamaz.
"Kendi kendine ettiğini âdem, Bir yere gelse edemez âlem!". "Bir insanın kendi kendine yaptığını, bütün köylü başına çokanlaşsa yapamaz!" atasözü ile aynı anlamdadır (Said Dağdaş).
Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner.
Kendi eden, kendi bulur.
Keskin bıçak olmak için çok çekiç yemek gerek.
Keskin sirke küpüne zarar verir.
Kılıç kınını kesmez.
Kır atın yanında duran ya huyundan ya suyundan.
Kırk hırsız bir çıplağı soyamaz.
Kırk yıl ecel yağsa, eceli gelen ölür.
Kız beşikte çeyiz sandıkta.
Kızım sana diyorum, gelinim sen anla.
Kızın kimi severse güveyin odur, oğlun kimi severse gelinin odur.
Kızını dövmeyen dizini döver.
Kimi bağ bozar, kimi bostan bozar.
Kimi yer, kimi bakar. Kıyamet ondan kopar.
Kişi refikinden azar.
Kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi.
Koca sağlığı, kardeş varlığı sever.
Koçluk kuzu, salda belli olur (Hakkı Yılmaz’dan (Ö.T.: 1999, 97 yaşında rahmetli olmuş.) naklen Kırşehir-Mucur'lu Alican Yılmaz'dan naklen Said Dağdaş,31.05.2002): ”Olacak oğlan bokundan belli olur!” sözü ile eş anlamlı…
Kol kırılır, yen içinde kalır.
Komşu kızı çapaklı olur, çapağını silebilen alır (F.Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş,Eylül,1983)!
Komşu komşudan mal aparar(Tebrizli Orman Mühendisi S.Kusekenani'den naklen Said Dağdaş, 1999):
Komşu komşudan irs aparar(yetişer, kalar)(Tebrizli Orman Mühendisi S.Kusekenani'den naklen Said Dağdaş, 1999)!: “Komşu komşuya mirasçı olacak kadar yakındır” anlamında.
Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Komşuda pişer, bizede düşer.
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.
Konuşursan mert oğlu mertle konuş, ne ararsın Kürt oğlu Kürtle demiş (Dodurgalı F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1984)!: Dostunu, arkadaşını iyi, sana yararı olacak insanlardan seç anlamında...
Kork korkmazdan‚ utan utanmazdan.
Koyunu güden, kurda kavuşur (Güllü Dağdaş, Dodurgalı, 10.1.2000)!
Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman çelebi derler.
Köpeği öldürmesi var ama (emme), sahibinin hatırı var (Denizli-Dodurgalı’lı Mehmed Baz (1929 doğumlu)'dan naklen Said Dağdaş, 12.07.2008)!:
Köpeğin götünden iyi ossuruk (osuruk) çıkmaz!(1929'lu M.Baz'dan naklen Said Dağdaş, 22.08.02)
Köpeğin iyisi leşin başında belli olur (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Mart 1980)!
Köpekle dalaşmaktansa, çalıyı dolanmak hayırlıdır.
Köpeklerin duası kabul olsa gökten kemik yağar.
Köpeksiz köy bulmuş, değneksiz dolaşıyor.
Köpeksiz köyde değnekle gezilmez.
Köprüyü gecene kadar, ayıya dayı de.
Kör alıcının, kör satıcısı olur (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1979)!: Denklik vurgusu için kullanılır.
Kör alıcının kör satıcısı vardır.
Kör Allah’a nasıl bakarsa, Allah da ona öyle bakar (Hamid Erdal'dan naklen Said Dağdaş, 20.09.2001, Delice, Kırıkkkale, 1964 doğumlu): Allah’dan korkmayandan korkulur.
Körler sağırlar birbirini ağırlar.
Kötü komşu insanı mal sahibi yapar.
Kötü tarlanın verdiğini, yiğit kardeş vermez.
Köy boncuğu köye takılmaz!: Öz memleketinde çalışılması uygun değildir anlamında (Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş, 18.08.2005, Bartın-Ulus).
Köy buldum köpeksiz, içinde dolaşıyorum değneksiz (Sopeliv vnahe u dzağlo, şyan viyarebi u gargno). (1985’li, Borçka-Camili (Macaheli)'li Sinem Gökdemir'den naklen Said Dağdaş, 21 Mart 2009)!
Kul görüneni yese, acından ölürmüş (F. Dağdaş'dan naklen Said dağdaş, Aralık 1980)!: Rızık Allah’dandır! cümlesi ile benzer anlamda kullanılmaktadır.
Kuma gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş (24.11.2006, 1953’lü Menekşe DANYILDIZ (Kızılcahamam-Kahyalar köyü)’dan naklen Bartın-Ulus’lu,1979’lu Celil Yaman'dan naklen Said Dağdaş)!
Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.
Kurt kuzu kaptığı yeri dokuz defa yoklar.
Kuru laf karın doyurmaz.
Kurunun yanında yaş da yanar.
Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.
Kuş, kuşun yamacında öter !(Kayseri-Develi’li, 1941’li Mustafa Kılıç’dan naklen S. Dağdaş, 11.02.2008): .

Herkes dengi ile iletişim, dostluk kurar anlamında. “Davul, dengi dengine vurur!” atasözüne yakın anlamda düşünülebilir.

Kürt yer, çarığına bakar (Esra Ersoylu’dan naklen Said Dağdaş, 10.07.2007, Kars-Sarıkamış)!: “Kişi, işinin bittiğine bakar” anlamında…
Kürt yiyince, gözü çarığına düşermiş (Kırıkkale-Bahşılı’dan Faruk Tezel'den naklen Said Dağdaş, 4.03.2008)!: “Kişi, işinin bittiğine bakar” anlamında…

L harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Laf ile peynir gemisi yürümez.
Laf lafı açar.
Laf torbaya girmez.
Lafla peynir gemisi yürümez.
Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden.
Latife latif gerek.
Leyleği kuştan mı sayarsın, yazın gelir, kışın gider.
Leyleğin ömrü laklak ile geçer.
Lisan-ı hal, lisan-ı kalden entaktır! (Aslen Ortaköy-Lefke'li, 17.12.1953 doğumlu Dr. Türker KAVAS'dan naklen Said Dağdaş, Lefkoşe, 25.03.2011)... Asıl öğreti-nasihat, davranış yoluyladır. Sözle uyarının tesiri azdır.
Leyleğin ömrü laklaka ile geçer.
Lodosun gözü yaşlı olur.
Lokma karın doyurmaz, şefkat artırır.
Lokma karın doyurmaz,şefkat artırır.
Lokma çiğnemeden yutulmaz.

M harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Mahkeme kadıya mülk değil.
Mal adama hem dost, hem düşmandır.
Mal adama hem dost,hem düşmandır.
Mal canı kazanmaz, can malı kazanır.
Mal canı kazanmaz,can malı kazanır.
Mal canın yongasıdır (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş): Mal da değerlidir, candan bir parçadır anlamında.
Mal gelir malumatı örter. Av. Hakan İKİZLER ( Zenginlerin kötü halleri unutulur anlamındadır )
Mal istersen bedeninden, evlat istersen belinden.
Mal malamatı örter.
Mal melameti örter.
Mal sahibiyle gider (F. Dağdaş, Aralık 1980)!
Malı mala canı cana ölçmeli.
Malı ongun olanın adı angın olur.
Malın iyisi boğazdan geçer.
Malını yemesini bilmeyen zengin her gün züğürttür.
Mangal maşasız, kızlar kocasız olmaz (Fatmana Dağdaş, Aralık 1980):
Mart ayların çingenesidir.
Mart ayı, dert ayı.
Mart dokuzunda çıra yak, bağ buda.
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Mart martladı, tavuk yumurtladı.
Mart yağar, nisan övünür; nisan yağar, insan övünür.
Mart çıkmadıkça dert çıkmaz.
Mart'ta, sıçan siymesin! Nisan'da yağsın, dinmesin! (Kırıkkale-Keskin'li, 1929'lu Ziya Kökver'den nakleden torunu 1971'li Şükrü Kökver'den naklen Said Dağdaş,4.4.2011). Mart ayında yağmur yağmasa da olur. Sıçan bile toprağa siymese, farketmez. Ama Nisan'da rahmet bol yağsın, berekettir anlamında.
Martta sürmez, eylülde ekmezsen sabanı bırak.
Martta tezek kuruya, nisanda seller yürüye.
Martta yağmasın, nisanda dinmesin.
Mayasız yoğurt tutmaz.
Maymun yoğurdu yemiş, artığını ayının yüzüne sürmüş.
Mazlumun ahı, indirir şahı.
Maşa varken elini ateşe sokma.
Meramın elinden bir şey kurtulmaz.
Merdiven ayak ayak çıkılır.
Merhamet ettim deliye, geldi pisledi halıya (Dodurgalı Durmuş karısı Şerife’den naklen F. Dağdaş, 09.1983)!. "Merhametten maraz doğar!" atasözünün yöremizde kullanılan benzer manadaki sürümü.
Merhametten maraz doğar.
Merkep semer yasırı (esiri), insan pusat yasırı (30.06.2002, F. Dağdaş).
Mert bir kere ölür, namert bin kere.
Meskenim dağlar başı, Sahraya hacet kalmadı. İçtim ecel şerbetini, Lokman'a hacet kalmadı...

(Hacı Himmet 1322, Dodurgalar Aşağı Mezarlık). (Dodurgalar-Aşağı Mezarlık'ta "Hacı Himmet 1322" dedenin mezar taşından naklen Said Dağdaş, Şubat 2011).

Meyhaneciden kefil istemişler,bozacıyı göstermiş.
Meyhaneciden şahit istemişler bozacıyı göstermiş.
Meyil verme evliye, eve gider unutur.
Meyve veren ağaç taşlanır.
Meyveli ağacı taşlarlar.
Mezar taşı ile övünülmez.
Mide kırk ambar yedikçe yutar!. Uyku kırk kantar uyudukça artar! (http://www.ozgurkocaeli.com.tr/news.php?id=25254). Midenin talebine, uykunun ağırlığına aldanmamak gerektiğini hatırlatan bir atasözü. “Uyku kırk kantar! Uyudukça artar!..” şeklinde de bir değişik kullanımı da yaygındır (Acıpayam-Dodurgalı Said Dağdaş).
Millet hükümetsiz olmaz, hükümet milletsiz olmaz! (23.12.2000, 1317’li Said Ay’dan naklen kızı 1341'li F. Dağdaş).
Minare ne kadar uzun olursa olsun, hoca bildiğini okur.
Minare de doğru, ama içi eğri.
Minareyi yaptırmayan yerden bitmiş sanır.
Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
Minnet ile gül koklama! Dak göğsüne dikeni. Geçme namert köprüsünden! Bırak götürsün sel seni (Aslen Ortaköy-Lefke'li, 17.12.1953 doğumlu Dr. Türker KAVAS'dan naklen Said Dağdaş, Lefkoşe)...
Miras helal, hele al demişler.
Mirasa nereye gidiyorsun? demişler; esip savurmaya demiş.
Miri malı balık kılçığıdır, yutulmaz.
Misafir dediğin maldan sayılır, nereye bağlarsan orada yayılır (Çorum’lu 1926’lı Vacit Zeki Kaman’dan naklen, Tahsin Cengiz Kaman, 24.1.2008)! “Misafir, ev sahibinin danasıdır“ (F. Dağdaş, Aralık 1980) atasözü ile eş anlamlı.
Misafir, ev sahibinin danasıdır (Fatmana Dağdaş, Aralık 1980):
Misafir ev sahibinin kuzusudur.
Misafir kısmeti ile gelir.
Misafir misafiri istemez , ev sahibi ikisini de.
Misafir on kısmetle gelir; birini yer, dokuzunu bırakır.
Misafir umduğunu değil bulduğunu yer.
Misafir üç gün misafirdir.
Misafirin dokuz nasibi olur, birini yer, sekizini evde kor gidermiş (F. Dağdaş, Aralık 1980):
Misafirin karnı doyunca, gözü yolda olurmuş (F. Dağdaş, Aralık 1980): "Kürt yiyince, gözü çarığına düşermiş!" atasözüyle benzer anlamda.
Misafirin umduğu ev sahibine iki övün olur.
Misafirin yüzsüzü sahibini ağırlar.
Misk yerini belli eder.
Miskçiyle konuş, miskine bulaş; pisçiyle konuş, pisine bulaş.
Miyancının kesesi bol olur.
Muhabbet muhabbeti açar, muhabetten kim kaçar? (23.07.2002, İhsan Biler). Gaziantep’de anlatılan “post“ hikayesi şöyledir: “Cinayet işleyen birisinin deli olup olmadığını hakim kararı ile anlamak için mahkemeye çıkarmışlar. Hakim cinayeti işleyen kişinin akıl durumunu ölçmek için bir post getirtip, suçluya vermiş ve şöyle bir soru yöneltmiş: Söyle bakalım. Bu postta kaç tüy var...? Suçlu şöyle cevap vermiş:

- Muhabbet muhabbeti açar, muhabetten kim kaçar? –hakim bey. Siz söyleyin bakalım. Murat köprüsünün altından günde kaç ton su geçer?

Mum dibine ışık vermez.
Mum yanmayınca pervane dönmez.
Mutu götüren, kileyi de götürür! (R. Kıvrak)! Mutu götüren, mut biri de götürür(M. Baz, Dodurgalar, 1929’lu, 25.07.2008).! atasözü ile aynı anlamda.
Mutu götüren, mut biri de götürür (M. Baz, Dodurgalar, 1929’lu, 25.07.2008).! Mutu götüren, kileyi de götürür! (R. Kıvrak) atasözü ile aynı anlamda.
Müft olsun da zift olsun.
Mühür kimde ise Süleyman odur.
Mürüvvete endaze olmaz.
Müzakerelerden gerçekler doğar! (Dodurgalı, 1929 doğumlu Mehmed Baz'dan naklen Said Dağdaş, 20.07.2010)! “Barika-i hakikat, müsademe-i efkardan doğar! (“Hakikat güneşi, fikirlerin çarpışması sonucu ortaya çıkar.”)” vecizesi ile aynı anlamda.
Mısıra yağmur geliyor demişler; çapan birlik mi? demiş.
Mızrak çuvala sığmaz.

N harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Namaza meyli olmayanın ezanda kulağı olmaz.
Namazda meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz.
Nasihat isteyen tembele iş bulursun.
Nasipse el getirir, yel getirir, sel getirir! Nasip değilse el götürür, yel götürür, sel götürür! (Derya Kevinç'den nakleden Tuncay Porsuk'dan naklen Said Dağdaş, Ankara, 5.10.2011).
Ne doğrarsan aşına, o çıkar karşına.
Ne doğrarsan aşına,o çıkar kaşığına.
Ne ekersen onu biçersin.
Ne idik,ne olduk.
Ne karanlıkta yat, ne kara düş gör.
Ne kaa (kadar) ekmek, o kaa (kadar) köfte.
Ne olduğunu değil, ne olacağını düşünmek lazım! (Erzurum-Oltu’lu, 1964’lü Feyzullah Kılıç'tan naklen Said Dağdaş, 25.5.2010).
Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.
Ne şeytanı gör! Ne salavatı getir!: Önceden hata yapma! Tedbirli ol! anlamında (1929'lu Mehmed Baz'dan naklen Said Dağdaş,11.07.2011).
Ne Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü (Hasan Turan-Ankara): Her iki seçeneği de müsbet bulmuyorum anlamında.
Ne verirsen elinle, o da gider seninle! Cömert ol! Karşılığını görürsün! anlamında (Ayşe ŞENER'den nakleden Fatma Şener'den naklen Said Dağdaş, Akseki-Kuyucak, 15.01.2005)!
Ne verirsen elinle, o gider seninle.
Ne verirsen elinle,o gelir seninle.
Ne yavuz ol asıl, ne yavaş ol basıl.
Nefesin elverirse borazancı başı ol.
Nerde birlik, orda dirlik.
Nerde hareket, orda bereket.
Nerde çokluk, orda bokluk.
Nerede birlik,orada dirlik.
Nerede hareket, orada bereket.
Neren ağrırsa canın orda.
Nereye gitsen okka dört yüz dirhem.
Nikahta keramet vardır.
Nisan yağar sap olur, mayıs yağar çeç olur.
Niyet hayır, akıbet hayır.
Niyet hayır,akıbet hayır.
Niyetsiz hacı, ya Bağdat'tan döner ya Arafat'tan.
Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.

O harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Od yok ocak yok.
Oduncunun gözü omçada ,.
Oduncunun gözü ormanda.
Oğlum sen doğru dur, eğri belâsını bulur.
Olacakla öleceğe çare bulunmaz.
Olacakla öleceğe çare yoktur.
Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.
Olgaç oğlak bokundan betli olur.
Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.
Olmaz olmaz deme,olmaz olmaz.
Olsa ile bulsayı ekmişler, yel ile yuf bitmiş.
Olursan kazık olma, tokmak ol.
On beşindeki kız, ya erde gerek ya yerde.
On ceviz alsan ikisi çürük çıkar.
On para on arslanın ağzında.
Onmadık hacıyı deve üstünde yılan sokar.
Onmadık yılın yağmuru harman vakti yağar.
Orman olur da domuz olmaz mı?.
Orospu tövbe tutmaz.
Orospuya surat gerek.
Ortak atın beli sakat olur.
Ortak gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş.
Ortaklık öküzden başka buzağı yeğdir.
Osmanlı değilsek de (bile), Osmanlı pabucu çevirmişliğimiz vardır. Usül, görenek, edeb-erkan görmüşlüğümüz vardır anlamında bir deyim. (Zühre Gülsoy (Kastamonu-Küre, 1335’li (1919))’dan nakleden Yaşar Gülsoy'dan naklen Said Dağdaş, 15.04.2008)!
Osmanlının ayağı üzengide gerek.
Osuranın burnuna sıçmalı ki koku ala.
Osurukla boya boyanmaz.
Ot kökü üstünde biter.
Otu çek, köküne bak.
Otu çek köküne bak.
Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır.
Oynamasını bilmeyen kız; yerim dar demiş; yerini genişletmişler ; gerim.
Oynaşına inanan avrat, ersiz kalır.
Oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası.
Oğlan atadan öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi.
Oğlan dayıya, kız halaya çeker.
Oğlan dayıya,kız halaya çeker.
Oğlan doğur, kız doğur; hamurunu sen yoğur.
Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün.
Oğlan doğurdum, oydu beni; kız doğurdum, soydu beni.
Oğlan olsun deli olsun, ekmek olsun kuru olsun.
Oğlan evi dilenci, kız evi yalancı!.. VS|Oğlan evi dilenci, kız evi yalancı!.. }} Antalyalı Ayşe Çark'dan nakleden M. Ali Şener'den naklen Said Dağdaş, 3.3.2011. kız isterken çok ısrarlı olunmasının doğal olduğu ifade edilmektedir.
Oğlanınki oğul balı, kızınki bahçe gülü.
Oduncunun gözü omcada (bağ kütüğü) dilencinin gözü çömcede (tahta kepçe).
Oğlan dayıya, kız halaya çeker.
Oğlanınki oğul bağı, kızınki bahçe gülü.
Okumayı sevmeyene dokuz hoca az.20 Eylul 2010
Olacakla öleceğe çare yoktur.
Olanın, olmayana borcu vardır (Akdağmadeni’nden Osman Nuri Ulus’a atfen Gıyaseddin Kaya’dan nakleden Hasan Gölcük'den naklen Said Dağdaş, 3.1.2011. Not: Yozgat – Akdağmadeni yöresine ait olduğu söylenen bu atasözü, varlıklı olanların ihtiyaç içinde bulunanlara mallarından infak etmesi gerektiğini hatırlatır. 31 Aralık 2010 tarihinde Cuma hutbesinde aktarılmıştır.)!
Olmayalım keser gibi hep bana hep bana, olalım testere gibi bir sana bir bana. {Bencil olmayalım. Beraber olalım, ikimizin de faydasına olsun. Cengiz Özdemir, 26 Nisan 2008 Antalya}
Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.
Onbeşindeki kız ya erdedir, ya yerde.
Ortak atın beli kırık olur.
Otu çek köküne bak.
Oynayamayan gelin yerim dar dermiş
Ocağın yedisine, güvenme başkasına, ille de eşinin erkek kardeşine (güvenme!) (Zemheris ruvasa, numyendobi shvasa, ille de solis zmasa) (Sinem Gökdemir, 1985’li, Borçka-Camili (Macaheli), 24 Mayıs 2006)! “Para koynuna, karı (hanım) kayınına...“ (F. Dağdaş, Dodurgalar-Denizli)atasözü ile benzer anlamda...
Oğlan yer oyuna gider, çoban yer koyuna gider.
Ocaktır aşı pişiren, karıdır adamı şişiren (F. Dağdaş, 11.1982)!
Odun çatar kül almaz, inek sağar yağ almaz (F. Dağdaş, Mayıs 1980)! Işini tertipli yapmayan kişi hakkında kullanılır.
Oğlan babadan öğrenir koyun yüzmeyi, kız anadan öğrenir sofra düzmeyi… (Çankırı-Ilgaz-Aşağıdere köyünden 1930'lu İlyas İyigüngör'den nakleden oğlu 1965’li Harun İyigüngör'den naklen Said Dağdaş, 3.11.2011).
Oğlan babasından öğrenir yazı yazmayı, kız anasından öğrenir sokak gezmeyi..
Oğlan oyuna gitti, kız koyuna gitti (F. Dağdaş, 2.3.2003)! Yaşlanan ve yalnız kalan kişilerin halini anlatmak için kullanılır.
Oğlumun hasta oluşuna yanmam, huyunun değiştiğine yanarım! Önem vermemde, öncelik değişebilir anlamında (Kızılcahamam’lı 1981’li B. Yaman’dan naklen C. Yaman, Ulus-Bartın, 31.07.2007)...

Oğluna kız arayacağına, kızına yer ara (Fatmana Dağdaş,Dodurgalar-Denizli ): Önemli olan kızına iyi bir yuva kurmaktır.

Oldu olacak, kırıldı nacak! Seri gelmiş başa gelecek!.. Başa gelen musibetlerin fazlalığı vurgulanmaktadır (F. Dağdaş).

Orantına (orantene) göre pişir aşını, kocana göre bağla başını!.. (Kadın sohbetten ayrılmak istemiş. Diğerleri ise sohbet bitene kadar kalmasını talep etmişler. Kadın ise ayrılması gerektiğini bu atasözü ile özetlemiş. 1955 doğumlu ve Denizlili Perihan Hanımdan nakleden 1955 doğumlu Dodurgalı Ganime Ay'dan naklen Said Dağdaş, 26.07.2009.). “Kocana göre bağla başını, harcına göre pişir aşını!..” (Elveda Rumeli dizisinde Bedia Hanım'dan genç evli kadınlara yapılan nasihat.) atasözü ile benzer anlamda.

Orospunun torbası, viraneyi görene kadar (Şahistan Demirci, 1934’lü, Erzurum-Olur’lu,, 31.08.2003)!: Sözünde durmayan, yemininin hükmü olmayan zayıf şahsiyetleri tanımlamada kullanılır. Yandaki atasözü; evleneceği kadına içki içmeyi bırakacağını söyleyip evlendikten sonra bırakmayan, hanımına eziyet etmeye devam eden birini tanımlarken kullanıldı.

Otu çek, köküne bak (İlhami Turan, 1975’li, Malatya-Konak, 7.8.2005)! - Toplum içindeki değerine, soyuna, sopuna bak. Sonra karar ver anlamında. “O kim ki... Otu çek köküne bak! (Cemal Basri Gökşen-1961’li, Maraş-Andırın, 31.07.2003).

- Soy ara, köpek eniği ata atasözü ile benzer anlamda...
Otu çeker, köküne bakarlar...

Ö harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Öküz öleceği zaman bıçak çoğalır (22.12.2004, A. Vahap Özdemir, 1965’li, Elaziz’li): Fırsat geçince, olacak iş olmayınca görüş ortaya koyan, derde derman olmaya yeltenen çok olur anlamında...

Öküze boynuzu yük gelmez (22.01.2000, Fatmana Dağdaş): Kocasının evinden baba evine geldiğinde kızını teselli için söylenen ifade. Kendinden bir parçadır anlamında.

Öküzün yazın harmanda pislediği, kışın saman olarak önüne gelirmiş (1.11.2006, Kırıkkale’li Faruk TEZEL’den naklen Celil YAMAN, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! Geciktirilen, ihmal edilen işler mutlaka umulmadık, beklenmedik şartlarda karşımıza çıkar anlamında...

Yapılan kötü işin eninde sonunda, yapan kişiyi bulacağı anlamı da taşımaktadır.

Ölen inek sütlü olur (1950’li Ayşe Yaman’dan naklen Celil Yaman, 25.8.2007)! Kaybedilen mal, kıymete biner anlamındadır. “Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur!„ atasözü ile aynı anlamda.

Ölenlere Allah rahmet eylesin! Kalanlara sabr-ı cemiller versin!
Cümlemize de tedarikli olmayı nasib eylesin! Kendi yolunda ayaklarımızı sabit kılsın!.. Erzurum yöresinden alınan taziye duası (Erzurum-Oltu-İğdeli köyünden, 1955 doğumlu Abdülkerim Demirci’den naklen Said Dağdaş, 19 Mayıs 2010, Erzurum).

Ölmüş koyun, kurttan mı korkar (Mehmed BAZ, Dodurgalar-Denizli)?.. Hesabını vermeyecek işi olmayanın, gözü pek olur!
Ölü öldüğü günkü gibi yanılsa, gelin geldiği günkü gibi sevilse (F. Dağdaş, Dodurgalar-Denizli, Aralık 1984)!.. “Yeni senek suyu soğuk tutar!„ atasözü ile benzer anlamda...

Ömer diyecek dudak domarışından belli olur (F. Dağdaş, Dodurgalar-Denizli, 22.01.2000) Kişinin ne demek istediği ilk cümlelerinden anlaşılabilir.
Ön gürlüğü gelir geçer, Allah son gürlüğü versin (F. Dağdaş, Aralık 1979)!
Öz ağlar, göz de ağlar (Hacı Ömer Mengi, 1334’lü): Ağlama, içten gelir. İçtenlikten kaynaklanır (Dodurgalı, 18.07.2003).

P harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Padişah yasa sürer.
Padişahın bile arkasından kılıç sallarlar.
Palamut çok biterse kış erken olur.
Papaz her gün pilav yemez.
Para dediğin el kiri.
Para dediğin nedir ki? El kiri…

Gerektiğinde paranın bir değer ifade etmeyebileceğini veya etmemesi gerektiğini vurgulayan bir atasözü. “Para dediğin nedir ki? El kiri…Bugün var, yarın yok!..” (Kırıkkale-Delice’li, 1963'lü Hamid Erdal'dan naklen Said Dağdaş, 15.10.1999).

Para ile imanın kimde olduğu bilinmez.
Para isteme benden, buz gibi soğurum senden.
Para parayı çeker.
Param seni vereyim de mi düşman olayım, vermeyeyim de mi düşman olayım?.
Paran ucuz olursa sen pahalı olursun.
Paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak.
Paranın yüzü sıcaktır.
Parası ucuz olanın kendisi kıymetli olur.
Parayı domuzun boynuna takmışlar da Domuz Ağa! diye çağırmışlar.
Parayı veren düdüğü çalar.
Parayı zaptetmek deliyi zaptetmekten zor.
Pazar, ilk pazardır.
Pazar ilk pazardır.
Pazar körsüz kalmaz.
Pazarda herkes ambarındaki unu kadar konuşur.
Pazardır parayı kazanan! Koçyiğit, bağ beller (Ali Vehbi, 1331, s. 98)!“Pazu kuvvetiyle çalışmasından başka bir meziyet taşımayan insanlar, daima fakir kalmış ve kalmağa mahkum olmuşlardır. Bunun için “Pazardır parayı kazanan! Koçyiğit, bağ beller.„ atasözü dillerde dolaşır.„ (Ali Vehbi, 1331, s. 98).
Paça ıslanmadan balık tutulmaz.
Pek yaş olma, sıkılırsın; pek de kuru olma, kırılırsın.
Pekmezi küpten, kadını kökten al.
Perşembenin gelişi,çarşambadan bellidir.
Peynir ekmek, hazır yemek.
Pilav yiyen, kaşığı belinde gerek.
Pilav yiyen kaşığını yanında taşır.
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. 29 Ağustos 2010
Padişah yasağı üç gün sürer
Palamut çok biterse kış erken olur
Papaz her gün pilav yemez.
Paran çoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol.
Para hem cennete katar, hem cehenneme katar (Dodurgalı ve 1940'lı İsmet Emik'den naklen Said Dağdaş)!.. : “Para hem cennete, hem cehenneme katar„
Para ile imanın kimde olduğu bilinmez.
Para insana dil, elbise insana yol öğretir.
Parasız pazara, kefensiz mezara gidilmez.
Paraya nereye gidiyorsun demişler, çoğun olduğu yere demiş.
Pek yaş olma, sıkılırsın; pek de kuru olma, kırılırsın.
Perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir.
Pire itte (köpekte), bit yiğitte bulunur.
Pisboğaz ile boş boğaz, beladan kurtulmaz.
Paranla rezil olavağına ocakta yemek ol.

R harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Rahat ararsan mezarda.
Rakip ölsün de ne yüzden ölürse ölsün.
Ramazan bereketli aydır, ama duvardan giden kılıca sor.
Ramazanda yalan söyleyenin bayramda yüzü kara olsun.
Ramazanda yalan söyleyenin yüzü,bayramda kara olur.
Rağbet güzel ile zenginedir.
Rençber kırk yılda,tüccar kırk günde.
Rençper kırk yılda, tüccar kırk günde.
Rüzgar eken fırtına biçer.
Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz.
Rüzgara karşı tüküren,kendi yüzüne tükürür.
Rüzgara tüküren kendi yüzüne tükürür.
Rüzgarlı havanın kuytusu,yağmurlu havanın uykusu.
Rüzgarın önüne düşmeyen yorulur.
Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar.

S harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Sabah güneşi, sidiklinin üstüne doğarmış. İkindi güneşi de, güzelin üstüne... (1965 doğumlu Acıpayam-Dodurgalı Emine Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 7.3.2004).
Sabah ola,hayır ola.
Sabah sürçen, geceye dek sürçer.
Sabahtan karnını doyuran, küçükken evlenen aldanmamış.
Sabahın kızıllığı akşamı kış eder; akşamın kızıllığı sabahı güz eder.
Sabanın tutağına yapışan el aç kalmaz.
Sabreden derviş, muradına ermiş.
Sabreden derviş,muradına ermiş.
Sabreyle işine, hayır gelsin başına.
Sabrın sonu selamettir.
Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.
Sabır acıdır,meyvesi tatlıdır.
Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas.
Sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana; baba malı tez tükenir evlat gerek kazana.
Sade pirinç zerde olmaz,bal da gerek kazana;ata malı tez tükenir,evlat gerek kazana.
Sadık dost akrabadan yeğdir.
Safa ile yenen cefa ile kazanılır.
Sahipsiz eve it buyruk.
Sakla beni varken, bulunayım sana yokken.
Sakla samanı, gelir zamanı.
Sakınılan göze çöp batar.
Sana taşla vurana sen aşla vur.
Sana vereyim bir öğüt: Ununu elinle öğüt.
Sanat altın bileziktir.
Sanatı ustadan görmeyen öğrenmez.
Sanki benim mor sümbüllü bağım var! Zemheri ayında gül ister benden!.. (Erzurum-Oltu-İğdeli köyünden, 1992 doğumlu Burak Demirci’den naklen Said Dağdaş, 19 Mayıs 2010 ve 16 Aralık 2011, Erzurum). Bu ifade aynı zamanda, “Bilmem şu feleğin bende nesi var? Her vardığım yerde yar ister benden. Sanki benim mor sümbüllü bağım var? Zemheri ayında gül ister benden!” adlı Erzurum türküsünün dizeleridir.
Sarhoştan deli bile korkar.
Sarmısak içli dışlı, soğan yalnız başlı.
Sarmısağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.
Sarı altının olacağına sarı samanın olsun.
Sarığı sarar, sarar, ulamı yetiştiği yere sokarsın.
Satılık ziftin olsun, Selanik'ten kel gelir.
Sayılı günler tez geçer.
Sayılı koyunu kurt kapmaz.
Saç safadan, tırnak cefadan uzar.
Saç sefadan tırnak cefadan uzar.
Saçım ak mı, kara mı? Önüne düşünce görürsün.
Saçım ak mı kara mı?Önüne düşünce görürsün.
Sağ baş yastık istemez.
Sağlık varlıktan yeğdir.
Sağılır ineğin buzağısı kesilmez.
Sağır için iki kere kamet olmaz.
Sağır işitmez uydurur.
Sağırlar birbirini ağırlar.
Sebepsiz kuş bile uçmaz.
Sel gider kum kalır.
Sel ile gelen yel ile gider.
Selam para, kelam para.
Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa.
Sen bilirsin deyince kavga olmaz.
Sen bir garip Çingenesin, telli zurna nene gerek.
Sen doğru dur, eğri belasını bulur (K. Kılıçdaroğlu, 30.8.2010, Hürriyet)! “Babamın şu lafı hiç gitmez kulağımdan: “Sen doğru dur, eğri belasını bulur!” (K. Kılıçdaroğlu’ndan nakleden Ayşe Arman'dan naklen Said Dağdaş, Hürriyet, Sanat, 30.8.2010).
Sen işlersen mal işler, insan öyle genişler.
Sen işten korkma, iş senden korksun.
Sen kazan da düşmana kalsın.
Sen olursan bensiz, ben de olurum sensiz.
Sen sen, ben ben.
Senden devletli ile ortak olma.
Senden çıkmış bir kada imdada.
Senet, kefilden sorulur (Said Dağdaş, 18.01.2011)! Bir başarsızlık durumunda bunun hesabı sadece başarısız olandan değil, ilgili kurumdan/kişiden/kefilden de sorulur.
Serkeş öküz soluğu kasap dükkanında alır.
Sermayen bir yumurta ise taşa çal.
Serçeden korkan darı ekmez.
Serçeye çubuk beredir.
Sev beni, seveyim seni.
Sev seni seveni hak ile yeksan ise, sevme seni sevmeyeni Mısır'a sultan ise.
Sevda geçer yalan olur, sonra sokar yılan olur.
Sevenin kuluyum , sevmeyenin sultanı.
Sevip dostuna, boşanıp kocana varma.
Seyrek git sen dostuna, kalksın ayak üstüne.
Sıkısız tüfek, patlamaz! Bir konuda birikimi olan gerektiğinde birikimini yansıtır. Olmayan ise, sıkısız tüfek gibi işlevsizdir (1929’lu Mehmed Baz’dan naklen Said Dağdaş, 13.08.2011, Denizli).
Sırtımdaki sırtımda, teknedeki karnımda! Hazırlığımızı tamamladık. Herşeyimiz hazır anlamında... (Antalya’lı Ayşe Çark Hanımdan nakleden Mehmed Ali Şener’den naklen Said Dağdaş, 1.1.2012).
Sine sine gezer, sineği boynundan üzer (ezer) (Ordu-Aybastı-Pelitözü Kasabasından, 1945'li Emine Ufuk'dan naklen Said Dağdaş, Leverkusen, 1.11.2008)! (Usul usul gezer, yerin damarını büzer! (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Denizli) atasözü ile eş anlamlı... Not: Üzmek: Sündürmek, sündürüp koparmak...
Sinek küçüktür ama mide bulandırır.
Sinek pekmezciyi tanır.
Sirkesini, sarmısağını sayan paçayı yiyemez.
Sittei Sevir, kapıyı çevir.
Siyah inekten beyaz süt sağılır.
Sofu soğan yemez, bulunca sapını komaz.
Sokma kuyruk, üç adım gider (Giresun-Görele-Dayılı köyünden Halil Keleş'den naklen Orman Müh. Cezmi Keleş, 16.4.2009)!
Son gülen iyi güler.
Son pişmanlık fayda vermez.
Sona kalan dona kalır.
Sona kalan donakalır.
Sonradan gelen devlet devlet değildir.
Sonradan gelenin evi uç, tarlası kıraç olur.
Sonradan imam olanın camiye sığmaz sesi; sonradan kadın olanın hamama sığmaz.
Sora sora Bağdat bulunur.
Soran yanılmamış.
Sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir.
Soy asma, soyuna çeker.
Soydur çeker, ,.
Soyunu sorma! Konuşuşundan belli olur (F. Dağdaş, Mart 1980)!.. Kişinin niteliğini anlamada, konuşması iyi bir göstergedir anlamında…
Soğuk; kırk kat keçe, ben ondan geçe; bir kat deri, ben ondan geri demiş.
Su akarken testiyi doldurmalı.
Su aktığı yere akar.
Su başından kesilir.
Su bulanmayınca durulmaz.
Su bulununca teyemmüm bozulur.
Su içene yılan bile dokunmaz.
Su küçüğün, sofra büyüğün.
Su testisi su yolunda kırılır.
Su uyur, düşman uyumaz.
Sus küçüğün, söz büyüğün.
Suyu getiren de bir, testiyi kıran da.
Suyu havana koy, döv döv yine su.
Suçu gelin etmişler, kimse güvey girmemiş.
Söyleyenden dinleyen arif gerek.
Söyleyene bakma, söyletene bak.
Söz ağızdan çıkar.
Söz biliyorsan söyle, inansınlar; bilmiyorsan söyleme, seni bir adam sansınlar.
Söz dediğin yaş deridir, nereye çekersen oraya gider.
Söz gümüşse sükut altındır.
Söz var, dağa çıkarır; söz var, dağdan indirir.
Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir.
Söz verme, verdinse dönme.
Sözü söyle alana, kulağında kalana.
Sözünü bil, pişir; ağzını der, devşir.
Sükut ikrardan gelir.
Sür git dememişler, gör geç demişler.
Sürüden ayrılanı kurt kapar.
Sütle giren huy, canla çıkar.
Sütlüyü sürüden çıkarmazlar.
Sütsüz koyun meleğen olur.
Sütten ağzı yanan, ayranı üfleyerek içer.
Sıcağa kar mı dayanır?.
Sık gidersen dostuna, yatar arka üstüne.
Sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.
Sıtma ben tuttuğumu kırk yıl sonra tanırım demiş.
Sıçan geçer yol bulur.
Sıçan çıktığı deliği bilir.
Sıçana rakı içirmişler, kediye meydan okumuş.
Sıçılacak ağız göte yakın gelir.
Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.
Sabreden derviş muradına ermiş.
Sacım düzen buldu hamurum tükendi, evim düzen buldu ömrüm tükendi (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş,1977): “Ocak düzen buldu, hamur bitti. Ev düzen buldu, ömür bitti.„ atasözü ile aynı anlamda… Gölhisar ve Acıpayam komşu ilçelerdir. Bu nedenle birbirine çok yakın kullanımda iki atasözüdür. http://golhisarhem.meb.gov.tr/kitap/yerelsozler.htm
Saç kızar, hamur biter! İş düzelir, ömür biter! (1935’li Müjgan Duran’dan naklen, 1970’li Ahmed Duran’dan naklen Said Dağdaş, 22.8.2009):
Saç kıvamını bulur hamur tükenir, yaş kıvamını bulur ömür tükenir! derler (Ali Vehbi, 1331, s. 213): “Sacım düzen buldu hamurum tükendi, evim düzen buldu ömrüm tükendi (Fatmana Dağdaş, 1977)„ atasözü ile aynı anlamdadır.
Saç sefadan, tırnak cefadan uzar.
Sakalda keramet olsa, keçi şeyhlik ederdi.
Sakınan göze çöp batar.
Sakla samanı, gelir zamanı, altı karış kar yağdı kiraz zamanı. Sattım samanı, yaptırdım bu hanı... (Çankırı-Ilgaz'lı İsmail Demirci'den naklen Said Dağdaş, 17.3.2011). Tedbirli olmayı öğütleyen veciz bir atasözü.
Sakla samanı, gelir zamanı, altı karış kar yağdı kara kiraz zamanı (Çankırı-Ilgaz-Aşağıdere'li 1965'li Harun İyigüngör'den naklen Said Dağdaş, 3.11.2011). Daima tedbirli olmayı öğütleyen veciz bir atasözü.
Sallanır çamın kozağı, inekten doğar buzağı...: Babayiğit insanı doğuran hanımı, anayı tarifte kullanılır. "Gelinimiz yargınlı, boşuna dememişler... Sallanır çamın kozağı inekten doğar buzağı diye" (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Dodurgalar Kasabası, 20.04.2000).
Saman elinse samanlıkta mı elin?
Samanın iyisini Mart’a sakla, saklamazsan ala dananın derisini ardakoy (1969’lu, Gülümser Yalın'dan naklen Said Dağdaş, Çiller Köyü-Nallıhan, 27.3.2009)!:İktisatlı ve tedbirli olmanın önemini anlatan bir atasözü.
Sanat altın bileziktir.
Sarı saman, sarı liradır derler… Çankırı-Ilgaz-Aşağıdere köyünden, 1965'li Harun İyigüngör'den naklen Said Dağdaş, 3.11.2011). Bolluğunda bir kıymet taşımayan mal, talep arttığında kıymete biner. Bu nedenle tedbirli olmak ve bunun sonunda kazanç elde etmek mümkündür anlamında bir atasözü.
Sayılı koyunu kurt kapmaz.
Sen hot ben hot, kim dökecek koca öküze ot. {Burdur yöresinden; Evde kavga edip küsülü olan karı kocadan, ahırda aç kalan öküzler için kadının kocasına söylediği söz. Rahmetli anneannem Emine Çoban (Burdur, Eskiyere Köyü) anlatmıştı. Ekleyen: Cengiz Özdemir, 26 Nisan 2008 Antalya}
Sen işlersen mal işler, insan böyle genişler.
Sen kendini övme el seni övsün.
Sen seversen oğlunu, o da sever oğlunu.
Sepetteki karnıma, sandıktaki sırtıma.
Sev beni, seveyim seni
Sıpalı eşek, deste bozar (Kızılcahamam’lı bir kişiden naklen Celil YAMAN, 24.05.2006): “Çıkıntılık yapmak!„ benzeri, bir toplantının verimini bozacak şekilde konu ve kapsam dışına çıkmak, vb. aykırılıkları tanımlamada kullanılır.
Sırça köşkte oturuyorsan, komşuna taş atma (Adanalı Fatih Kaya’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu, 13.05.2008)!
Soğan diktim soğan çıktı, samsak (sarımsak) diktim samsak çıktı, cinsine koyduğum cinsine çekti (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş):
Soğuk su, sıcak aş diş düşmanı, genç avrat koca herifin baş düşmanı.
Sokma akılla ancak dokuz adım gidilir (Mustafa Özel, Yeni Şafak, s. 22, Nisan 2007)!
Sopayı yiyen eşek, atı geçer.
Soy ara... Köpek eniği ara (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1980)!:
Soydur çeker, huydur geçer.
Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi; bilmez ki sorsun, bilse sorardı.
Söyle söyle o söz, doku doku o bez (Sadık Çelik'den naklen Said Dağdaş, 10.04.2007, Ankara)
Söyle arkadaşını söyleyeyim sana seni.
Söyleme dostuna, o da söyler dostuna. Bir gün olur kül basarlar postuna.
Söylemeyen ağız, söyleyen ağzı yorar.
Söz büyüğün sus küçüğün.
Söz gümüş ise sükût altındır.
Söz var insanı yola getirir, söz var insanı yoldan çıkartır.
Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir.
Su akar yatağını bulur.
Su akarken küpünü doldurur.
Su akmayınca durulmaz.
Su bulanmayınca durulmaz.
Su testisi su yolunda kırılır.
Su, ateş, Türk… Bu üçünden de ürk! (Gaziantep’li İhsan Biler'den naklen Said Dağdaş, 23.07.2002)
Suç gelin olsa güvey bulunmaz.
Süprüntüyü yığmışlar, dağ oldum sanmış! Türk ata binmiş, bey oldum sanmış!.. (Fatmana Dağdaş'dan naklen oğlu Said Dağdaş, 1980): 50-60 sene öncesine kadar köylerde ağalık düzeni varken ağa ve sülalesi dışındaki halka Türk denilmekte imiş. Ağalara atfen söylenmiş olan bu sözde, halk hakir görülmektedir. O dönemi yansıtan bir anlayışın ürünü olarak ortaya çıkmış bir atasözüdür (Fatmana Dağdaş’dan alınan bilgi.).

Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.

Ş harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Şahin gözünü ette açmış; karga gözünü bokta açmış.
Şahin ile deve avlanmaz.
Şahin küçük, et yer; deve büyük, ot yer.
Şahin küçük et yer,deve büyük ot yer.
Şahin küçüktür ama koca turnayı havadan indirir.
Şakanın sonu kakadır.
Şap ile şeker bir değil.
Şaraptan bozma sirke keskin olur.
Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar.
Şaşkın ördek başını bırakır,kıçından dalar.
Şecaat arz ederken merdikıptı sirkatin söyler.
Şer işi uzat hayra dönsün, hayır işi uzatma şerre dönmesin.
Şer işi uzat hayra dönsün,hayır işi uzatma şerre dönmesin.
Şeriatın kestiği parmak acımaz.
Şeyh uçmaz, müridi uçurur.
Şeytan adamı kandırır, ama suyunu ısıtıvermez.
Şeytanla kabak ekenin kabak başına patlar.
Şeytanla ortak buğday eken samanını alır.
Şeytanın dostluğu darağacına kadardır.
Şimşek çakmadan gök gürlemez.
Şubatın sonundan, martın onundan kork.
Şöhret afettir.
Şöhret felakettir.
Şık şık eden nalçadır, iş bitiren akçadır.
Şahin ile deve avlanmaz
Şahin küçük et yer, deve büyük ot yer.
Şapkası dar gelen, başım büyük sanır.
Şaraptan bozma sirke keskin olur.
Şaşkın ördek kıçın kıçın dalarmış.
Şaşkın ördek, tersten dalar.
Şaşkın ördek, suya kıçından dalarmış!.. : Ne yapılacağı konusunda çok yeterli olunmadığı zamanlarda yaşanan şaşkınlığı ve izlenebilecek yanlış yolları tarif için kullanılır (Çankırılı Elho’dan nakleden Ahmed KINDAP’tan naklen Celil Yaman'dan Said Dağdaş, Ankara, 7.2.2006).
Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar.
Şer işi uzat hayra dönsün, hayır işi uzatma şerre dönmesin.
Şeriatın kestiği parmak acımaz
Şeytan körün gözünde, topalın dizinde olur (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Aralık 1980):
Şeytanla ortak buğday eken samanını alır.
Şeytanla saman eken, sapını alır.
Şimşek çakmadan gök gürlemez.
Şeytanın işine gelirse, Kurandan bahseder.

T harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Tabak mısın, it bokuna muhtaçsın.
Tabak sevdiği deriyi yerden yere çalar.
Tabak sevdiği deriyi yerden yere çarpar.
Tabancanın dolusu bir kişiyi korkutur, boşu kırk kişiyi.
Tabağa sorarsan dünyada fena koku olmaz.
Takım çalışır, el övünür! "Alet işler, el övünür!" atasözü ile eş anlamlı. 1964’lü İlhan Çimen’den naklen S. Dağdaş, Akyurt-Ankara (25 Mart 2006).
Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar.
Tamah varken müflis acından ölmez.
Tamahkârlar için yenilgi ders olmaz! (Sultan Baybars’ın konuşmasından naklen S. Dağdaş, Kanal D, 19.08.2011).
Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır.
Tandır başında bağ dikmek kolaydır.
Tanrı biler, kim kazanır kim yer? (S. Kusekenani'den naklen S. Dağdaş, 6.6.1999)
Tarhana kaşığıyla, her iş yakışığıyla (Fatmana Dağdaş): «Yolu yordamı, ormanı balta ile…» atasözü ile aynı anlamda.
Tarla çayırda, bağ bayırda.
Tarla çayırda,bağ bayırda.
Tarlada izi olmayanın harmanında yüzü olmaz.
Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın.
Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün başlısı.
Tarlayı düz al, kadını kız al.
Tarlayı koçan zaptetmez, saban zapteder.
Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden.
Tas, yere düşmeden çanlamaz.
Taş başında bir gömlek, saç başında bir ekmek, dünyada gezenim yok, ahirette mezarım yok (Nuruz anadan (Nevruz Mak) F. Dağdaş, 8.4.2000): Çoru çocuğu olmayan Nuruz ananın içini döktüğü anda söylediği sözler. Giyecek yümek için kullanılan taşın üstünde yıkanacak bir gömleğim var.... başka hiçbir şeyim yok anlamında kahır kokan bir ifade.
Taş, yerinde ağırdır.
Taş da elimde, kuş da elimde… (Mehmed Bala, 1941’li, Bala, Büyük Sasa, 21.02.2002).
Taşla varana aşla (aş ile) var! Düşmanlığı devam ettirme. Öfkeli olma! İşin oluruna git! anlamında (Ayşe ŞENER, Akseki-Kuyucak, 15.01.2005)
Tatarın kılavuza ihtiyacı yok.
Tatlı tatlı yemenin acı acı geğirmesi olur.
Tatlı ye, tatlı söyle.
Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin.
Tavas oğlunun katırı, ne sarsan götürü (r) (F. Dağdaş, Nisan 1980)! Bir kötülüğe karşılık vermeme, sabır etme durumunun ifadesi.
Tavuk gelen yerden yumurta esirgenmez.
Tavuk kaza bakmış da kıçını yırtmış.
Tavuğun sadakası bir yumurta.
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
Tavşan dağda, suyu ateşte.
Tavşanı tazı tutar, çalımı avcı satar.
Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur.
Taze bardağın suyu soğuk olur.
Taş altında olmasın da dağ ardında olsun.
Taş düştüğü yerde ağırdır.
Taş taşa söykenir.
Taş çömleğe çarparsa vay çömleğin haline, çömlek taşa çarparsa yine vay çömleğin.
Taşı ısıramayanın öpmesi gerekir.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Tebdil-i mekanda ferahlık vardır.
Tebdili mekanda ferahlık var.
Tedariksiz aptes bozmaya oturan, domalı domalı taş arar.
Tedbirde kusur koyup takdire bahane bulma! (Emel İlter, 1962’li, Ankara, 18.12.2002): Tedbirini almadan Allah’ın takdirine bahane arama. Tedbirde kusur koyup takdirde bahane arama!
Tek kanatla kuş uçmaz.
Teke eti ilaç olur, keçi eti yel olur.
Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
Tekkeyi bekleyen, çorbasını içer (Fatmana Dağdaş): Mesela tarla icarlayan, aldığı mahsulden faydalanır. İstifade eder.
Tembele iş buyur sana akıl ögretsin.
Tembele kapını ört demişler, yel eser örter demiş.
Tembelliğin hatırı için yoksulluğa katlanıyorum! (Tembel avuntusu... Tembelliğin hatırını kıramıyorum, bu nedenle yoksulluğa devam!..." anlamında bir kullanım.) (Artvin-Şavşat-Meydancık-Demirci köyünden 1896'lı Yuusf Demir'den nakleden Mehmed Demir'den naklen Said Dağdaş, 26.07.2011).
Temeğin ağzına gelen b.k geri götürülmez! Ne söyleyeceksen söyle. Açık konuş! anlamında. “Temeğin ağına gelen b.k geri götürülmez! Ne söyleyeceksen söyle!” (Tokat-Zile-Küçüközlü Köyünden Ceyhun Ceylan’dan naklen Said Dağdaş, 2.8.2009).
Temel taşı temelde, köşe taşı köşede gerek.
Temiz iş altı ayda çıkar.
Tencere demiş, dibim altın.
Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.
Terazi var, tartı var; her bir şeyin vakti var.
Tereciye tere satılmaz.
Terzi kendi söküğünü dikemez.
Terziye dinlen demişler, ayağa kalkmış.
Terziye göç demişler, ignem başımda demiş.
Tevekkelin gemisi batmaz.
Tevekküllünün (tevekilin) danasını kurt yemez (Fatmana Dağdaş, 13.02.2000): Tedbirini alıp Allah’a tevekkül edilirse mala zarar gelmez anlamında bir atasözü.
Teyze, ana yarısıdır.
Teyzemin taşağı olsa dayım olurdu.
Teşbihte hata olmaz.
Tez olsun, kız olsun! (Ankara-Bala ilçesi Belçarsak köyünden Orhan Vural'dan nakleden Said Dağdaş, 19.03.2011). Herhangi bir işin sonucunu en kısa zamanda görmenin önemli olduğunu anlatmak için kullanılır.
Tırpan keser, kol övünür, at kaçar yiğit övünür (Necmeddin ARAS)! N. ARAS, 1960 doğumlu, Kars-Sarıkamış’lıdır. 8.10.2003.
Ticaretin yemini olmaz!
Tilki benim için demem ama üzümsüz bağın kökü kurusun demiş.
Tilki: «Ben benim için demem ama, bağlar üzümsüz yakışmaz!» demiş (Mehmed Baz, 11.09.2010, Yukarı Dodurga)! Bir iş usülünce yapılmadığı, hazırlıklı olunmadığı zaman söylenir.

Her işin usulunce yapılması gerektiğinde kullanılır.

Tilki öleceği gün kırda bulunurmuş (Mehmed Baz, Y. Dodurga):
Tilki rençberlik yapacakmış, ikindinin sıcağından korkmuş da vazgeçmiş... Tavuk tutmayı tercih etmiş (Lütfi Emik’den naklen Said Dağdaş, 15.7.2003)! Yazın en sıcak günlerinde, sıcaklığın hala şiddetini koruduğu ve zarar verebileceği öğle vaktinin ikindiye yakın zamanının adı. Atasözü de, bu zaman diliminin sıcaklığını ve korunmak lazım geldiğini ifade eder.
Tilki tilkiliğini anlatıncaya kadar post elden gider.
Tilkinin dönüp geleceği yer, kürkçü dükkanıdır.
Tilkiye sormuşlar: Kızarmış tavuk yer misin? Gülmekten cevap verememiş (Bartın-Ulusl’lu, 1979’lu Celil Yaman'dan nakleden Said Dağdaş, 7.1.2011)... “Gelen meşru fırsat kaçırılmaz. Kaçırılmamalı.„ anlamında.
Tilkiye tavuk kebabı yer misin demişler; adamın güleceğini getiriyorsunuz demiş.
Tohum, tarlada biter! (Ankara-Bala ilçesi Belçarsak köyünden Orhan Vural'dan naklen Said Dağdaş, 19.03.2011). Çocuğun gelişiminde ve ırsi olarak taşıdığı vasıflarda ananın önemli bir ölçüt olduğunu ima için kullanılır. "Adamın yiğitliği, dayısından belli olur!" atasözü ile benzer anlamda...
Tok, acın halinden bilmez.
Tok, acın halinden ne anlar? İhtiyacı olanın halini, tok çoğu kez bilemez (Said Dağdaş, 2011).
Tok ağırlaması güçtür.
Tok iken yemek yiyen, mezarını dişiyle kazar.
Tokmağı baş kazık yer.
Top otu beylikten olunca güllesi Bağdat'a gider.
Topalla gezen, aksamak öğrenir.
Topalla gezen aksamayı öğrenir (Resul Tosun ): “Kır atın yanında duran, ya huyundan ya tüyünden” atasözü ile eş anlamlı.
Toplum içinde eşeğin kuyruğunu kesme, mahna veren çok olur (Nevşehirli İlhan Arısoy’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)! Kızgınlıkla, öfkeyle açıkça uygunsuz iş işleme, yapma, ayıplanırsın! anlamında. Mahna vermek deyimi; ayıplamak, kusur bulmak anlamındadır.

Gizli, mahrem, toplum içinde yapılmaması gereken şeyleri yapmamamız gerekir ki ayıplanmayalım, kusurlu görülmeyelim.

Toprağa kıymet biçilmez ! Toprağa kıymet biçilmez. O ayrı konu da (M. Emin Traş, Antalya’lı, 70 yaşında, 23.07.2008)…
Toprağı işleyen, ekmeği dişler.
Toprak alan kaybetmez !(M. Emin Traş, Antalya-Korkuteli, 70 yaşında, 23.07.2008).
Turpun sıkından seyreği iyidir.
Tutulan sakal yolunur.
Tutulmayan uğru, beyden doğru.
Tuz ekmek hakkını bilmeyen kör olur.
Tükendi söz, karaldı köz, kalkın gidin, yatacağız biz… Hamid Erdal, 25.2.2000, Kırıkkale, Delice-Hacıobası köyünden.
Türk karır, kılıcı karımaz.
Türk milleti pazarlıkta utanır, kavga etmekte utanmaz (23.07.2008, Emin Traş, Antalya’lı, 70 yaşında)! “Türk milleti pazarlıkta utanır, kavga etmekte utanmaz! Pazarlığınızı baştan yapın. İşinizi baştan halledin”.
Türk'ün aklı gözünde.
Türk'ün aklı sonradan gelir.
Türk'ün aklı ya kaçarken yada sıçarken gelir.
Türk’ün çocuğu bir iki, gerisi tasa yükü (24.01.2000, F. Dağdaş):
Türk’ün çocuğu dört, gerisi dert (Hacı Hatıpların H. Ay’dan F.Dağdaş):
Türk’ün çocuğu üç, gerisi güç (Hacı Hatıpların Hasibe Ay’dan F. Dağdaş):
Tütünsüz kahve, imansız Türk’e benzer (Hakan Albayrak, 14.04.2008, Yeni Şafak, s. 2).)! … Boşnaklar der ki: “Tütünsüz kahve, imansız Türk’e benzer.„ Tütünsüz kahvehane kültürü olmaz… (14.4.2008, Yeni Şafak, s.2).

Tırnağın varsa başını kaşı.
Tabancanın dolusu bir kişiyi, boşu kırk kişiyi korkutur.
Tandır başında bağ dikmek kolaydır.
Tartılırsan denginle tartıl.
Tasa doyurur, acı acıktırır.
Taş başında bir gömlek, saç başında bir ekmek, dünyada gezenim yok, ahirette mezarım yok (Nuruz anadan (Nevruz Mak) F. Dağdaş, 8.4.2000):
Taş yerinde ağırdır.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Taşla varana aşla (aş ile) var! : Düşmanlığı devam ettirme. Öfkeli olma! İşin oluruna git! anlamında (Ayşe ŞENER, Akseki-Kuyucak, 15.01.2005)
Tatlı söz (dil) yılanı deliğinden çıkarır.
Tavşan (Fare) dağa küsmüş dağın haberi olmamış.
Tedbirde kusur koyup takdire bahane bulma! (1962’li Emel İlter'den naklen Said Dağdaş,Ankara, 18.12.2002): Tedbirini almadan Allah’ın takdirine bahane arama...
Tekkeyi bekleyen, çorbayı içer.
Tembele iş buyur sana akıl öğretsin.
Tereciye tere satılmaz.
Tırnağın varsa başını kaşı.
Tırnağın varsa kaşın, yoksa düşün.
Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır.
Tok açın halinden anlamaz.
Tok ağırlaması güçtür.
Topalla gezen aksama öğrenir.
Toplum içinde eşeğin kuyruğunu kesme, mahna veren çok olur (Nevşehirli İlhan Arısoy’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!: Kızgınlıkla, öfkeyle açıkça uygunsuz iş işleme, yapma, ayıplanırsın! anlamında. Mahna vermek deyimi; ayıplamak, kusur bulmak anlamındadır.
Türk milleti pazarlıkta utanır, kavga etmekte utanmaz (23.07.2008, Emin Traş, Antalya’lı, 70 yaşında)!
Taşa çıkan keçinin Ağaca çıkan tekesi olur. ( Ailede anne-baba ne yaparsa çocuklarda aynısı,hatta daha ileri seviyedekini, yapar.

U harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Ucuz etin yahnisi tatsız olur.
Ucuzdur vardır bir illeti,pahalıdır vardır bir hikmeti.
Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti.
Ulu sözü dinlemeyen, uluyakalır.
Ulu sözü dinlemeyen uluyakalır.
Ulular köprü olsa basıp geçme.
Ulularla havuç ekenin yoğunu götüne gider.
Ulumasını bilmeyen köpek, ağıla kurt düşürür (Kütahya-Simav-Ortaca köyünden 1962’li Mevlüt Bol’dan naklen Said Dağdaş, 10.2.2010)! Yerinde konuşmasını bilmeyen kişi, faydadan çok zarar verir anlamında. “Kaş yapayım derken göz çıkarmak„ deyimi de yakın anlamdadır.
Ummadığın taş baş yarar.
Umut, fakirin ekmeğidir.
Umut fakirin ekmeğidir.
Umut kalacağına, emek kalsın! (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş)
Una dökülen yağın zararı yok.
Ununu elemiş eleğini duvara asmış.
Ustanın çekici bin altın.
Utanma pazar, dostluğu bozar.
Uyku, uykunun mayasıdır.
Uyku ölümün kardeşidir.
Uyuyan yılanın kuyruğuna basma.
Uzak yerin salığını kervan getirir.
Uzaktan davulun sesi hoş gelir.
Ucuna bak bezini al, anasına bak kızını al.
Ucuzdur vardır bir illeti, pahalıdır vardır bir hikmeti.
Ulu sözü dinlemeyen uluya kalır.
Ulular köprü olsa basıp geçme.
Ummadığın taş baş yarar.
Umut fakirin ekmeğidir.
Unu yok, ünü var (Ünü var, unu yok !) "Adı batasıca. Ünü var, unu yok!" (Elif Erçelik, Dodurgalı, 26.07.2003). Sadece adı var, ama adına uygun iş görmez anlamında...
Urbası yaldırar, karnı gıldırar (Ganime Ay, 1955’li, Acıpayam-Dodurgalı ve Corum'lu, Eylül 1983)!
Ustanın çekici bin altın.
Ustayı konuşturan, malzemesidir! (Meydancık, Şavşat-ARTVİN'li, 1966’lı Yavuz AYDEMİR'den naklen Said Dağdaş,25 Mart 2006). Dilimizde “Alet işler el övünür, talih işler kul övünür“ diye bir söz var. Bu sözün alet bahsinde tuttuğu yer günümüzde alabildiğine genişliyor (Mustafa Kutlu, 3.5.2006, Yeni Şafak, s. 15).
Usul usul gezer, yerin damarını büzer (Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Denizli, Ağustos 1985)! Sine sine gezer, sineği boynundan üzer (ezer) (Ordu-Aybastı-Pelitözü Kasabasından, 1945'li Emine Ufuk'dan naklen Said Dağdaş, Leverkusen, 1.11.2008)! atasözü ile eş anlamlı...
Uşağı işe koş, sende ardına düş.
Uyku kırk kantar! Uyudukça artar!.. (Mehmed Zahid Kotku’dan nakleden Esad Coşan’dan naklen 1955 doğumlu Dodurgalı Ganime Ay, 26.07.2009). Uykunun ağırlığına aldanmamak gerektiğini hatırlatan bir atasözü. “Mide kırk ambar yedikçe yutar, uyku kırk kantar uyudukça artar” şeklinde de bir değişik kullanımı da yaygındır (Acıpayam-Dodurgalı Said Dağdaş).
Uyku ölümün kardeşidir.
Uyuyan yılanın kuyruğuna basılmaz.
Uzaktan davulun sesi hoş gelir.
Uyur ardında uyanık çoktur (F. Dağdaş, Eylül 1985)!
Uyuz çepişin kendi gittiğine yanmam,başında götürdüğü çilbirine yanarım(Burdur-Gölhisar)!
Uzayan dal bizden olsun! (Ankara-Kalecik'li Yusuf Sılay'dan naklen Said Dağdaş, 1996): Başarıya ulaşan; yakınlarımızdan, milletimizden olsun anlamında. Bu atasözü, bazı yörelerde “Uzayan kol bizden olsun!” şeklinde de kullanılmaktadır. “Uzayan kol bizden Senirkent’ten Senirkentli’den olsun” (Bal, 2010, s. 2). Ancak kol uzamaz, dal uzar. Mecazi anlamda da olsa, atasözünü “dal” ismi ile birlikte kullanmak daha uygun görünmektedir.
Uz duran çok yaşar

Ü harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Ürümesini bilmeyen it, sürüye kurt getirir.
Ürümesini bilmeyen köpek , sürüye kurt getirir.
Ürüyen köpek, ısırmaz.
Üveye etme, özünde bulursun; geline etme, kızında bulursun.
Üzüm üzüme baka baka kararır.
Üzümün ye de bağını sorma.
Üzümün çöpü var,armudun sapı.
Üzümüye de bağını sorma.
Üç elli, yaz belli.
Üç elli,yaz belli.
Üç göç, bir yangın yerini tutar.
Üç göç,bir yangının yerini tutar.
Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur.
Üçlenmemiş eken, olmamış biçer.
Üşenenin oğlu, kızı olmamış.
Üç elli, yaz belli
Üç göç, bir yangının yerini tutar.
Ünü var, unu yok! "Adı batasıca. Ünü var, unu yok!" (E. Erçelik, Dodurgalı, 26.07.2003). Sadece adı var, ama adına uygun iş görmez anlamında...
Ürkütme kurbağayı, yiğit edersin.
Ürümesini bilmeyen it, sürüye getirir kurt.
Üşenenin oğlu, kızı olmamış.
Üveye etme özünde bulursun, geline etme kızında bulursun.
Üzerine laf düşmedikçe uyu.
Üzüm zamanı, it aç kalmaz (H. Erdal, Kırıkkkale-Kalecik, 5.10.2003)!Mevsiminde, bol zamanında isteyen, istediği malzemeyi bulur.
Üzüm üzüme baka baka kararır.
Üzümün çöpü var, armudun sapı.
Üzümün çöpünü, armudun sapını.
Üzümünü ye, bağını sorma.

V harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Vakit, nakittir.
Vakit nakittir.
Vakitsiz öten horozun başını keserler.
Var eli titremez.
Var evi kerem evi, yok evi verem evi.
Var varlatır, yok söyletir.
Vardı bağım malım, gelirdi kardeşlerim; tükendi yağım balım, gelmiyor kardeşlerim.
Vardığın yer körse gözünü kapa.
Varsa hünerin, var her yerde yerin; yoksa hünerin, var her yerde yerin.
Varsa hünerin,her yerde vardır yerin.
Varsa pulun, herkes kulun; yoksa pulun, dardır yolun.
Varsa pulun,herkes kulun;yoksa pulun dardır yolun.
Varını veren utanmamış.
Varışına gelişim, tarhana aşına bulgur aşım.
Vasiyet ölüm getirmez.
Ver elindeki sapı, git dolan kapı kapı.
Ver yiğidi yiğide, Mevla rızkını yetire.
Veren el,alandan üstündür.
Veren eli herkes öper.
Veren eli kimse kesmez.
Veresiye şarap içen, iki kez sarhoş olur.
Verip pişman olmaktan, vermeyip düşman olmak yeğdir.
Verirsen doyur, vurursan duyur.
Verirsen doyur,vurursan duyur.
Verirsen veresiye, batarsın karasuya.
Vakitsiz açan gül tez solar ((Bölge ağzı, Ufuk Takvimi, 14.12.2001):
Varış olur geliş, tarhanaya bulgur salış (F. Dağdaş, Şubat 1980)!İnsanlar arası ilişkilerde mütekabiliyet kuralı esastır!, iş karşılıklı olur! anlamındadır. «Gelişe göre varış, tarhanaya bulgur salış…»
Varma muannidin üstüne, yiğit edersin (Fatmana Dağdaş): Üzerine gitme artık. Haksız duruma düşeceksin anlamında. “...İnsan düştükçe, üstün olduğu zannı artar. O da öyledir. ”
Var mı pulun, cümle alem kulun. Yok mu pulun, cehennemdir yolun… Para her kapıyı açar (F. Dağdaş, Mayıs 1980)...
Ver Şaban’a!. Gitmez yabana (F. Dağdaş, 29.11.2000)!: Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez! anlamında bir atalar sözü.
Ver Şaban’a!. Gitmez yabana demiş adam…
Vereyim denen mal, murdar olur (F. Dağdaş, Aralık 1979)!
Verme malını veresiye, salıverme kuşunu gelesiye ! İsparta-Uluborlu ilçesi ve yöresinden (Demirdal, 1968, s. 574).
Vermeyince Mabut, ne yapsın Mahmut?.
Vuran mı yiğit, vur diyen mi? Vur diyen.
Vurmak da yiğitlik, kaçmak da.
Vücut kocar,gönül kocamaz.
Vakit nakittir.
Vakitsiz açılan (açan) gül çabuk solar.
Vakitsiz açan gül tez solar ((Bölge ağzı, Ufuk Takvimi, 14.12.2001)
Vakitsiz öten horozun başını keserler.
Var evi, kerem evi; yok evi, verem evi.
Var ne bilsin yokun halinden.
Varda topu gibi yatsıda patlar.
Vardan, yoktan anlamaz.
Varış olur geliş, tarhanaya bulgur salış (F. Dağdaş, Şubat 1980)! İnsanlar arası ilişkilerde mütekabiliyet kuralı esastır!, iş karşılıklı olur! anlamındadır.
Varsa eşin rahattır başın, yoksa eşin zordur işin.
Varsa hünerin, her yerde vardır yerin.
Varsa pulun, herkes kulun; yoksa pulun dardır yolun.
Venedik'ten tiryâk (panzehir) gelinceye kadar, Mısır'da adamı yılan helâk eder.
Veren el, alan elden üstündür. 31 Mayıs 2007
Veresiye şarap içen iki kere sarhoş olur.
Verirsen doyur‚ vurursan duyur.
Vurursan acıt, yedirirsen doyur.
Vücut kocar, gönül kocamaz.

Y harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Ya evlat bir, ya ocak kör.
Ya işten artar, ya dişten.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Yabancı koyun kenara yatar.
Yabancı koyun kenarda yatar.
Yağmur rahmet, kar berekettir. (Ankara-Kalecik’li ve 1924'lü ninesi Hacer Saraçbaş’dan 1975’de naklen 1963'lü Reyhan Düzgün’den naklen Said Dağdaş,3.3.2010).
Yakın dost hayırsız hısımdan yeğdir.
Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.
Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Yalancıyı kaçtığı yere kadar kovalamalı.
Yalanın kemiği yok ki boğazına bata.
Yalnız kalanı kurt yer.
Yalnız taş, duvar olmaz.
Yalnız öküz, çifte koşulmaz.
Yalnızlık, Allah'a mahsustur.
Yalnızlık Hakk'a mahsustur.
Yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin boşa, birin sat.
Yanlış da bir nakış.
Yanlış hesap Bağdat'tan döner.
Yanmış harmanın öşrü alınmaz.
Yanık yerin otu tez biter.
Yaprağa yapış, atlas olsun; toprağa yapış, altın olsun.
Yapı taşı, yapıdan kalmaz.
Yar, yıkıldığı gün tozar.
Yara, sıcakken sarılır.
Yarım elma, gönül alma.
Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.
Yarına kalan davadan korkma.
Yastık değiştirmekle, baht değişmez! (1949’lu Şefre Ayıntaplı’dan nakleden Orman Mühendisi K. Maraş’lı 1968'li Perihan Ayıntaplı’dan naklen Said Dağdaş, 2.4.2010).
Yaşa, başa, taşa oturma!..

Sağlığı korumak amacıyla, tedbiri elden bırakma! Yaş-nemli mekana ve taş üstüne oturma, başa geçmek için de tamahkar olma anlamında kullanılan bir atasözü (Kırıkkale-Delice’li, 1963'lü Hamid Erdal'dan naklen Said Dağdaş, 30.1.2001).

Yatan öküze yem yok.
Yatan ölmez, eceli yeten ölür.
Yatsının faziletini güveyden sormalı.
Yavaş atın çiftesi pek olur.
Yavaş tükürüğün sakala zararı var.
Yavuz at yemini artırır.
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.
Yaz yalan, kış gerçek.
Yaz yaz gerek, kış kış.
Yaza çıkardık danayı, beğenmez oldu anayı.
Yazın abanı al! Kışın ister al, ister alma!..

Sağlığın korunması için, asıl yazın tedbire ihtiyaç vardır. Kışın zaten mecburen tedbirli olunur anlamında. Geniş anlamda, “her durumda-koşulda tedbiri elden bırakma!” anlamında kullanılan bir atasözü (Kırıkkale-Delice’li, 1963'lü Hamid Erdal'dan naklen Said Dağdaş, 30.1.2001).

Yazın araması, kışın taraması olmasa herkes besler mandayı.
Yazın gölge hoş, kışın çuval boş.
Yazın gölge kovan, kışın karın ovar.
Yazın harmana sıçan öküzün kışın yemlikte ağzına gelir.
Yazın yanmayan kışın ısınmaz.
Yağ ile yavşan, sirke ile tavşan.
Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur.
Yağmur olsa kimsenin tarlasına yağmaz.
Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi halini bilse hoş değil mi?.
Yağmur yağsa kış olur.
Yağmur yağsın da varsın kerpiççi ağlasın.
Yağmurda düşmanın koyunu, dostun atı satılsın.
Yağına kıymayan çöreğini yoz yer.
Yaş kesen, baş keser.
Yaş yetmiş, iş bitmiş.
Yaşa yaşa, gör temaşa.
Yaşı at pazarında sorarlar.
Yel gelen deliği kapamalı.
Yel kayadan ne koparır.
Yemeyenin malını yerler.
Yemeğin iyisi hazırıdır.
Yenenle yanana ne dayanır!.
Yengece niçin yan yan gidersin? demişler; serde kabadayılık var.
Yenice eleğim, seni nerelere asayım?.
Yenliceği yel atmış, götüne diken batmış.
Yerdeki yüze basılmaz.
Yerdiğin oğlan yer tutar.
Yerin kulağı var.
Yerinden oynayan yetmiş kazaya uğrar; en küçüğü ölüm.
Yerine düşmeyen gelin yerine yerine, boyuna düşmeyen esvap sürüne sürüne eskir.
Yerini bilmeyen, yılda bir kat urba eskitir.
Yetişemediğin köyün alt tarafında yat.
Yeğniyi yel alır, ağır yerinde kalır.
Yigit başından devlet ırak değildir.
Yiyen bilmez, doğrayan bilir.
Yiyen çıkmış yaza, yemeyen gülden taze (Denizli-Yukarı Dodurgalı Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, Temmuz 1980)!
Yiğidin malı meydandadır.
Yiğidin sözü, demirin kertiği.
Yiğidin yiğide ekmeği ödünç, kötüye sadaka.
Yiğit at, kendine kamçı vurdurmaz!: Sorumlu, işini bilen kişi olmayı öğütleyen bir atasözü. “Kendinize laf getirmeyin! İşinizi iyi yapın. Yiğit at, kendine kamçı vurdurmaz!” (Bala-Yeniyapan köyünden 1341’li İbrahim Kara’ya atfen Şakir Kara’dan nakleden Said Dağdaş, 1.8.2011).
Yiğit bin yaşar, fırsat bir düşer.
Yiğit ekmeğiyle yiğit beslenir.
Yiğit lakabıyla anılır.
Yiğit meydanda belli olur.
Yiğit yarasına yiğit katlanır.
Yiğit yiğide at bağışlar.
Yok büyümez, arık büyür.
Yoksul ala ata binse, selam almaz.
Yoktan yonga çıkmaz.
Yol bilen kervana katılmaz.
Yol sormakla bulunur.
Yol yürümekle, borç ödemekle.
Yola yoğurt dökmüş var mı?.
Yolcu yolunda gerek.
Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz! “Kişi, işinin bittiğine bakar ve yoluna gider!” anlamında.

"Kürt yiyince, gözü çarığına düşermiş!" atasözü ile benzer anlamda...

Yoldan giden yorulmaz.
Yoldan kal, yoldaştan kalma.
Yolundan giden yorulmaz.
Yorgun eşeğin çüş canına minnet.
Yoğun canı alınmaz.
Yularsız ata binilmez.
Yularsız deve yedilmez.
Yumurtada kıl bitmez.
Yumurtadan çıkan yine yumurta çıkarır.
Yumurtlayan tavuk bağırgan olur.
Yurdun otlusundan kutlusu yeğdir.
Yuvayı yapan dişi kuştur.
Yuyucunun hakkı eline geçsin de ölü ister cennete gitsin ister cehenneme.
Yük altında ancak eşek kalır.
Yük altında eşek anırmaz.
Yük altında eşek kalır.
Yüksek dağın başı dumanlı olur.
Yürük ata kamçı olmaz.
Yürük ata paha olmaz.
Yüz verdik Ali'ye geldi sıçtı halıya.
Yüz verme arsız olur, az verme hırsız olur.
Yüz yüzden utanır.
Yüzü güzel olanın huyu güzel olur.
Yüzü güzele kırk günde doyulur; huyu güzele kırk yılda doyulmaz.
Yıl uğursuzun.
Yılan ne kadar eğri gitse deliğine doğru girer.
Yılan sokan uyumuş, aç kalan uyumamış.
Yılana yumuşak diye el sunma.
Yılanın başı küçükken ezilir.
Yılanın sevmediği ot, deliğinin ağzında biter.
Yılın eksiğini nisan getirir, nisanın eksiğini yıl getirmez.
Yırtıcı kuşun ömrü az olur.
Ya aklın erince gücün yetecek, ya aklın ermeyecek dağda gezeceksin!
Yabancı koyun kenarda yatar.
Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur.
Yağmur olsa, el tarlasına bile yağmaz! Kendisinden başkasına hayrı olmayanlar için aynen şöyle denilir: “Yağmur olsa, el tarlasına bile yağmaz’„ “Nedim Odabaş, 5.3.2002, M. Gazete, s. 11).
Yağmur yelle, düğün elle (Fatmana Dağdaş): Yağmur yelle gelir. Rüzgar, yağmurun sebebidir. Düğün de çevreyle, dost, akraba, komşu ile şenlenir, yakışık bulur anlamında.
Yağmurlu gün tavuk su içmez.
Yağmuru yel azıtır, insanı el azıtır (Fatmana Dağdaş):
Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Yalanı söylemeli amma, doğru yanında titremeli (M. Baz, 22.08.02): O kadar ustalıkla yalan söylemeli ki, doğru olduğu zannedilsin.
Yalın varsa karnına, çulun varsa sırtına.
Yalanı söylemeli amma, doğru yanında titremeli (M. Baz, 22.08.02): O kadar ustalıkla yalan söylemeli ki, doğru olduğu zannedilsin.
Yanan harmanın öşürü olmaz! “Yanan harmanın yerinde ne kalır?„ (Ayşe ŞENER; Akseki) atasözü ile benzer anlamda.
Yanan harmanın yerinde ne kalır?.. “Yanan harmanın öşürü olmaz!„ (F. Dağdaş’dan) atasözü ile benzer anlamda. Olan olmuş, herşey mahvolmuş zaten (Ayşe ŞENER, Akseki-Kuyucak, 15.01.2005)!..
Yanık yerin otu tez biter.
Yanlış hesap Bağdat'tan döner.
Yardımcının yardımcısı olur.
Yarım hekim candan, yarım hoca dinden eder.
Yaş kesen baş keser.
Yatsan sabah olur! Ölsen ele kalır!... Çoru çocuğu olmayanlar kullanır (Ayşe ŞENER, Akseki-Kuyucak, 15.01.2005)
Yavşak büyür bit olur, enik büyür it olur. Yöremizde bu atasözünü duymadım.
Yavuz itin yarası eksik olmaz (1964'lü, Kırıkkale, Delice-Hacıobası köyünden Hamit Erdal'dan naklen Said Dağdaş, 10.01.2002): Çalışkan, yırtık, şımarık, yerinde duramayan kişide yara bere eksik olmaz anlamında.
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.
Yaz kadı efendi, bok bok üstüne (M. Baz, 22.08.2003)!: Sıkıntı, dert, borç üstüste gelince kullanılır.
Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer.
Yazın yediğin hurmalar kışın götünü tırmalar.
Yazın eli yaş olanın, kışın ağzı yaş olur.
Yazın gölge hoş, kışın çuval boş (F. Dağdaş, Aralık 1979)!Zamanında çalışmamanın sonucu hüsrandır! anlamında.
Yazın gölge kovanın, kışın unu kara olur (Demirdal, 1968, s. 571) ! Zamanında çalışmamanın sonucu hüsrandır! anlamında(Uluborlu).
Yazın pisliği, kışa katık olur (24.9.2007, Kızılcahamam-İğneci köyünden 1953’lü Menekşe Danyıldız’dan naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!
Ye bir çanak. Yuğ bir çanak (F. Dağdaş, Mayıs 1980)!
Yediğin hurmalar, götünü tırmalar. {Zamanında tatlı tatlı yaptığın (kötü) işler, günü gelir karşına çıkar anlamında. Cengiz Özdemir, 26 Nisan 2008 Antalya}
Yedisinde ne ise yetmişinde de odur. "Bir adam yedisinde neyse, yetmişinde de odur!" şeklinde kaydedilen atasözü ile aynıdır. Bu tür atasözleri, genel olarak örnek vererek-temsil getirerek söylenir. Bu nedenle "Bir adam..." ve benzeri ön eklerle kullanılırlar. (İskilip’li, 1953’lü Ali Kemal Aksu’dan naklen Said Dağdaş, 10.11.2010)!: “İnsanoğlunun taşıdığı ırsi özellikleri, büyük ölçüde hayat serüveni içinde tavır ve davranışlarını belirler!” anlamında.
Yel esmeyince çöp çıldıramaz (Demirdal, 1968, s. 571) ! İsparta-Uluborlu.
Yel esmeyince çöp kımıldamaz!
Yemeye hazır dayanmaz.
Yemiş boğazı görmüş, s...mış kıçı görmüş (F. Dağdaş, Mayıs 1980)! Tertipsiz, tedbirsiz, düzensiz insanı tarif için kullanılır.
Yeni senek suyu soğuk tutar (Fatmana Dağdaş, Aralık 1980): Cicim ayı denilen evliliğin ilk aylarında, geçimsizliğin olmadığı dönemde gelini ve onun cazibesini tarif etmek için kullanılır.

Yenice elek duvarda gerek.
Yenilen pehlivan, güreşe doymaz.
Yerli tavşanı yerli tazı kapar (F. Dağdaş, Aralık 1980)!
Yıl başına, akıl başına (Fatmana Dağdaş, 24.2.2000): İnsan yıl geçtikçe akıllanır anlamında. Yıl başına, akıl başına, ne kadar çalışsalar şimdi zor anlamaları bu konuyu.
Yılan, çıktığı yere girer (22.9.2007, TRT-1 İftar Programından naklen Celil Yaman, 1979’lu, Bartın-Ulus’lu)!
Yılan sokan uyumuş da, kâr eden uyumamış (F. Dağdaş, 6.5.2000):
Yiğidi öldür; hakkını yeme.
Yiğit evlendiği gün… Gelin sevildiği gün… At eyerlendiği gün... İt yediği gün... (Yukarı Dodurgalı pehlivan Galak Ramazan dayıdan naklen 1341'li Fatmana Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş(1962'li), Eylül 1983).
Yiyin! Koca öküzün karnı, otluk bozumunda doyar (25.12.2007)!
Yokluktur insanı farıdan, ağar döner ahtını alır karıdan (F. Dağdaş, Eylül 1983!
Yol sormakla bulunur.
Yol üstüne bostan ekme el için, kocalıkta (ihtiyarlıkta) avrat alma el için.
Yol yürümeyle, borç ödemeyle biter.
Yola giden yorulmaz.
Yolun otu kelin götü tatlı olur.
Yolundan giden yorulmaz.
Yolu yordamı, ormanı balta ile (Fatmana Dağdaş): Her işi usulüyle yap anlamında.
Yolu yordamıyla, ormanı baltayla (geçersin-bitirirsin).
Yorgandan gideceğine, urgandan gitsin ! Zarar cana gelmesin de mala gelsin! (Cincilerin Abdil’in kızı Safiye’den F. Dağdaş, 14.7.2000)!
Yöğrük at yemini artırır.
Yörük ne bilir bayramı, lak lak içer ayranı (F. Dağdaş, 1980).. Toplumla ilişkileri henüz yeterince olgunluk kazanmamış, gelişmekte olan kişilikleri ifadede kullanılır...
Yuğur hamuru ekmek olsun, öğ hamuru katmer olsun... İşine özen göster! anlamında (F. Dağdaş, Mayıs 1980)....
Yumurta ile pekmezi düşünen, boranayı yiyemez (A. Gülsoy’dan naklen Yaşar Gülsoy, 4.6.2007)!
Yurt yeri boş kalmaz! “Atalarımız “Yurt yeri boş kalmaz!” buyurmuşlar…” (Abdurrahim Karakoç’un 5.7.2011, Yeni Akit, s. 8'deki yazısından naklen Said Dağdaş).
Yuvarlanan taş, yosun tutmaz.
Yuvayı dişi kuş yapar (F. Dağdaş): Ailenin düzenli olarak işlemesi kadının maharetine bağlıdır anlamında. Benzer anlamda bir fikir aşağıda verilmiştir: Bugün eğer sahip olabildiğim herhangi bir değer varsa onların hepsinde bir kadının izi bulunur. Hayatı kitaplardan ve kadınlardan öğrendim (Ahmed Altan, Pazar Sohbeti, 4.6.2000, Zaman, s. 5).
Yüksek tepelerde hem kurda hem yılana rastlanır. Birisi sürünerek, birisi uçarak ulaşmıştır (Sabiha Açar’dan (1926’lı) naklen Dr. Sadeddin Açar, 1956, Urfa-Birecik’lı,, 14.11.2007)!
Yük altında ancak eşek (HAMAL)kalır.
Yüz, yüzden utanır (Acıpayam-Darıveren’li Enver Oymak'dan naklen (10.4.1994)Said Dağdaş)!

Z harfi ile başlayan Türk atasözleri Türkçe

Zahirenin ambarı sabanın ucundadır.
Zahmetsiz rahmet olmaz.
Zaman sana uymazsa sen zamana uy.
Zaman, büyük bir ilaçtır.
Zararın neresinden dönülse kardır.
Zemheride kar yağmadan kan yağması iyi.
Zemheride sür de çalı ile sür.
Zemheride yoğurt isteyen cebinde bir inek taşır.
Zemherinin kürkünü, kelahaşta dikmeli!(Erzurum-Oltu-İğdeli köyünden, 1930’lu Remzi Demirci’den naklen oğlu 1955 doğumlu Abdülkerim Demirci’den naklen Said Dağdaş, 19 Mayıs 2010, Erzurum). Önceden tedbirli olmayı öğütleyen bir atasözü. Kelahaş: Ağustos'un en sıcak günleri.
Zengin arabasını dağdan aşırır,züğürt düz ovada yolunu şaşırır.
Zengin giyerse sağlıcakla, fakir giyerse nerden buldu ki derler.
Zengin kesesini,züğürt dizini döver.
Zengin kesesini döver, zügürt dizini.
Zengin silkinse fakir bay olur.
Zenginin azğını, kürk giyer yaz günü.
Zenginin basması ipekli görünür.
Zenginin horozu bile yumurtlar.
Zenginin iki dünyası da mamurdur.
Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar.
Zerdaliden kaval olmaz, al zurnadan haberi.
Zevkin bedeli olmaz (Hasan Gölcük, 1963’lü, 3.7.2008, Çankırı-Çerkeş)!“Mutluluğun bedeli aranmaz” anlamında.
Ziyan olan koyunun kuyruğu yağlı olur.
Ziyan, satılmaz (F. Dağdaş'dan naklen oğlu Said Dağdaş, Aralık 1980)! Olup bitmiş işin ardından konuşulmaz anlamında.
Zor kapıdan girerse, şeriat bacadan çıkar.
Zor, oyunu bozar (Demirdal, 1968, s. 574)! Pehlivanların güreş tabiridir.
Zora, beylerin borcu var.
Zora dağlar dayanmaz.
Zorla güzellik olmaz.
Zorla, köpek domuz avına gitmez (M. Baz, 22.08.02): Zorla, isteksizce iş yaptırılmaz.
Zöv zöv gezen, kefensiz ölür! İsparta-Uluborlu ilçesi ve yöresinden (Demirdal, 1968, s. 574).

Zulümle abad olanın ahiri berbad olur! İsparta-Uluborlu ilçesi ve yöresinden (Demirdal, 1968, s. 574).

Zurnada peşrev olmaz.
Zurnayı biz çaldık parsayı o topladı.
Züğürt olup düşünmektense, uyuz olup kaşınmak yeğdir.
Züğürtlük, zadeliği bozar.
Zırva tevil götürmez.
Zahmetsiz rahmet olmaz.
Zaman sana uymazsa sen zamana uy.
Zan, hatıranın yalanıdır.
Zannetmediğin yerden tilki çıkar.
Zalim kadıdan insaflı subaşı yeğdir.
Zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah’ı var.
Zarar faydanın kardeşidir.
Zararın neresinden dönersen (dönülürse) kârdır.
Zelzeleyi gören yangına razı olur.
Zemheride sür de çalı ile sür.
Zemheride yoğurt isteyen, cebinde bir inek taşır.
Zemheriden sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.
Zemherinin hoşluğuna, Osmanlı’nın dostluğuna erilmez (F. Dağdaş'dan naklen Said Dağdaş, 5.1.2003)!
Zengin adam, elindeki kendine yeten adamdır.
Zengine varıp da pabuç çevireceğine, fakire var da dömen (dümen) çevir! (Yukarı Dodurgalı, Meryemlerin Meryem nineden (M. Kaplan) naklen, Aysel Sönmez, 25.05.2004): Fakirle evliliğin, ev idaresi açısından kadın yönünden olumlu yönü de olabileceğine vurgu yapılmaktadır.
Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır.
Zengin kesesini, züğürt dizini döver.
Zengin helvasını baldan pişirir, züğürt derman için pekmez bulamaz.
Zengine bir kıvılcım, güzele bir sivilce yetermiş.
Zengine dokun geç, züğürtten sakın geç.
Zenginin basması ipekli görünür.
Zenginin gönlü olasıya, fakirin canı çıkar.
Zenginin horozu bile yumurtlar.
Zenginin kağnısı dağdan aşar, fakirin eşeği düz yolda şaşar.
Zenginin malı, fakirin ağzını yorar.
Zenginin malı, fakirin dölü kıymetli olur.
Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar.
Zenginin ayıbı, fukaranın hastalığı meydana çıkmaz.
Zenginin horozu bile yumurtlar.
Zenginlikle sıcaktan zarar gelmez.
Ziyan olan koyunun kuyruğu yağlı olur.
Zor kapıdan girerse, şeriat bacadan çıkar.
Zora dağlar dayanmaz âşığa yollar dayanmaz.
Zorla güzellik olmaz, zorla yemin kabul olunmaz.
Zorla köpek domuz avına gitmez (M. Baz, 22.08.02): Zorla, isteksizce iş yaptırılmaz.
Zurnada peşrev olmaz‚ ne çıkarsa bahtına.
Zulüm ile âbad(mâmur) olanın akıbeti berbat olur.
Zulm ile abad olanın ahiri berbad olur
↑→ Facebook'ta paylaş Tweetle

↑Facebooktan takip et

Türk Atasözleri

4 yorum

Yorum kimden: Ali Aliye [Ziyaretçi]
Ali AliyeAtasözleri/Türçe bölümü boş görünürken bu kadar güzel bir çalışmaya rastlamak ilginç.... Bu çelişkiyi giderin lütfen... Herşey sadece reklam geliri olmamalı değil mi?
19/10/12 @ 14:15
Yorum kimden: sd [Ziyaretçi]
sdlütfen anlamlarını da yazın
03/12/12 @ 19:45
Yorum kimden: we [Ziyaretçi]
webencede anlamlarınıda yazın yine böyle yapın ama atasözüne tıklayınca anlamı açılırsa çok güzel olacaktır
09/12/12 @ 10:49
Yorum kimden: ömer [Ziyaretçi]
ömerfacebook istiyorüm
13/02/13 @ 15:26

Bu kayıdın denetlenmeyi bekleyen 5 geribildirimi var...

Türk Atasözleri - Gelmiş Geçmiş tüm Türkçe Atasözleri, alfabetik bütün türkçe atasözleri, büyük Türk atasözleri, atasözlerimiz, en güzel atasözleri, ilginç anlamlı güzel atasözleri ve deyimler “Türk Atasözleri - Gelmiş Geçmiş tüm Türkçe Atasözleri, alfabetik bütün türkçe atasözleri, büyük Türk atasözleri, atasözlerimiz, en güzel atasözleri, ilginç anlamlı güzel atasözleri ve deyimler„ —Türk atasözleri
10 out of 10 11949 Oy 8 Kritik