Hava Nasil Oralarda, Hava durumu
Charles Bukowski sözleri & şiirleri

Charles Bukowski

Çevirdiğimiz Charles Bukowski sözleri

  • Bu dünyada öyle büyük bir yalnızlık var ki akreple yelkovanın ağır hareketinde görebilirsiniz.
  • Bazen sabah yatakten çıkar ve düşünürsün, yapamayacağım artık diye, ama içinden gülersin — böyle hissettiğin bütün zamanları hatırlayıp.
  • İnsanlardan nefret etmiyorum, sadece onlar etrafımda olmadığında daha iyi hissediyorum.
  • Gerçekten yaşamak için önce bir kaç kez ölsakınımelisin.
  • Vahim bir hastalık gibi bir aşk, hiçbir zaman tamamen iyileşemediğin bir hastalık.
  • Ne sevdiğini bul ve bırak seni öldürsün.
  • Bir insanı sevmek, onu çok iyi tanımıyorsanız mümkündür.
  • Gerçek yalnızlık, yalnız olduğunuz zamanlarla sınırlı değildir.
  • Sana güvenmekte zorluk çekmemin tek sebebi, yalan söylemenin benim için ne kadar kolay hale geldiğini bilmem.
  • Bir sabah uyandığımı hatırlıyorum ve her şeyi unutulmuş aşkın rengine bulanmış bulduğumu.
  • Ahlaksız insanlar genelde kendilerini daha özgür sanırlar, ama daha çok nefret veya sevgiyi hissetme kabiliyetleri eksiktir.
  • Olmayı yeğleyeceğim başka bir adamla hiç tanışmadım.
  • Dünyanın sorunu, akıllı insanlar şüphelerle doluyken, aptalların özgüvenle dolu olması.
  • Hepimiz öleceğiz, hem de hepimiz, amma sirk ha ! Sırf bu bile birbirimizi sevdirmeli ama sevdiremiyor.Ufak tefek şeyler tarafından ürkütülüp, hiçbir şey tarafından yiyip bitiriliyoruz.
  • Bazı insanlar asla delirmez.Onlar ne kötü hayat sürerler.
  • İnsanlar acayip: Ufacık şeylere kızıp duruyorlar, ama hayatlarını harcamak gibi büyük meseleleri fark etmiyorlar bile.
  • Edebiyat olmadan hayat cehennemdir.
  • Özgür ruhlar enderdir, ama gördüm mü bilirsin - en basidinden onlarla veya yanındayken, iyi, çok iyi hissedersin.
  • Ruhunuzu kaybettiğinizin farkına vardıysanız, hala kaybedecek bir ruhunuz var demektir.
  • Asla öğlenden önce yataktan çıkmayın.
  • Entellektüel basit şeyi zor yoldan söyler.Sanatçı zor bir şeyi basit yolla söyler.

Alıntı Charles Bukowski sözleri

  • Afrikaya ilaç göndermeye karar vermiştik; fakat hepsinin üzerinde "tok karnına" yazıyordu.
  • Bir keresinde adamın birinden Shakespeare sevmediğimi, yazmaya hakkım olmadığını anlatan uzun ve öfke dolu bir mektup almıştım. Gençler bana kanıp Shakespeare okuma zahmetine bile girmeyeceklerdi. Böyle bir konum almaya hakkım yoktu. Sayfalarca bunu söyleyip durmuştu. Cevaplamadım. Ama burda cevaplayacağım. Siktir git lan. Ben Tolstoy da sevmem.
  • Gömlek kartonlarının sonu.
  • İçmenin sorunu bu, diye düşündüm, kendime bir içki koyarken.Kötü bir şey olursa unutayım diye içersin; iyi bir şey olursa kutlayayım diye içersin; hiç bir şey olmazsa da bir şeyler olsun diye içersin.
  • Tanrının nerede olduğunu bilmek istiyorsan, ayyaşa sor.
  • Ben bir Charles Bukowski modası olduğunun farkında değilim. Yalnız yaşayan biriyim, kalabalıktan hoşlanmam; bu tür tuzaklara düşmeyecek kadar yaşlı, kuşkucu ve çakalım. Bu iki haftada yaptığım üçüncü söyleşi, ama ben buna modadan ziyade matematiksel bir tuhaflık olarak bakıyorum. Umarım hiçbir zaman moda olmam. Moda olmak lanetlenmek demektir. Bende ya da yaptığım işte bir tuhaflık var demektir. Sanıyorum 46 yaşında, 11 yıl boyunca sessizce çalıştıktan sonra böyle bir şeyden endişe etmeme gerek yok. Tanrılar benimledir umarım. Benimle olduklarını düşünüyorum.
  • Cinsel ilişki; şarkı söylerken ölümün kıçına tekmeye basmaktır.
  • Damlayan musluklar, tutku osurukları ve patlak lastikler - hepsi de ölümden daha hüzün verici...
  • Size zamanını ayırmayan birine, asla kendinizi harcatmayın.
  • Biliyor musun Meg, kötü olanla, bize kötü olduğu öğretilenler farklı şeyler olabilir? Toplum bize bazı şeylerin kötü olduğunu öğretip bizi köleleştirmeye çalışır.
  • Tabii ki bir insanı sevebilirsiniz, eğer onu yeterince tanımıyorsanız.
  • İlk şiirler şu anda bulunduğum noktadan daha lirikler. Bu şiirleri beğeniyorum ancak "Bukowski'nin ilk şiirleri çok daha iyiydi," iddiasında bulunanlara katılmıyorum. Kimileri bu iddiaları eleştiri yazılarında dile getirdiler, kimileri de dedikodu sohbetlerinde. Şimdi okuyucu kendi kararını ilk elden verebilir. Bugünkü şiirimde konuya daha doğrudan yönelip özüne iniyorum ve sonra da çıkıyorum. Önceki ve bugünkü tarzlarımın birbirinden daha üstün ya da başarısız olduğuna inanmıyorum. Farklılar, hepsi bu.
  • Colorado'da üç yıllık yemek ve içki ikmali yapılmış bir mağaraydı istediğim. Kumla silecektim kıçımı. Her şeyi, bu basit, korkakca ve sıkıcı yaşantının içinde boğulmaya yeğlerdim.
  • Bir daha birama dokunursan dişlerini ağzına dökerim.
  • Sığınak çukurlarında melek bulunmaz.
  • Bira içmek için buradayız ve hayatlarımızı öyle yaşamalıyız ki ölüm bizi almaya geldiğinde titresin.
  • Kadın olsam hayat kadını olurdum.
  • Sadece sıkıcı insanlar sıkılır.
  • Gittiğinde ağlarsın, şarkılarda, filmlerde, ona-buna, her şeye ağlarsın. Aklın başına gelince de boşa harcadığın zamana ağlarsın.
  • Bitkin bir halde fabrikadan veya depodan eve dönüşte, yemek, uyumak ve tekrar sefil işe dönmek dışında pek bir işe yaramazdı sanki gece. Fakat o yırtık perdeli aşınmış kilimli, tuvaleti ve küveti koridorun sonunda bulunan, havasında benden önce gelmiş bütün kaybetmişlerin hissedildiği bir eski odada beni bekliyor olurdu daktilo.
  • Kendimize işkence etmek için kullanmak isteyeceğimiz bir şey hep bulunur sanırım. Hipodromda başkalarının hislerini paylaşırsın; o ümitsiz karanlığı, pes edip vazgeçmenin kolaylığını. Bahisçilerin dünyası gerçek dünyanın makul ölçülere indirgenmiş şeklidir; hayatın ölümle sürtüşmesi ve kaybetmesidir. Sonuçta kimse kazanmaz. Geciktirmektir tek isteğimiz, o göz kamaştırıcı ışıktan gözlerimizi bir an için kaçırmak. Allah kahretsin, amaçsızlık üzerine düşünürken sigaramın yanık ucu parmağıma çarptı. Bu da beni uyandırıp Sartre havasından çıkardı. Mizah gerek bize, kahkaha gerek. Eskiden daha çok gülerdim, herşeyi daha çok yapardım. Yazmak hariç. Artık yazıyorum, yazıyorum ve yazıyorum.
  • Öyle ya da böyle, o acayip ve çılgın dönemin, o uzak saatlerin şiirlerinin bir çoğu işte burada. Sigara dumanıyla buğulanmış odada altmışsekiz bir vaziyette şansımızı denedik. Umarım işinize yarar, yaramazsa da, eh o zaman, (...).
  • Kumar oynamazsan asla kazanamazsın.
  • Yine akşamdan kalmaydım ve sıcak dayanılır gibi değildi kırk derecelik bir hafta. Her gece içmeye devam ediyor, sabahları taş ve her şeyin olanaksızlığıyla yüzleşmek zorunda kalıyordum. Çocukların kimileri Afrika güneş kaskları ve gözlükleri giyiyorlardı; ama ben, hep aynıydım, yağmur ya da güneş, yırtık pırtık giysiler, çivileri ayaklarıma batan eski ayakkabılar. Mukavva parçaları koyuyordum ayakkabılarımın tabanlarına. Bir süre için iş görüyorlardı, ama çok geçmeden çiviler topuklarıma batmaya başlıyorlardı yine. Viski ve bira, terliyordum koltuk altlarımdan ve sırtımda bir torbayla dolanıyordum çarmıh misali; torbadan dergiler çıkarıyor, binlerce mektup dağıtıyordum güneşin altında kavrulup sendeleyerek.
  • Kızlar uzaktan iyi görünüyor, güneş elbiselerinde ve saçlarında parlıyordu. Ama yakınlaşıp ağızlarından akan beyinlerini dinleyince silahlanıp yeraltına gizlenmek istiyordum
  • Karayolunda seyreden arabaların ışıklarını görebiliyorum. Sonu gelmeyen bir ışık akışı. Bu kadar insan. Ne yaparlar? Ne düşünürler? Hepimiz öleceğiz, hepimiz, ne sirk! Bunu bilmek birbirimizi daha çok sevmemiz için yeterli bir neden olmalı, ama değil. Son derece önemsiz şeyler bizi dehşete sürükleyip dümdüz ediyor, yutuyor.
  • Bir çiçeğe konan kelebek olmaktansa, bir boka konan sinek olmayı tercih ederim.
  • Biri bana çirkin olduğumu söyledikten sonra; gölgeyi güneşe, karanlığı ışığa yeğler olmuştum.
  • Zaman unutturmaz,uyuşturur.
  • Para seks gibidir olmayınca önemi artar.
  • Aşk biraz anlam içeren bir yoldur; seks yeterince anlamlıdır.
  • Hayat öyle lanet birşey ki; sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda ise susmadığın için kahreder.
  • Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi çekerler. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardan da hoşlanırım; çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Azizlerden çok sapkınlar ilgilendiriyor beni. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü ben de serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam.
  • İnsan ruhunun derisi yoktur, şarkı söylemek isteyen iç kıvrımları vardır,duymuyur musunuz? Mırıldanıyor, duymuyor musunuz yoldaşlar? Sıkı bir hatun ve yeni bir Cadillac hiçbir şeyi değiştirmeyecek... Temel Reis yine tek gözlü kalacak ve Nixon yeni başkanımız olacak. İsa çarmıhtan indi, şimdi bizi çivilediler lanet şeye. Seçimimiz seçim değil. Çok hızlı hareket edersek, ölürüz. Yeterince hızlı hareket etmezsek, yine ölürüz. Onların destesiyle oynuyoruz; kıçında iki bin yıllık Hristiyan tıpası varken nasıl sıçacaksın?
  • Aşk, gerçekliğin ilk ışığında yok olacak bir sistir.
  • Gerçek; susuz yenen bir portakaldır.
  • Bir metropol gazetesi, kötü haber yazmadan önce kendi nabzını ölçer.
  • Entellektüel; basit bir şeyi karmaşık söyleyebilen kişidir; sanatçı ise zor birşeyi kolay...
  • Hiçbir şey gerçek kadar sıkıcı olamaz.
  • Hemen herkes dahi doğar, geri zekalı gömülür.
  • Egemenlik gerçekten milletin olduğunda hükümetlere gerek kalmayacak; o zamana kadar boku yedik
  • Cesur insanın hayal gücü kısıtlıdır. Korkaklık kötü beslenmenin bir sonucudur.
  • İnsan olmak rezil bir şeydi; öyle çok şey vardı ki olup biten.
  • Bazı insanlar asla delirmez.Onlar ne kötü hayat sürerler.
  • İnsanların hakkımda ne düşündüğünü önemsemeyerek hayatimi on yıl uzattım.
  • Acı çekmek için ayyaş olmak, bir kadın tarafından sıfırlanmak gerekmiyordu , ama acı çekip ayyaş olunabilirdi. Bir süre, gençlikte özellikle, talihin senden yana olduğunu sanabilirdin, bazen senden yanadır da gerçekten. Ama senin farkında bile olmadığın ve senin aleyhine işleyen birtakım ortalama hesaplar ve kanunlar vardır, her şeyin yolunda gittiğini sandığın zamanlarda bile.Bir gece, sıcak bir salı gecesi o ayyaş sen oluverirsin, sensin o ucuz pansiyon odasında olan, ve daha önce o odalarda olmuş olmanın da bir yararı olmaz, daha da kötüdür hatta, çünkü bir daha bu duruma düşmemeye karar vermişliğin vardır. Bir sigara daha yakmaktan, bir içki daha içmekten, o sıvası dökük duvarlarda bir çift göz, bir çift dudak aramaktan başka bir şey de gelmez elden.
  • Dünyanın en uzun mesafesi 2 cm'dir.(Ayaklarını duvara dayayıp kendini "emme" çabalarında hep 2 cm lik engele takıldıktan sonra sarf ettiği cümle)
  • Aşk bir emre dönüştüğünde, nefret hazza dönüşebilir
  • Kader tanrıçasının zalim olduğu ve sonunda hepimizin posasını çıkaracağı doğru; ama sıkı, ölümsüz bir kaybedenden daha yıldırıcı hiçbir şey yoktur. İşin sırrı şunda yatıyor; herkes kaybedebilir, kaybetmek yeteneklerin en kolayıdır.
  • Saçımı taradım keşke yüzümü de tarayabilseydim.
  • Bir kaplanı yakalayıp kafese koyabilirsiniz ama onu kırdığınızdan asla emin olamazsınız. İnsanlar daha kolaydır.
  • En kısa andır mucize.
  • Bende küçük şeylerden mutlu olabilirim ama bu kadar bokun arasında o küçük şeyleri çıkarmaya üşeniyorum.
  • Dostun kimmiş öğrenmek istiyorsan kodese gir.
  • Kadınımı ödünç al ama arabamı asla.
  • Yalnız kalmaktan daha kötü şeyler de vardır hayatta ama genellikle bir ömür alır bunun farkına varmak o zaman da çok geçtir ve çok geçten daha kötü bir şey yoktur hayatta.
  • Mezarlıktayken seksen yaşıma kadar yaşamaya karar verdim. Düşün, seksen yaşındasın ve on sekizlik bir kızla seks yapıyorsun. Ölüm oyununda mızıklamanın en iyi yolu.
  • Sizi bilmem ama ben her sabah ayakkabılarımı bağlamak için eğildiğimde "Tanrım yine mi?" diye geçiririm içimden (Kaptan yemeğe çıktı ve tayfalar gemiyi ele geçirdi kitabından)
  • Hastaneler sizi neden sunmaksızın öldürmeye çalıştıkları yerlerdir. Amerikan hastanelerinde ki soğuk ve ölçülü acımasızlığın nedeni doktorların fazla mesai yapmaları ya da ölümü kanıksamış, sıkılmış olmaları değildir. Asıl neden çoğu zaman başları ile kıçlarını ayırdetmeyi beceremeyen, cahillerin hayranlığa boğulup merhemi elinde bulunduran büyücü olarak gördükleri ve çok az iş yapıp çok fazla para kazanan doktorların kendileridir.
  • Banyoya girdiğinde aynayı değil! Ellerini esgeç.....
  • Hayat ile Sanat arasındaki fark, sanatın daha katlanabilir olmasıdır.
  • Acı hissetmemek duyguların kesintisi demektir; her çoşku şeytanla pazarlıktır.
  • Yaşayan bir amerikan ayyaşı ölü bir yunan tanrısından daha çok ilgilendirir beni.
  • Dengeli insan delidir.
  • Harikulade düşünceler ve harikulade kadınlar kalıcı değildirler.
  • Azimli olmadığım doğru ama azimli olmayanların da yaşayabilecekleri bir yer olmalıydı, mevcut yerlerden daha iyi bir yer kastediyorum. Sabahın altı buçuğunda bir çalar saat sesine uyanıp yataktan fırla, giyin zorla bir şeyler atıştır, sıç, işe, diş fırçala, saç tara, başka birine büyük paralar kazandırmak ve sana tanınan fırsat için müteşekkir olmak için berbat bir trafiğin içine dal.

Çevirdiğimiz Bukowski Şiirleri

yeterince ihanet, nefret şiddet absürtlük vardır sıradan bir insanın
içinde herhangi bir gün, herhangi bir orduya yetecek kadar.

cinayette en iyi olanlar ona karşı vaaz edenlerdir.
nefrette en iyi olanlar sevgi vaaz edenlerdir.
ve nihayet savaşta en iyi olanlar barış vaaz edenlerdir.

tanrı vaazı edenlerin, tanrıya ihtiyacı var
barış vaaz edenlerin barışı yok
barış vaaz edenlerin sevgisi yok

sakının vaaz edenlerden
sakının bilmişlerden
sakının sürekli kitap okuyanlardan
sakının fakirliği hor görenlerden
veya ondan gurur duyanlardan
sakının hemen övenlerden
çünkü hemen geri övülmek isterler
sakının hemen sansürleyenlerden
onlar bilmedikleri şeyden korkarlar
sakının sürekli kalabalık arayanlardan
çünkü onlar yalnız hiçbirşeydirler
sakının sıradan adamdan sıradan kadından
sakının sevgisinden, onların sevgisi de sıradandır
sıradanı arar

ama dahilik vardır nefretlerinde
nefretlerinde seni öldürmeye yetecek kadar dahilik vardır
herhangi birini öldürmeye
yalnızlığı istemediklerinden
yalnızığı anlamadıklarından
her şeyi yok etmeye kalkışacaklar
kendilerinden farklı olan
sanat yaratamadıklarından
anlamayacaklar sanattan
kendi yaratma başarısızlıklarını
dünyanın başarısızlığı olarak göercekler

tamamen sevemediklerinden
senin de sevginin tam olmadığına inanacaklar
ve senden nefret edecekler
ve nefretleri mükemmel olacak

parlayan bir elmas gibi
bir bıçak
bir dağ
bir kaplan
zehirli ot gibi

onların en iyi sanatı.

— Charles Bukowski, Kalabalığın Dehası [The Genius Of The Crowd]

Zarı at

Deneyeceksen, sonuna kadar git. Yoksa, hiç başlama bile. Bu, kız arkadaşlarını, karılarını, akrabalarını hatta belki aklını bile kaybetmek anlamına gelebilir. Üç, belki dört gün yemek yememek anlamına gelebilir. Bir bankta donmak anlamına gelebilir. Hapis anlamına gelebilir. Hor görülme anlamına gelebilir. Alay edilme anlamına gelebilir -- soyutlanmaya. Soyutlanmak lütuftur. Diğer her şey direncinin sınavıdır, onu ne kadar yapmak istediğinin. Ve, yapacaksın, dışlanmaya ve tüm engellere rağmen. Ve hayal edebileceğin her şeyden daha iyi olacak. Deneyeceksen, sonuna kadar git. Başka hiç bir his yoktur böyle. Yalnız olacaksın tanrılarla, ve geceLer ateşle yanacak. Hayatı mükemmel kahkahaya doğru dümdüz süreceksin. Olan tek iyi kavga budur.
― Charles Bukowski, Factotum

if you’re going to try, go all the way. otherwise, don’t even start. if you’re going to try, go all the way. this could mean losing girlfriends, wives, relatives, jobs and maybe your mind. go all the way. it could mean not eating for 3 or 4 days. it could mean freezing on a park bench. it could mean jail, it could mean derision, mockery, isolation. isolation is the gift, all the others are a test of your endurance, of how much you really want to do it. and you’ll do it despite rejection and the worst odds and it will be better than anything else you can imagine. if you’re going to try, go all the way. there is no other feeling like that. you will be alone with the gods and the nights will flame with fire. do it, do it, do it. do it. all the way all the way. you will ride life straight to perfect laughter, its the only good fight there is.

Etki ve Tepki

en iyiler çoğunlukla kendi eliyle ölürler
sırf uzaklaşmak için,
ve geride kalanlar
asla tam olarak anlayamazlar
neden herhangi birinin
onlardan
uzaklaşmak
isteyebileceğini

imagethe best often die by their own hand
just to get away,
and those left behind
can never quite understand
why anybody
would ever want to
get away
from
them
— Charles Bukowski , Etki ve tepki [Cause and Effect]

"... o sarhoş mekânda
kalbini eline vermek
istersin
ve demek
'dokun
ama sonra
geri ver'.„
— Charles Bukowski

“...in that drunken place
you would
like to hand your heart to her
and say
touch it
but then
give it back.”

Oturuyorum burada
sarhoş şimdi.
Ben
bir dizi
küçük zafer
ve kocaman mağlubiyetlerim
ve başkaları kadar
ben de
şaşırıyorum
oradan buraya
adam öldürmeden
veya
öldürülmeden
geldiğime;
kendimi
bulmadan
bir tımarhanede.

yalnız içerken
yine bu gece
ruhum tüm geçmiş çilelere
rağmen
müteşekkir tüm tanrılara
o zaman
benim için orada
olmayan.

Orijinali

“I sit here
drunk now.
I am
a series of
small victories
and large defeats
and I am as
amazed
as any other
that
I have gotten
from there to
here
without committing murder
or being
murdered;
without
having ended up in the
madhouse.

as I drink alone
again tonight
my soul despite all the past
agony
thanks all the gods
who were not
there
for me
then.”
― Charles Bukowski, The People Look Like Flowers at Last

Hatırlanacak bir gülümseme

japon balıklarımız vardı ve döner dururlardı

akvaryumlarında, büyük pencereyi kapatan kalın perdelerin

yanındaki masada

annem, hep gülümser, hepimizin mutlu olmasını

isterdi, ve bana der di, "mutlu ol Henry!"

ve haklıydı da.Mutlu olmak daha iyidir tabi

olabilirsen

ama babam onu ve beni haftada bir kaç kez dövmeye devam etti

1.80'lik kalıbının içinde kudururken, çünkü

anlayamıyordu ki ona neyin saldırdığını içerden.

 

annem, zavallı balık,

mutlu olmak isteyen, haftada iki üç kez dayak

yiyen, multu olmamı söylerdi: "henry, gülümse!

neden hiç gülmezsin sen ?"

 

ve sonra gülümserdi, nasıl gülümseneceğini göstermek için ve o

gördüğüm en hüzünlü gülümsemeydi

 

bir gün japon balıkları öldü, beşi birden,

suda yüzüyorlardı, yan yatmış,

gözleri hala açık,

ve babam eve gelip onları kediye attığında

oracıkta mutfağın ortasına ve biz izledik annem

gülümserken

 

Orijinali:

we had goldfish and they circled around and around

in the bowl on the table near the heavy drapes

covering the picture window and

my mother, always smiling, wanting us all

to be happy, told me, 'be happy Henry!'

and she was right: it's better to be happy if you

can

but my father continued to beat her and me several times a week while

raging inside his 6-foot-two frame because he couldn't

understand what was attacking him from within.

 

my mother, poor fish,

wanting to be happy, beaten two or three times a

week, telling me to be happy: 'Henry, smile!

why don't you ever smile?'

 

and then she would smile, to show me how, and it was the

saddest smile I ever saw

 

one day the goldfish died, all five of them,

they floated on the water, on their sides, their

eyes still open,

and when my father got home he threw them to the cat

there on the kitchen floor and we watched as my mother

smiled

Charles Bukowski

Ah, evet

“daha kötü şeyler vardır
yalnız olmaktan
ama çoğunlukla onlarca yıl alır
bunu farketmek
ve çoğu kez farkettiğinde
çok geçtir.
ve daha kötü bir şey yoktur
çok geçten.„

— Charles Bukowski [Oh, Yes]

“there are worse things
than being alone
but it often takes
decades to realize this
and most often when you do
it's too late
and there's nothing worse
than too late”

Kafa ve kalp

imagehesapsızca yalnızız
sonsuza kadar yalnızız
ve öyle olması
düşünülmüş,
başka türlüsü düşünülmemiş hiç —
ve ölüm mücadelesi
başladığında
görmek istediğim son şey
üzerimde dolanan
bir çember dolusu insan suratı —
yalnızca eski dostlarım olsa iyi olur,
kendi duvarlarım,
sadece onlar orda olsunlar.

Hep yalnız oldum ama çok nadiren
yalnız kaldım.
Susuzluğumu dindirdim
kendimin
kuyusunda
ve o şarap güzeldi,
içtiğim en iyisiydi,
ve bu gece
otururken
karanlığa bakarken
Sonunda anladım
karanlığı ve
ışığı ve arasındaki
her şeyi.

kafa rahatlığı ve kalp
olanı
kabullendiğimizde
gelir:
bu garip
hayata
doğarak
günlerimizin
harcanmış kumarını
kabul etmeliyiz
ve biraz tatmin olmuş gibi yapmalıyız
her şeyi geri de bırakmanın
zevkinden.

benim için ağlamayın.

benim için yas tutmayın.

okuyun
yazdıklarımı
sonra
unutun
hepsini.

Kuyusundan iç
kendinin
ve başla
yeniden.

— Charles Bukowski , kafa ve kalp

unaccountably we are alone
forever alone
and it was meant to be
that way,
it was never meant
to be any other way–
and when the death struggle
begins
the last thing I wish to see
is
a ring of human faces
hovering over me–
better just my old friends,
the walls of my self,
let only them be there.

I have been alone but seldom
lonely.
I have satisfied my thirst
at the well
of my self
and that wine was good,
the best I ever had,
and tonight
sitting
staring into the dark
I now finally understand
the dark and the
light and everything
in between.

peace of mind and heart
arrives
when we accept what
is:
having been
born into this
strange life
we must accept
the wasted gamble of our
days
and take some satisfaction in
the pleasure of
leaving it all
behind.

cry not for me.

grieve not for me.

read
what I’ve written
then
forget it
all.

drink from the well
of your self
and begin
again.

— Mind and Heart, by Charles Bukowski

Aşk cehennemden bir köpektir

“Bu dünyada öyle büyük bir yalnızlık var ki
akreple yelkovanın ağır
hareketinde görebilirsiniz.

insanlar o kadar yorgun
sakatlanmış
ya aşktan ya da aşksızlıktan.

insanlar birbirlerine bildiğin iyi değiller
birebir.

zengin zengine iyi değil
fakir fakire iyi değil

korkuyoruz.

eğitim sistemimiz bize
hepimizin kocaman kazananlar
olabileceğimizi anlatıyor.

bize bataklardan
bahsetmedi
ya da intiharlardan.

ya da bir insanın dehşetinden
bir yerde ağrı çekerken
yalnız

dokunulmadan
konuşulmadan

bitki sulamasının.„

— Charles Bukowski, Aşk cehennemden bir köpektir.

“there is a loneliness in this world so great
that you can see it in the slow movement of
the hands of a clock.

people so tired
mutilated
either by love or no love.

people just are not good to each other
one on one.

the rich are not good to the rich
the poor are not good to the poor.

we are afraid.

our educational system tells us
that we can all be
big-ass winners.

it hasn't told us
about the gutters
or the suicides.

or the terror of one person
aching in one place
alone

untouched
unspoken to

watering a plant.”

 

Herşeye rağmen

"En iyi dövüştüğün gecelerdir
tüm silahlar sana doğrultulmuşken,
tüm sesler küfürlerini savururken
hayalin boğazlanırken.

En iyi dövüştüğün gecelerdir
mantık tekmeyi karnına yerken,
kasvetli savaş arabaları etrafını çevrelerken.

En iyi dövüştüğün gecelerdir
aptalların kahkahaları havayı sararken,
ölümün öpücüğünü aşk sanarken.

En iyi dövüştüğün gecelerdir
maç şikeliyken,
seyirci senin kanın için çığırırken.

En iyi dövüştüğün geceler
böyle bir gecededir
beyninden bin kara sıçanı kovalarken,
imkansıza karşı gelirken,
neşenin narin kızkardeşine ağabey olurken

ve devam ederken

her şeye rağmen."
— Charles Bukowski

Dinozorya Biz, (buna doğmuşuz)

Dinozorya, Biz

Böyle doğmuşuz,
buna doğmuşuz,
tebeşir yüzler gülümserken
Bayan ölüm gülerken
Asansörler bozulurken
Politik görüşler erirken
Üniversite mezunları marketlerde poşet tutarken
Yağlı balık, yağlı yemini tükürürken
Ve güneş örtülürken
Biz
Böyle doğmuşuz,
buna doğmuşuz,
Bu özenle delirmiş savaşlara
Atıl fabrikaların kırık camlarının boşluğunun görüntüsüne
Artık kimsenin birbiriyle konuşmadığı barlara
Bıçaklamalara ve silahlı saldırılara dönüşen kavgalara
Buna doğmuşuz
Ölmenin daha ucuz olduğu, o kadar pahalı hastanelere
Suçları kabul etmenin daha ucuz olduğu, o kadar çok isteyen avukatlara
Hapishanelerin dolu ve tımarhanelerin kapalı olduğu bir ülkeye
Kalabalıkların aptalları zengin kahramanlara yükselttiği bir yere
Buna doğmuşuz
İçinde yürürken ve yaşarken
Bunun yüzünden ölürken
Bunun yüzünden susturulurken
Sansürlenmiş
Dışanmış
Men edilmiş
Bunun yüzünden
Bununla kandırılmış
Bununla kullanılmış
Bununla üstüne işenmiş
Delirtilmiş ve hasta edilmiş
Vahşi edilmiş
İnsaniyetsiz edilmiş
Bununla
Yürek karardı
Parmaklar boğaza uzandı
Silah
Bıçak
Bomba
Parmaklar yanıt vermeyen bir tanrıya uzandı
Parmaklar şişeye uzandı
Hap
Barut
Bu acıklı ölümcüllüğe doğmuşuz
60 yıllık borcu olan bir hükümete doğmuşuz
Yakında borcunun faizini bile ödeyemeyecek hale gelecek
Ve bankalar yanacak
Para işe yaramaz olacak
Sokaklarda alenen cezalandırılmayan cinayetler işlenecek
Silahlar ve aylak kalabalıklar olacak
Toprak işe yaramaz olacak
Yiyecek azalan verim haline gelecek
Nükleer güç çoğunun eline geçecek
Patlamalar sürekli dünyayı sarsacak
Radyasyona uğramış robot insanlar birbirlerini takip edecek
Zengin ve seçilmişler platformlardan izleyecek
Dante'nin Cehennemi yanında anaokul bahçesi gibi kalacak
Güneş gözükmeyecek ve hep gece olacak
Ağaçlar ölecek
Tüm mahsüller ölecek
Radyasyonlu insanlar radyasyonlu insanların etini yiyecek
Deniz zehirlenecek
Göller ve nehirler yok olacak
Yağmur yeni altın olacak
İnsanların ve hayvanların çürümüş bedenlerini karanlık rüzgarı kokutacak
Sağ kalan azınlık yeni, gudubet hastalıklara tutulacak
Ve platformlar aşınarak yok olacak
Nevalelerin miyadını doldurması
Çözünmenin doğal etkisi
Ve hiç duyulmamış gelmiş geçmiş en güzel sessizlik olacak
Bundan doğan.
Güneş hala gizlenmiş
Yeni bölümü beklerken

Dinosauria, We (born into this)

 

Born like this
Into this
As the chalk faces smile
As Mrs. Death laughs
As the elevators break
As political landscapes dissolve
As the supermarket bag boy holds a college degree
As the oily fish spit out their oily prey
As the sun is masked
We are
Born like this
Into this
Into these carefully mad wars
Into the sight of broken factory windows of emptiness
Into bars where people no longer speak to each other
Into fist fights that end as shootings and knifings
Born into this
Into hospitals which are so expensive that it's cheaper to die
Into lawyers who charge so much it's cheaper to plead guilty
Into a country where the jails are full and the madhouses closed
Into a place where the masses elevate fools into rich heroes
Born into this
Walking and living through this
Dying because of this
Muted because of this
Castrated
Debauched
Disinherited
Because of this
Fooled by this
Used by this
Pissed on by this
Made crazy and sick by this
Made violent
Made inhuman
By this
The heart is blackened
The fingers reach for the throat
The gun
The knife
The bomb
The fingers reach toward an unresponsive god
The fingers reach for the bottle
The pill
The powder
We are born into this sorrowful deadliness
We are born into a government 60 years in debt
That soon will be unable to even pay the interest on that debt
And the banks will burn
Money will be useless
There will be open and unpunished murder in the streets
It will be guns and roving mobs
Land will be useless
Food will become a diminishing return
Nuclear power will be taken over by the many
Explosions will continually shake the earth
Radiated robot men will stalk each other
The rich and the chosen will watch from space platforms
Dante's Inferno will be made to look like a children's playground
The sun will not be seen and it will always be night
Trees will die
All vegetation will die
Radiated men will eat the flesh of radiated men
The sea will be poisoned
The lakes and rivers will vanish
Rain will be the new gold
The rotting bodies of men and animals will stink in the dark wind
The last few survivors will be overtaken by new and hideous diseases
And the space platforms will be destroyed by attrition
The petering out of supplies
The natural effect of general decay
And there will be the most beautiful silence never heard
Born out of that.
The sun still hidden there
Awaiting the next chapter.

 

Gülen Kalp

Hayatın senin hayatın
rutubetli bir boyun eğmeye sopalanmasına izin verme
gözün açık olsun.
çıkış yolları var.
bir yerlerde ışık var.
belki çok değil ama
karanlıktan iyidir.
gözünüz açık olsun.
tanrılar size fırsatlar sunacaklar.
bilin onları.
ele geçirin onları.
belki ölümü yenemezsiniz ama
ama hayattaki ölümü yenebilirsiniz, bazen.
ve siz bunu daha sık yapmayı öğrendikçe,
daha fazla ışık olacak.
hayatın senin hayatın.
elinizdeyken bilin.
sen fevkaladesin
tanrılar zevk almak için bekliyorlar
senin içinde.

Ev - Charles Bukowski

Bir ev inşa ediyorlar
bir alt sokakta
ve bense oturuyorum yukarıda
gözlüklerimi indirmiş,
çekiçler çivilere çakıyor,
tak tak tak tak,
ve sonra kuşları duyuyorum,
ve tak tak tak,
ve yatağa gidiyorum,
Örtüyü boğazıma kadar çekiyorum;
bu evi bir aydır inşa ediyorlar,
ve yakında içinde
insanlar olacak... uyuyan, yiyen,
seven, dolaşan,
ama nedense
şimdi
doğru olan bu değil,
bir delilik var gibi,
adamlar çatılara çıkıyorlar
ağızlarında çivilerle
ve ben Castro ve Küba hakkında okuyorum,
ve gece yanından geçiyorum
ve evin kaburgaları gözüküyor
ve içinde yürüyen kedileri görebiliyorum,
kedilerin yürüyüş şeklini,
ve sonra bir çocuk geçiyor bisikletle
ve ev halen bitmemiş
ve sabah adamlar
geri gelecekler
evin içinde dolaşacaklar
çekiçleriyle,
ve öyle geliyor ki insanlar ev yapmamalı
artık,
insanlar evlenmemeli
artık,
insanlar çalışmamalı artık
ve ufak odalarda oturmalı
ikinci katlarda
avizesi olmayan ışıklar altında;
unutulacak çok şey var gibi
ama yapacak pek bir şey yok,
ve eczanelerde, bakkallarda, barlarda
insanlar yorgun, istemiyorlar
taşınmayı, ve ben gece durmuşum orada
ve bu evin içine bakıyorum ve
ev inşa edilmek istemiyor;
iyi yanından mor tepeleri görebiliyorum
ve akşamın ilk ışıklarını,
ve soğuk
ve montumu ilikliyorum
ve durmuşum orada evin içine bakıyorum
ve kediler duruyorlar ve bana bakıyorlar
ta ki ben utanana kadar
ve sigara ve biramı alacağım
kuzeye doğru gidiyorum kaldırımdan
ve odama geri dönüyorum.

Herkesle yalnız - Charles Bukowski

et sarar kemiği
ve bir akıl koyarlar
oraya ve
bazen de bir ruh,
ve kadınlar vazolar
kırarlar duvarlarda
ve adamlar çok
içer
ve kimse bulamaz
o kişiyi
ama arayıp
dururlar
yataklara girip girip
çıkarken.
et sarar
kemiği ve
et arar
etten daha
fazlasını.

hiç şans yok
hem de hiç:
hepimiz kısılmışız
tekil bir
kadere.

kimse bulamaz
o kişiyi.

çöplükler dolar
hurdalar dolar
tımarhaneler dolar
hastahaneler dolar
mezarlıklar dolar

başka hiçbir şey
dolmaz.

Orijinali - Charles Bukowski, Alone With Everybody:

the flesh covers the bone
and they put a mind
in there and
sometimes a soul,
and the women break
vases against the walls
and the men drink too
much
and nobody finds the
one
but keep
looking
crawling in and out
of beds.
flesh covers
the bone and the
flesh searches
for more than
flesh.

there's no chance
at all:
we are all trapped
by a singular
fate.

nobody ever finds
the one.

the city dumps fill
the junkyards fill
the madhouses fill
the hospitals fill
the graveyards fill

nothing else
fills.

Bukowski'den parçalar:

Charles Bukowski'den insanlar üzerine

"Olan bütün bireyselliğini kaybedersin, yeterince varsa tabi, bir kısmı kalır sende, ama çoğunda yeterince yoktur, bu yüzden eğlence programı izleyicilerine dönüşürler, bilirsin işte öyle şeyler.Sonra neredeyse iyi bir hisle 8 saatlik bir işte çalışırsın, bir şey yapıyormuş gibi, ve evlenirsin, evlilik bir zafermiş gibi ve çocuk sahibi olursun çocuk sahibi olmak zafermiş gibi, ama insanların yaptığı çoğu şey tamamen angarya, evlilik, doğum, çocuklar, yapmak ZORUNDA oldukları bir şey çünkü yapacak başka şeyleri yok.Bunda övünecek bir şey yok, itibar yok, ateş yok, hayatları tamamen düzleşmiş ve dünya onlarla dolu.Üzgünüm, ama benim gördüğüm bu.Salyangoz gibi 8'den 5'e ritmini kabul edemem, bana göre bütün iğrenç şeylerin en iğrenci bu."

Charles Bukowski'den içmek üzerine

"İçmek duygusal birşeydir.Sizi günlük hayatın standartlaşmasından sarsar, herşeyin aynı olmasından.Sizi vücudunuzdan ve aklınızdan çeker ve duvara çarpar.Bana öyle geliyor ki içmek bir çeşit intihar, geri gelmenize ve ertesi gün baştan başlamanıza izin veren. Kendinizi öldürmek gibi bir şey, ve sonra yeniden doğmak. Sanırım ben bir on veya on beş bin hayat yaşadım şimdiye kadar."

- Charles Bukowski

Bukowski'den yalnızlık üzerine..

"Ben hiç yalnız olmadım.Bir odada kaldım -- intihar eğiliminde hissetim.Depresyona girdim.Feci hissettim -- her şeyden feci -- ama başka birinin o odadan içeri girip beni rahatsız eden şeyi iyileştirebileceğini hissetmedim... ya da kaç kişi girerse girsin odaya.Başka bir deyişle, yalnızlık beni hiç rahatsız etmeyen bir şeydi çünkü hep o yalnız kalma kaşıntısı vardı bende.Bir partideyken veya bir stadyum dolusu bir şey için bağrışan insanlar arasında bile yalnızlığı hissedebilirim.Burada Ibsen'den alıntı yapacağım, "En güçlü insanlar en yalnız olanlardır." Hiç şöyle düşünmedim, "Ya, şu sarışın buraya gelse de bir s*kişsek, oramı buramı ellese iyi gelir." Yok, iyi gelmez.Bilirsiniz tipik kalabalığı, "Ayy, Cuma gecesi geldi, ne yapacaksınız ? Burda oturcak mıyız ?" Eee, evet.Çünkü dışarda hiç bir şey yok.Aptallık sadece.Aptal insanlarla takılan aptal insanlar.Bırakın kendilerini aptallaştırsınlar.Hiç yormadım kendimi şöyle gecelere akayım diye.Barlarda saklandım çünkü fabrikada saklanmak istemem, sadece ondan.Milyonlarca insan için üzgünüm, ama ben hiç yalnız olmadım. Kendim seviyorum. Sahip olduğum en iyi eğlence şekli benim. Hadi daha fazla şarap içelim ! "

Bukowski'den "Neden içiyoruz ?"

"İçmenin sorunu bu, diye düşündüm, kendime bir içki koyarken.Kötü bir şey olursa unutayım diye içersin; iyi bir şey olursa kutlayayım diye  içersin; hiç bir şey olmazsa da bir şeyler olsun diye içersin."

Balinaları kurtarın - Charles Bukowski

"Herkesin bir şeyler yapmak zorunda olduğu bir dünyada yaşıyoruz.Bilirsiniz işte, biri böyle bir kural koymuş herkes bir şey yapacak diye, bir şey olacak diye.Bilirsiniz, dişçi, pilot, polis, hizmetli, falan filan...Bazen bütün yapmak istemediklerimi düşünmekten yoruluyorum.Bütün olmak istemediklerimi.Gitmek istemediğim yerleri, Hindistan gibi, yada dişlerimi temizletmek gibi.Balinaları kurtarın, filan, anlamıyorum ..."

- Charles Bukowski {Barfly, 1987}

↑→ Facebook'ta paylaş Tweetle

↑Facebooktan takip et

Charles Bukowski sözleri & şiirleri

3 yorum

Yorum kimden: miraç [Ziyaretçi]
miraçadam çok dogal ve gerçekçi çok iyi sözleri var
26/10/12 @ 20:33
Yorum kimden: tugce [Ziyaretçi]
tugceiyi de bu adam süper.
13/03/13 @ 23:46
Yorum kimden: aslı [Ziyaretçi]
aslıYenileme şiirinin orijinalini bulamıyorum. Bulabilirseniz link atar mısınız? Teşekkürler.
19/03/13 @ 17:22

Bu kayıdın denetlenmeyi bekleyen 3 geribildirimi var...

Çevirdiğimiz Charles Bukowski sözleri Bu dünyada öyle büyük bir yalnızlık var ki akreple yelkovanın ağır hareketinde görebilirsiniz. Bazen sabah yatakten çıkar ve düşünürsün, yapamayacağım artık diye, ama içinden “Çevirdiğimiz Charles Bukowski sözleri Bu dünyada öyle büyük bir yalnızlık var ki akreple yelkovanın ağır hareketinde görebilirsiniz. Bazen sabah yatakten çıkar ve düşünürsün, yapamayacağım artık diye, ama içinden gülersin — böyle hissettiğin bütün z…„ —Charles Bukowski
8 out of 10 9482 Oy 17 Kritik